2016 NE GETİRDİ, NE GÖTÜRDÜ.

 

 

İnsan yeni yıla yeni ve güzel bir şeyler yazarak girmek istiyor. Hepimizin isteği güzellik, iyilik, neşe, sağlık, başarı, bol para gibi şeyler değil mi? Hepimizin beklentileri var. Bu cinsiyete, dini inancımıza veya inançsızlığımıza, ulusumuza, etnik grubumuza, bulunduğumuz pozisyona, yaptığımız işe, yaşımıza bakmıyor. Bir laf var ya “insan hayal ettiği müddetçe yaşar”. Belki bu cümlenin kendine göre bir anlamı var.

Güzel haberler bence, Wikipedia ’nın 2016 yılında gerçekleştirilen bilimsel buluşlar listesinde bulunuyor. İşte bazıları:

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Hubble teleskopundan uzayın görüntüsü

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

WISE ve NEOWISE uyduları asteroid verileri topladı.

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

İkinci yerçekimsel dalga tespit edildi.

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Ebola virüsünün yol açtığı hastalığı önleyebilen ilk aşı bulundu.

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Plüton’un uydusu Charon gezegeninin kuzey kutbunda, Plüton’dan salınan atmosferik gazların yol açtığı kızıllık keşfedildi.

 

Ancak bu buluşların hiçbiri ne Türkiye’de ne de diğer İslami veya gelişmekte olan ülkelerde yapılmamış. Ne yapalım, bu konuda biz olmasak da birileri seviniyor. Ancak bu buluşları ve icatları kullanarak hayatımızın belli bir kısmını rahatlatacağımızdan biz de sevinebiliriz. Düşünün bugün neredeyse hepimizin elinin bir parçası olan cep telefonu olmasa ne yapardık? Nasıl eğlenirdik?

2016’da yapılan tespitlerden belki de hepimizi ilgilendirecek bir konuya değinmek istiyorum.  Ancak bu muymuş dememenizi rica ederim.  Ait olduğumuz soy, ulus, etnik grup her ne ise, hepsinin kökeninin Afrika’da olduğu ve en nihayet oradan geldiğimiz hususundaki bilimsel tespite, 2016 yılında da vurgu yapıldı.

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Günümüzde yeryüzünde yaşayan tüm Afrika dışı toplulukların izi, 50 bin yıl önce Afrika’dan göçle çıkan tek bir gruba kadar sürülebiliyor.

 

Carl Zimmer bu konuyu 21 Eylül 2016’da New York Times gazetesinde yayımlanan “”How We Got Here: DNA Points to a Single Migration From Africa” (Buraya nasıl geldik: DNA yegâne göçün Afrika’dan yapıldığını gösteriyor” adlı makalesinde tekrar gündeme getirdi. Özet olarak şunu söylüyor: Dünyadaki Afrika kökenli olmayan bütün halklar takriben 50 bin yıl önce mevcut olan tek bir gruptan geliyor. Bazı araştırmacılar buna Afrikalı anamız diyor. Ne kadar kabul etmek istemesek de bilim böyle diyor. Darwin’in evrim teorisine karşı çıkanlar için belki bu tespit belki daha cazip gelir. Afrikalı anne sanki dinlerin söylediği ile örtüşüyor. Orasını tartışmayı 2017 yılına bırakıyorum.  Çünkü bu konu benim uzmanlık alanımı aşıyor.

Irklar, etnik gruplar konusu araştırmacıların çok önceden beri ilgilendiği bir alan olmuştu. Hala antropologlar, sosyologlar, tarihçiler, dilciler ve tabii ki en çok da devletler bu konuyu inceleyip duruyorlar. Bilhassa Sovyetler Birliği döneminde tek o 22,4 milyon km²’lik alanda en az 100 civarında değişik ulus, etnik gurup vesaireden bahsedilirdi. Kısacası son verilere göre, bunların hepsi Afrika kökenli olmalıdır. Yani ben falanım, ben filanım diye iddialaşmanın, kavgalaşmanın anlamı giderek azalacak mı? Aslımıza dönsek belki bu karmaşadan kurtulur ve savaşmaktan da vazgeçer miyiz? Neyse bunlar güzel temenniler… Huzurlu bir hayat için bilimden yararlanmaya ne dersiniz?

 

2016’da Dünyadaki en önemli olaylar denildiğinde ilk beş-altı olay arasına Türkiye’deki 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsü de giriyor.  Keşke bu listede olmasaydık, değil mi?

Liste başında ise herkesin hakkında bir yorum yaptığı Donald Trump’ın ABD’nin yeni Devlet Başkanı olarak seçilmesi geliyor. Söylemleri dehşet doğuruyor. Dünya siyasetinde radikal değişimler mi olacak? Bekleyip göreceğiz.

Bizim hala İngiltere demekte ısrar ettiğimiz Britanya’nın Brexit adıyla bilinen Avrupa Birliğinden çıkmak için 2016’da gerçekleştirdiği referandum önemli olaylar arasında kabul ediliyor.  Referandum ayrılmak şeklinde çıkınca Başbakan istifa etti. Biz alışık olmadığımızdan Batılı liderlerin istifalarına hayretle bakıyoruz.  Şimdi bu karar AB’yi sarsar mı tartışmaları başladı. Dünyada ekonominin pek iyi gitmediği malum.

2016’da ABD’de polis tarafından vurularak öldürülen siyahilerin sayısının artması üzerine protestolarda “Black Lives Matter (Karaların Hayatı Önemlidir)” hareketini başlatan hemşire Leshi Evans, ülkemizde pek duyulmadıysa da hayli takdir topladı. Anlaşılan Amerikalı olsan da azınlık olmak kolay değilmiş.

2016 Suriye (ve Irak)  krizinin doruklara ulaştığı yıl oldu. Türkiye’nin de müdahil olduğu savaşlarda çok can ve mal kaybedildi. Türkiye’ye sığınanların sayısında artış oldu. Bu Ortadoğu felaketi sonucunda UNHCR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek komisyonu) verdiği bilgiye göre 2016 yılında Akdeniz’de boğularak ölen mültecilerin sayısı 5 bini aşmış.

2016 yılı Rusya ile Türkiye’nin tekrar dostlaşma yılı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Ağustos’ta Moskova’da meslektaşı Putin ile görüşerek iki arayı düzeltmede önemli bir adım attılar. Bu yılın iyi haberi de belki bu idi.

Rusya denilince, 2016’nın bu günleri 25 yıl önce Sovyetler Birliğinin yıkılış ve parçalanışını hatırlatıyor ve geçenlerde Soçi açıklarında düşen Sovyet dönemi mirası Kızıl Ordu Korosu sanatkârlarının yok olması, sanki bazıları için bu acı anıyı tazelemiş oldu.

2016’da başka iyi bir şey olmadı mı sorusunda hayır diyerek cevap vermemiz belki doğru olmaz. Türkiye’de bu yıl İzmit körfez geçidi, Avrupa ile Asya’yı bağlayan yeni bir köprü ve denizaltı tüneli açıldı. Bunların İstanbul trafiğine katkısını henüz sezmedik, ama iyi olacak diye ümit ediyoruz. Dediğimiz gibi ümidimiz olmazsa yaşamak hayli zor olurdu.

2016 yılında Jamaikalı atlet Usein Bolt’un Brezilya Olimpiyat oyunlarında 100 metrede 3. defa altın madalya kazanması sporseverler çevresinde muazzam bir hayranlıkla karşılandı. Bu bedensel disiplinin örneği olarak somut bir başarının sonucunu teşkil ediyor. İnsanlığın böyle başarı örneklerine,  sembollere ihtiyacı var sanki.

İşte 2016 böyle, tatlısı az ve acısı bol bir yıl oldu. Ben ancak özetin özetini yapabildim.

Ben bu vesile ile okurlarımızın 2017 yılını kutluyorum. “Çıkmadık canda ümit vardır” diyerek gelecek yıla ümitle bakmanızı salık veririm.  “Aydınlık günler önümüzde” sloganını atmak işini politikacılara bırakarak, herkese mutlu, sağlıklı, kazasız-belasız yeni yıl diliyorum.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This