65 YAŞI GEÇTİKTEN SONRA ÖLMENİZ GARANTİ, YAŞAYACAĞIM DİYE BOŞUNA UĞRAŞMAYIN!

Yöneticiler virüse şerbetli. Masalarının etrafında herkes maskeli iken onlar takmıyor. Şu şerbeti halka da dağıtsalar ya. İlginç bir açıklama yapıldı virüsten ölenlerin %93’ü 65 yaş üstü imiş ve yaş ortalaması 74,6 imiş. Şöyle kabaca bir hesap yaparsak ölen 4.648 kişinin 4326’sı bu kategoriye giriyor. Demek ki 65 yaş altında ancak 322 kişi ölmüş.

TÜİK’in verilerine göre, 2019’da 7 milyon 550 bin 727 kişi yaşlı kategorisine giriyor. Yani nüfusun neredeyse %10’nu yaşlılar teşkil ediyor.  Yaşlı nüfusun kendi içinde yaş dağılımına baktığımızda, %62,8’lik bir oranla 65-74 yaş aralığındaki grubun çoğunluğu oluşturduğunu görüyoruz. 75-84 yaş aralığındakiler yaşlı nüfusun %28,2’sini oluştururken 85 yaş ve üzeri kişiler yaşlı nüfusun %9,1’ini oluşturuyor. Bu nüfusun hemen hepsi seçimlere katılıyor. Yani siyasetçilerin sırf gelenek dolayısıyla değil, seçimde oy alma ihtimali yüzünden de önem vermesi gerekli. İktidar gelecek seçimde acaba bunları kaçından oy alacak?

Herkesi sokağa salmalarının ve hafta sonu yasağının kaldırılmasının nedeni, yaşlılarda ölüm oranın yüksek olarak ilan edilmesi olsa gerek.  Yoksa THY’nin bilet paralarını iade etmek zorunda kalacak olması değilmiş.  Ayrıca halkın büyük çoğunluğu maske takmasa, maskeyi burnun altında taşısa da, toplu taşımada sırt sırta seyahat etse de, pazarda-çarşıda birbiri ile itiş kakış alışveriş etse de, onlar Kovid-19’dan muaflar.

Acaba hacdan dönen ve 65 yaş üstü olup ölenlerin sayısı kaç? Bu ve benzer verilere ulaşmak bizler için mümkün değil. Hacdan dönüp karantinaya alınmayan hacılarda daha sonra virüs kaptıkları tespit edilmişti. Yurt dışından geleneler iki hafta karantinada kalıyorlar denildi. Peki bunların hiçbirinde koronavirüs tespit edilmedi mi? Bilgi yok.

65 yaş üstü insanlar kendini bilmez kategorisine sokulmuş. Oysaki bunların arasında yıllarca bu devlete hizmet etmiş akademisyenler, öğretmenler, diplomatlar, siyasetçiler, yöneticiler, sanatkârlar ve iş adamları var. Bu insanlar bugün ahmak sınıfına mı dahil edildiler? Kendilerini korumalarını bilmiyorlar mı? Evde kalınca insanlar ölmüyor mu?

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Aslında, geleneğimize göre saygı görmesi gereken bu yaşlıların en azından beyaz yakalıları şüphesiz tehlikenin farkındalar ve kendilerini maskesiz sokaklarda dolaşanlardan daha iyi koruyacaklar.

İkinci bir saçmalık ise haftada bir gün belirli saatte (o da değişken) yürüme mesafesinde dolaşma izni verilmesi. Peki yürümekte zorluk çekenlerin bir araba ile dolaşmasına neden izin yok? Bu insanlar sağlık kontrolü için kendi doktorlarına neden gidemiyorlar? Ölümleri evde gerçekleşsin diye mi? Böylece koronavirüsten ölenlerin sayısı düşük çıkıyor anlaşılan.

Trump, Putin, Merkel, Erdoğan gibi dünya liderlerinin bir haylisi 65 yaştan büyükler ve maske de kullandıkları görülmüyor. O liderler eve tıkılanlardan daha mı sağlıklılar? Parlamentoda 102 milletvekili 60 yaş üstünde Onlara Meclise girmek yasaklandı mı? Evde oturup da biraz olayları analiz etme kabiliyetinde olanlar bu ve benzer sorular sormaktalar. Ancak basın sokağa çıkma izni için Cumhurbaşkanına methiyeler savuran kişilerin görüntülerini veya trollerce hazırlanmış tweetleri paylaşmaktadırlar.  

3 Nisan’da İstanbul’daki özel hastanelerde bugüne kadar enfekte olan hekim sayısının 100’ü, toplam sağlık çalışanı sayısı ise 200’ü geçtiğinin vurgulayan bir rapor basına sızdı.

10 Nisan’da 20 civarında eczanede virüs tespit edildiği bilgisi paylaşıldı.

13 Nisan’da Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, açık cezaevinde bulunan 3 mahkûmun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.14 hâkim ve savcı, 32 adliye, 79 cezaevi ve 34 Adli Tıp Kurumu personelinin koronavirüs testleri ise pozitif çıkmıştı.

22 Nisan’da İzmir’de 64 mahkûmun daha Kovid-19 testi pozitif çıktı.

23 Nisan’da Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesinde ameliyathanede çalışan 17 sağlık emekçisi de alınmayan önlemler, verilemeyen maske yüzünden koronavirüse yakalandıklarını söyledi.

Bunlar Nisan ayı ile ilgili verilerin birkaçı. Verilerde şeffaflık ve açıklama olmadığı için biz resmi rakamlara nasıl inanacağız, bilmiyoruz.

Son günlerde hastanelerin veri bildirmeleri sanki yasaklandı. Dolayısıyla kulaktan dolma bilgilerle yetiniyoruz.

65 yaş üstündekiler ise tam “vurun abalıya” örneği. 2 Haziran’da İzmir Milletvekili Bedri Serter, 65 yaş üstü vatandaşların yaşadığı sıkıntıları gündeme getirdi.

Kovid-19 salgınıyla mücadele çerçevesinde, 21 Mart’ta bir genelgeyle gündeme gelen genel sokağa çıkma yasağı uygulanan 65 yaş ve üstü vatandaşların, bu yasaklarının 29 Mayıs tarihli genelge ile neredeyse kalıcı hale getirilmeye çalışılmasına tepki gösterdi. Serter, “65 yaşındaki ablalarımız, abilerimiz bugüne kadar böylesi ciddi bir salgında ölüm oranlarının düşük olması noktasında ciddi katkıda bulundular ve sağlık sistemimizin rahatlaması adına da çok önemli bir yurttaşlık görevini yerine getirdiler” dedi.

3 Haziran’da da Emekli Büyükelçi ve Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt’ün yazısı yayımlandı: “Öncelikle açık ve samimi olalım; evden çıkma yasağı bal gibi ev hapsidir. Buna “kısıtlama” demek bir örtmeceden (euphemism) ibarettir. Kanunlarımız gereği bağımsız mahkemelerce hapis cezasına çarptırılmış ve infaz yasası gereğince cezasını evde çekmekte olan bir hükümlünün durumu ile tek kabahati dünyaya daha önce gelmiş olmak olan, yasalara saygılı milyonlarca 65 yaş üstü vatandaşın tâbi olduğu özgürlük kısıtlaması aynıdır. Aradaki tek fark, infaz kanunu gereği evde çekilen hapis cezasında kişinin ayağında elektronik pranga bulunması, diğerlerinde bulunmamasıdır” diyerek 65 yaş üstündekilerin hislerine tercüman oldu.

Yurt Gazetesi 4 Haziran 2020 tarihli nüshasında “65 yaşın isyanı büyüyor” manşeti ile bir yazı yayımladı. “DİSK Emekli Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender, 65 yaş üzerinin 21 Mart’tan bu yana alınan önlemlere uyduğunu, aradan yaklaşık 75 gün geçtiğini, iktidarın “yeni normal” stratejisinin ise insan hakları ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyledi.”

Bu ve daha nice tepkilerden sonra hükûmet 65 yaş üstündekilere yapılan oldukça insafsız uygulamaya bir bahane bulmak üzere Bakan Koca’nın “ölenlerin ekserisi onlar” gibi inanması oldukça şüpheli beyanı geldi.

Varlıklılar büyük şehirlerden yazlıklarına kaçtılar. Acaba 65 yaş üstündeki büyükleri için izin alarak mı gittiler. Peki varlıklı olmayan ufacık, sıkışık evlerine tıkılan yaşlılar ne yapsınlar? Ölüm rakamını düşük tutturtulacak diye mahkûmiyetleri uzatılacak mı?

Peki ikinci dalga virüs salgını gelince herkesi içeri tıkarsanız, zaten kötü giden ekonomi ne olacak? Hadi 65 yaş üstünde çoğu emekli, olanlardan size hayır yok. Ama esnaf olan yaşlılara sokağa çıkma izni verildi. Bu ne perhiz…?

Hükumet bu konuyu tekrar düşünse iyi olur. Cumhurbaşkanına bu konuda gerçeklerin yansıtılması sorunun çözümüne önemli katkı sağlayacaktır.

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This