ATATÜRK’ÜN HALİFELİK HAKKINDA YAZDIKLARI

 

Vefatının 77. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı, çağına adını yazdırmış Ata’mızı, Mustafa Kemal Atatürk’ü hasret ve hürmet ile anıyoruz.

Bugün yapılacak en akıllı işin Atatürk’e kulak vermek olduğunu düşünüyoruz. Aşağıdaki satırları Nutuk‘tan derledik. Ata’nın halifelik (hilafet) konusu üzerine yazdıklarının, yaşamsal öneme sahip gerçekleri hatırlatmasını diliyoruz.

 

 

HİLAFET MAKAMININ KORUNMASINDA DİNİ ve SİYASİ MENFAAT ve ZARURET BULUNDUĞUNU ZANNEDENLERE VERDİĞİM CEVAP

 

Efendiler, Hilâfet makamının korunmasında, dinî ve siyasî menfaat ve zaruret bulunduğu inancında olan bazı kimseler hilâfet görevini kendi üzerime almam teklifinde bulundular.

 

Bu gibilere, hemen gereken ret cevabını vermiştim. Yeri gelmişken başka bir noktayı da arz edeyim.

 

Büyük Millet Meclisi hilafeti kaldırdığı zaman, din bilginlerinden Antalya Milletvekili Rasih Efendi, Kızılay adına, Hindistan da bulunan bir heyetin başkanlığını yapıyordu. Rasih Efendi Mısır’a uğrayarak Ankara ya döndü. Benimle görüşmek isteyerek şunları söyledi: “Gezdiği ülkelerde Müslüman halk benim halife olmamı istiyormuş… Yetkili İslam heyetleri, bana bu dururumu bildirmek üzere Rasih Efendi’yi vekil etmişler.”

 

Rasih Efendi’ye verdiğim cevapta, Müslümanların bana olan bağlılık ve sevgilerine teşekkür ettikten sonra dedim ki : “Zatıâliniz din bilginlerindensiniz. Halifenin devlet başkanı demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında kralları, imparatorları bulunan halkın bana ulaştırdığınız dilek ve tekliflerini ben nasıl kabul edebilirim. Kabul ettim desem, buna o halkların başında bulunanlar razı olur mu? Halifenin emir ve yasakları yerine getirilir. Beni halife yapmak isteyenler emirlerimi yerine getirebilecekler midir? Durum böyle olunca, anlamı ve fonksiyonu olmayan asılsız bir sıfatı takınmak gülünç olmaz mı?

 

Efendiler, açık ve kesin olarak söylemeliyim ki, Müslümanları hâlâ bir halife korkuluğu ile uğraştırıp aldatmak gayretinde bulunanlar, yalnız ve ancak Müslümanların ve özellikle Türkiye’nin düşmanlarıdır. Böyle bir oyuna kapılıp hayal kurmak da ancak ve ancak cahillik ve gaflet eseri olabilir.

 

 

Müslümanları ve Türk milletini bu kerteye düşmüş sanmak ve İslâm dünyasının vicdan temizliğinden, ahlâk ve karakterindeki incelikten, alçakça ve canice maksatlar için yararlanma yolunu tutmak, artık o kadar kolay olmayacaktır. Küstahlığın da bir derecesi vardır.

 

Kaynak: Nutuk, II. Cilt, s. 621-622., TDK Yayınları, 1978.

 

Author: Kılavuz Kirpi

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This