BU KADAR HIZLI UNUTMAK ZORUNDA MIYIZ?

Evet, ülke gündemi her gün yeni bir “bomba” haberle patlıyor, çatlıyor. Bu yüzden gündemi takip etmek ciddi bir odak yitimine sebep olabiliyor. Bunu anlıyorum. Ve evet, atasözünde dendiği gibi Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür yani unutma, toplumsal hafızayı iş görmez kılar.

Ancak her birimiz için hayati önem taşıyan konuları da bu kadar hızlı unutmak zorunda mıyız?

Bu eğitim öğretim yılı başında, yani şunun şurasında iki ay önce kılık kıyafet yönetmeliği değiştirilerek ortaokullarda başörtüsü serbest bırakıldı. Bugün 10 – 13 yaş aralığındaki çocukların eğitim gördüğü ortaokullarda tablo şudur:

 

 

 

Gündemde ne var peki? Herkesin gündeminde birinci madde yeni Cumhurbaşkanlığı sarayı… Peki, 18 yaşın altındaki çocukları ayrımcılığa maruz bırakacak bu uygulama daha mı az endişe verici?

Uluslararası hukuka göre yetişkinlerin giyim-kuşam ve davranışlarına, suç içermediği müddetçe kimse karışamaz. Ve yine aynı hukuk ilkeleri özetle “çocuklar özgürce gelişmekten mahrum edilemez” diyor.

Din eğitimi verilmesi, çocuğa ailenin dini ve ahlaki değerlerinin öğretilmesi değil, bahsettiğim. Dileyen aile çocuğunu bu yönde eğitebilir, bu eğitim devlet okullarında verilebilir elbette. Zaten veriliyor da. Ancak inançlar doğrultusunda giyinmek, yetişkin olmayanlar için bir zorlama, bir seçeneksiz bırakmadır. Henüz zihinsel gelişimini tamamlamamış küçük kızların kadınlar için tanımlanmış bir giyime sokulması yanlıştır, haksızlıktır, adaletsizliktir.

Bu noktada eski bir yazımda sorduğum soruları yineleyeyim:

Ortaokul çağındaki çocuklara türban taktıran düzenlemeyi yapanlara ve ortaokul çağındaki çocuklarına türban taktıran anne – babalara soruyorum:

  • Sizce başını örtmeyen kadın dinsiz midir?
  • Sizce başını örtmeyen kadın namussuz mudur, ahlaksız mıdır?

Daha önemlisi ortaokul çağındaki bir kız, dinen “kadın” mıdır?

Tabii ki değildir.

Aslında çocuk – yetişkin ayrımını yapmak zor değil: 18 yaşın altındaki herkes çocuktur. Örnekse iş hukukunda 18 yaşın altındaki çalışanlar için ayrı maddeler vardır.

Gelelim uzman görüşlerine:

Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği yaptıkları açıklamada bu uygulamanın yol açabileceği sorunları sıralıyor:

  • Çocuk ve ergenlerin ruhsal gelişimini inceleyen bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; beşinci sınıfa başlayan çocukların (ortalama 10 yaş) henüz soyut düşünme becerileri gelişmemiştir.
  • Bu nedenle soyut bir konu olan dinin ve dinî kavramların 10-18 yaş aralığındaki çocuklar tarafından özümsenmesi ve kendi yaşamlarıyla ilgili kararları vermeleri beklenmemelidir.
  • Ortaöğretim çağı çocuğu baş örtmenin soyut dini gerekçelerini henüz tam olarak kavrayamayacağından ailesi ve/veya okulundaki erişkinlerin etkisi altında kalarak baş örtme gerekçelerini benimsemek zorunda kalacaktır.
  • Gerekçelerini kavramadan uygulayacağı bir karar ise çocuğun ilerleyen yıllarda kimlik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecektir.
  • Kimlik gelişimiyle ilgili yapılan bilimsel araştırma sonuçlarının bulguları kimlik gelişiminin ergenliğin son aşaması olan 18-24 yaş arasında tamamlandığını göstermektedir; daha önceki gelişim aşamalarında çocuk ve ergenler kendilerine uygun kimlik rollerini araştırarak bu rolleri denemektedirler.
  • Ülkemizin de onayladığı ve yasal olarak sorumlu olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi’nin 10. ilkesi de “Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır” der.
  • Yeni uygulamanın çocuk ve ergenlerin sağlıklı ruhsal gelişimi açısından önemli riskler taşıyabileceğinden ülkemizde çalışan çocuk psikiyatristleri adına bu endişemizi dile getirmenin ruhsal gelişim basamaklarının en önemli döneminde olan çocuk ve ergenlere karşı duyduğumuz sorumluluğumun bir parçası olduğunu düşünüyoruz.

Ayrıca Pedagoji Derneğinin internet sitesinden Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi metnine ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1989’da benimsenen ve 1990’da da yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi metnine ulaşabilir, çocukların uluslararası yasa karşısındaki haklarını enine boyuna öğrenebilirsiniz. Bence çocukla haşır neşir olan herkesin, eğitimci, eğitim yöneticisi, sağlıkçı, anne-baba dahil her bir ferdin çocuğa el sürmeden önce bu metinleri öğrenmesi gerekir.

Şimdi lütfen bu hayati meseleyi unutmadığınızı gösteriniz. Bu bağlantıdaki imza kampanyasına destek veriniz. Demokratik rejimlerde talep ve tercihlerimizi yönetici erke duyurmanın bir yolu seçimlerse bir yolu da bu gibi imza kampanyalarıdır.

Çocuklarımızın haklarını savunmayacaksak, savunacak neyimiz kalır elde?

 

​* Kapak fotoğrafı: Sara Al Obaidly

Author: Beril Devlet

[yazar] [ara sıra çevirmen] [çeyrek asırdır eğitimci]

Share This Post On

Trackbacks/Pingbacks

  1. Anaokulunda “besmele” öğretmek yetmez | KILAVUZ KiRPi - […] psikiyatrik sorunlar doğuracağı, bilim çevreleri tarafından aylardır dile getiriyor. Daha önceki bir yazımda bu konu üzerinde uzunca […]

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Share This