EĞİTİMDE LAİK DEĞERLERE KARŞI ÇIKAN YENİ BİR ÜLKE: RUSYA

 

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin yeni bir eğitim bakanı tayin etti. Akabinde tartışmalar patlak verdi. Putin cumhurbaşkanlığının üçüncü döneminde  “geleneklere” vurgu yapmaya başladı. Bu gelenek konusu ise Rus Ortodoks Kilisesi ile sıkı sıkıya bağlı.

Aslında Komünist eğitim ve gelenekten gelen eski KGB başkanı Putin’in dini çizgiye kaymasının esas nedeni çöken Komünizm yerine yeni bir ideoloji, yani Ortodoks inancını yayma arzusu.

 

V. Putin - Mayıs 2016
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

V. Putin – Mayıs 2016

 

Siyasetçiler için halkı istedikleri gibi yönetmek için her yol mubah.

Geçenlerde vefat eden Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov İslami değerlere tam anlamda karşı iken, meslektaşı Putin dinden medet umar hale geldi. Dolayısıyla Çeçenistan ve Tataristan cumhuriyetlerinin cumhurbaşkanlarına İslami gelenekleri kuvvetlendirmek için her türlü izini verirken, Rus Ortodoks Kilisesine de neredeyse Çarlık dönemindeki kadar hareket serbestisi verdi.

Bu arada Türkiye-Rusya krizi patlak vermeden önce 23 Eylül 2015’te Moskova’da 111 yıllık eski bir Tatar Camii yerine inşa edilen muazzam yeni Merkez Camiinin açılışına Cumhurbaşkanı Erdoğan da davet edilmişti. O tek bir Müslüman ülkesi temsilcisi olarak orada idi (Filistin’den Mahmut Abbas da vardı. Ancak onun devleti henüz tanınmış değil).  Kısacası Putin bir taraftan kendi ülkesindeki Müslümanları memnun etmek ister gibi gözükmekle beraber, Ortodoks değerleri yerleştirme konusunda da gayet faal.

 

Yeni Eğitim Bakanı 56 yaşındaki Olga Vasilyeva 1 Eylül’de Rusya’da okulların açılmasına kısa bir süre kala, 19 Ağustos’ta bu göreve atanmıştı. Kendisi, Sovyet politikalarını ve bilhassa çok kişinin canına mal olan politikaları ile tanınan Josef Stalin’i övmesi ve Ortodoks Kilisesine yakınlığı ile bilinen bir şahıs. Vasilyeva, 1943-1948 yılları arasında Rus Ortodoks Kilisesinin Sovyet Devleti Politikasındaki Rolü adlı bir doktora tezini savunmuştu.

Malum, Stalin ikinci dünya savaşı patlak verince Sovyetlerin din aleyhtarı politikasından vazgeçerek, kilisenin desteğini almak için Ortodoks Kilisesine serbestlik getirmişti.

Vasilyeva Putin’in ilk cumhurbaşkanlığı döneminde 2002’de Rusya Cumhurbaşkanlığı Milli Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisinin dini araştırmalar bölümü başkanlığına getirilmişti. Yani Putin ile tanışıklıkları hayli eskiye dayanıyor. Putin onu Rusya’daki eğitimi tepeden tırnağa değiştirecek bir şahıs olarak görmüş olmalı.

Vasilyeva’nın, dünyanın laik eğitim müesseselerine sahip en büyük ülkelerinden biri olan Rusya Eğitim Bakanlığına tayini eğitimciler, liberaller ve azınlıkların geniş bir kesiminin tepkisi ile karşılandı.

Eho Moskvı radyosunun tanınmış gazetecisi Aleksandr Pluşçev 22 Ağustos 2016’da “Benim tek bir sorum olacak.  Bu şahsın laik eğitim ile ne alakası var?” demişti.

Kremlin yandaşı İzvestiya gazetesinin tanınmış yorumcusu Aleksandr Prohonov ise 22 Ağustos tarihli köşesinde “Onun tayini ile eğitimde ve Rus gençliğini aydınlatmada derin değişiklikler bekliyoruz” diye yazmıştı.

23 Ağustos’ta ise Tataristan’ın başkenti Kazan’da  “Tatar Okullarının Geleceği” konusunda bir toplantı düzenlenmişti. Prag’dan yayın yapan Azatlık (Özgürlük) Radyosunun muhabiri, toplantıya katılan bazılarının görüşünü de aldı.

Tataristan Devlet Şurası (Parlamento) eğitim, kültür, bilim ve milli konular komitesi Başkanı Razil Veliev görüşü şöyle:

“Son 20-30 yılda dili (Tatarca’yı)  korumak için çok mücadele ettik. Birçok kanun ve devlet programı kabul etsek de, bütün bunlar Moskova’daki Rusya Devlet Duma’sı ve Rusya Eğitim Bakanlığı tarafından engelledi. Bakanlığın başında kimin olduğu aslında çok önemli bir husustur. Yeni bakanın biyografisini inceledik.   Onun Ortodoks Kilisesi ile çok yakın olduğunu anladık. Bundan önce Kazan’a Rusya Ortodoks Kilisesinin lideri Patrik Kiril gelmişti O gelmeden öncede Kazan Metropoliti değiştirildi. Onların ileri sürdükleri fikirler milli eğitim lehinde görüşler değillerdi. Hepsinin maksadı eğitim sistemine Ortodoks din derslerini koymak. Biz çok uluslu bir cumhuriyetiz. Şayet Ortodoks ve İslam din derslerini müfredata koyarsak bu sefer değişik inançtaki çocuklar arasında çatışmaların çıkma ihtimali olacaktır”.

Milletvekili, açıkça söyleyemese de Rus olmayanları sırf Rusçaya mecbur etmek ve sırf Ortodoks inancını belleterek “Ruslaştırma” politikalarının hala devam ettiğine işaret etmek istemiş.

Genel olarak 1993’te kabul edilen Rusya Federasyonu ve özelde 1992’de kabul edilen Tataristan Anayasalarında “laiklik” vurgusu olmasına rağmen, dini siyasi bir araç olarak kullanma siyasetinin çok güçlendiği anlaşılmaktadır.

Rusya bu konuda acaba başka ülkeleri örnek mi alıyor?

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Trackbacks/Pingbacks

  1. RUSYA’DA SEÇİMLER: HALKIN YARIDAN FAZLASI SANDIĞA GİTMEDİ | KILAVUZ KiRPi - […] rahatsız ediyor. Bu anlamda Stalin hayranı bir hanımı eğitim bakanı seçmesi (bkz. http://kilavuzkirpi.com/egitimde-laik-degerlere-karsi-cikan-yeni-bir-ulke-rusya/) ve onun okullarda Ortodoks dinini okutma…

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This