GÖÇMEN (MÜLTECİ) AKINI AVRUPA ÜLKELERİNİ FELÇ ETTİ

 

Türkçede kullanılan göçmen sözcüğü mülteci kelimesinin derinliğini taşımıyor. Çünkü mülteci sözlüğünün kökünde “iltica”, yani sığınma yatıyor. Bu kategoriye girenler her şeylerin bu sığınmaya bağlamışlar.

Göçmenler ise genelde bulundukları ülkelerde iyi kötü yaşayabilseler de, ülkedeki siyasi şartların kötüleşmesi, siyasi ve dini baskıların artması, ülkede muhafazakârlık, hatta faşizm belirtilerin artması dolaysıyla bilhassa daha gelişmiş ve daha özgür ülkeler kendi istekleri ile gitmeleridir. Bu ülkeler ABD, Kanada ve Avustralya olarak sıralanabilir. İşin ilginç yanı bizim yaşanacak ülke olarak ilk sıralara koyduğumuz Almanya’dan her yıl on binlerce Alman Yeni Dünya’ya göç etmektedir.

Kendim birinci kuşak mülteci olduğumdan bu sorunun nedenlerini daha iyi anlamaktayım. Gerçi 1949’da Türkiye’ye geldiğimizde bize “serbest göçmen” statüsü ön görülmüştü. Oysa biz Çin komünizminden canımızı kurtarmaya çalışıyorduk. Ancak buna da müteşekkiriz.

Bulgaristan’dan Türkiye’ye sığınanlara devlet konut ve arsa yardımı yaptığından onlar daha kolay ve çabuk kalkına bilmişlerdi. Türkiye aslında mülteci ve göçmenler ülkesidir. Osmanlı döneminden başlamış bu saate kadar devam etmektedir. Şayet öyle olmasaydı bugün Boşnak’ı, Arnavut’u, Pomak’ı, Gürcü’sü, Çeçen’i, Çerkez’i, Abaza’sı, Şapsıh’ı, Osetin’i, Avar’ı, İranlısı bunlara ek soydaş Kırım Tatarı, Kazan Tatarı, Özbek’i, Kazak’ı, Kırgız’ı, Türkmen’i ve daha adını saymadığımız çeşitli etnik topluluklar olmazdı. Büyüklerinizden sorarsanız onlar da Türk olsalar dahi bir yerlerden Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmışlardır. Yoksa insan neden doğduğu ülkeyi terk etsin ki?

Bugün iki milyona yakın Suriyeli mülteci var. Tabii bunların hepsi de Arap değil, Kürt’ü var, Türkmen’i (aslında Türkoğlu Türk) var. İşin garibi Irak’tan iltica eden Türkmenler sürünürken, Suriye’den iltica edenlere devlet desteği var. Yani mültecinin olduğu yerde trajedi var.

ABD’nin, Batı Avrupa’nın, Suudi Arabistan’ın ve bizim teşvikimiz ile Devlet Başkanı Esad’ı devireceğiz kampanyası başlayınca iç savaş patlak verdi. Esad’a destek veren Rusya bu hesabı bozdu. Neticede 4 milyon Suriyeli yerinden yurdundan oldu. Çünkü dış destekli çeteler ve bunların en dehşetlisi Sünni IŞİD (hükumet DEAŞ demeyi seviyor) ortalığı duman etti. İnsanlar canlarını zor kurtardılar.

 

Başta komşu Türkiye, Irak, Lübnan ve Ürdün’e sığındılar. Bu sığındıkları ülkelerin zaten kendi iç sorunları vardı. Dolayısıyla sığınmacıların bütün ihtiyaçlarını karşılama imkânı olmadı. Bunun üzerine biraz parası olanlar insan tacirlerine kendilerini teslim ederek Avrupa’ya sığınma yollarını zorlamaya başladılar.

İşte ancak o zaman Avrupalı liderler uyandı. İsyancıları silahlandırırken, onları eğitirken iyi idi, ancak silahlandırdıkları IŞİD kendilerine karşı da dönünce başkentlerde aldı bir düşünce. Böyle bir mülteci akını beklemiyorlardı. Bir Alman politikacı “verelim Türkiye’ye birkaç kuruş, mültecilere o baksın” gibi çok zekice (!) bir formül de ileri sürdü. Bilmem, galiba hesapta anlaşamadılar.

Mülteciler ise daha iyi şartlar bulacaklarını umdukları gelişmiş Batı Avrupa ülkelerine gitmek istiyorlar. Bu yüzden bu ülkelerin kendilerinde krizler patlak verdi. Bilhassa Almanya’da mültecilerin kaldıkları konutlara saldırılar oldu.

Henüz 30 yıl dolmadı, Avrupa’da devlet sınırlarının olmadığı bir kıta olarak tahayyül ediliyordu. Şimdi ise Avrupa tekrar bu sefer çelik çitlerle sınırlarını çevirmeye başladı. Schengen anlaşmasını imzalayan bazı ülkeler tekrar sınır kontrolü tesis etmeyi düşünmeye başladılar. Bu askeri bir tehdit olduğu için değil. Ocak ile Temmuz ayları arasında AB ülkelerine sığınma talebinde bulunanların sayısı % 71 artmış. Yıl sonuna kadar sırf Almanya’ya 800 bin sığınmacı başvuracak diye tahmin ediliyor. Biz Türkiye olarak iki milyon mülteciyi kabul ettiğimizde hiçbir Avrupa ülkesi yardım edelim dememişti.

Göçmenlik dünya çapında bir sorun olmaya devam ediyor. BM göre 60 milyon insan bir yerlerden kaçıyor. Bunlardan Avrupa’ya ulaşanlar çok ufak bir rakamı teşkil ediyor.

Peki, neden bu yaygara?

Mültecilerin % 80’i gelişmekte olan ülkelerden, iç savaş süren, açlık hüküm süren ülkelerden geliyor. O derece ki, Avrupa’nın kendi içinden bile Makedonlar, Arnavutlar, Bulgarlar vb. gelişmiş Avrupa ülkelerine iltica etmeye çalışıyorlar.

Bu, işsizlik sorunun bir sonucu değil mi?

Kapitalizm sırf kazanç üzerine kurulduğu için sosyal devlet anlayışı hemen her yerde yok oldu. Aslında gelişmiş ülkelerde de bir iç patlama olursa, şaşmayalım.

 

 

Görseller

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Share This