GÜNDEM: GUANTANAMO, IŞİD, PUTİN

İşkence raporu:

Aralık ayının ikinci haftasında Guantanamo Bay’da (körfez) yapılan işkenceler hakkındaki Amerikan Senatosunda okunan rapor dünya basının önemli konusu oldu.

11 Eylül 2011’de ABD’ye yapılan terör saldırılarından sonra ABD Başkanı Bush bunun sorumlularının Ortadoğu veya Afganistan’da bulunduğunu iddia etmişti. Sonuçta Pakistan ve çevre ülkelerde bu olaylarla bağlantısı olduğu varsayılan zanlılar değişik ülkelerden, ABD’nin (Küba adasındaki) Guantanamo Bay üssüne getirildiler.

Tutsaklar yıllarca bu kampta kaldı en ağır şartlara ve işkencelere maruz kaldılar. Aslında bu konu yine Amerikalıların kendileri tarafından sorgulandı, yabancı ülkeler ya menfaatleri icabı ya da duyarsız olduklarından pek ilgilenmediler.

Geçenlerde ABD Senatosu, CIA’in buradaki faaliyetleri hakkında rapor hazırlanmasını talep etti. Neticede ABD Senatosu İstihbarat Komitesinde 6 bin sayfalık raporun 500 sayfalık özeti Komite Başkanı Dianne Feinstein tarafından okundu.

Senatör Feinstein: “CIA’in 10 yıl önceki eylemleri, değerlerimizde ve tarihimizde bir leke oldu. Açıklanan 500 sayfalık özet rapor bu lekeyi ortadan kaldıramayacak. Ancak Amerika’nın yanlış bir uygulamayı kabul edecek kadar büyük olduğunu bütün dünyaya gösterecek” dedi. Raporda ayrıca sorgulamalardan elde edilen bilgilerin yaşam kurtarıcı olmadığı da vurgulandı.

13 çeşit işkence metodunun nasıl uygulayacağını belirleyen iki askeri psikoloğa ise 8 milyon Amerikan doları hakkı huzur ödenmiş. Tutukluları aşağılamak ve konuşturmak için yapılan işkenceler bel altına vurmak; 18 saat boyunca tutukluyu çok dar kutularda tutmak; tutukluyu çıplak veya 180 saat uykusuz bırakmak veya tutukluda boğulma duygusu yaşatmak için yüzüne devamlı su dökmek gibi çeşitli uygulamalardan oluşmuş. ABD senatosunda okunan bu rapora göre 119 şüpheliye bu nevi işkenceler yapılmış.

Bu gibi uygulamalar tabii ki sırf ABD’de yapılmıyor. Neticede her ülkede işkenceciler var. Fakat bir devlet organının bu gibi insan haklarını ve uluslararası hukuku ihlal eden bir davranışı faş etmesi gibi bir olaya ABD dışında da pek rastlamadık. Belki böylece suçlarını itiraf ederek dünya kamuoyunda kendilerini affettirmek istiyorlardır.

 

 

IŞİD ve küresel cihat örgütleri kana doymuyor:

International Center for Study Radicalisation (ICSR) (Uluslararası Radikalleşme İncelemeleri Merkezi)’nin incelemelerine ve Londra’daki saygın yayın organı BBC’ye göre, IŞİD adlı radikal İslamcı örgüt, sırf Kasım (2014) ayında takriben 650 saldırı gerçekleştirmiş ve kurbanlarının çoğu Müslümanlar olan 5 bin kişiyi öldürmüş. Daha kesin rakamlara göre, son 30 gün içinde 664 saldırı gerçekleştirilmiş ve 5042 kişi öldürülmüş bulunuyor. Diğer ifade ile IŞİD günde ortalama 170 kişiyi öldürmektedir.

 

GÜNDEM VE GÜNDEM DIŞI3
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn
TV: IŞİD İslami değildir!
Soldaki: Obama bizi ne zannediyor? Mormon mu?
Tabelada: Irak ve Maşrık (ortadoğu) İslam Devleti – Yapım aşamasında / İlerlememiz için özür dileriz

 

IŞİD’in dışında kendilerine değişik adlar veren Cihatçılar geçen ay da Suriye ve Irak dışında 12 ülkede katliamlarını sürdürdüler. Afganistan ile Nijerya’da takriben 800 kişi öldürüldü. Yemen, Pakistan ve Somali’de de yüzlerce kişi öldürüldü. Araştırmacı bilim adamlarına göre, kurbanların % 80’ini Müslümanlar teşkil ediyor.

Tabii ki milyonlarca Müslüman bu cinayetler için sorumlu değil. Ancak dünya kamuoyu acaba bunu böyle algılıyor mu? Bu durumda İslam’ın barışçıl yüzünden nasıl bahsedeceğiz? İnançlılar için çok zor bir durum.

 

 

Putin yeni arayışlar içine:

10 Aralık’ta Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin Hindistan’a yapacağı resmi ziyaretten önce Taşkent’e de uğradı. Özbek meslektaşı İslam Kerimov, Afganistan’ın ülkesine bir tehdit olduğunu ve IŞİD’din yükselişinden endişelendiğini anlattı.

 

 

Adı “İslam” olan bir şahsın radikal İslamcılardan korkması tarihin garip bir cilvesi olsa gerek.

Her neyse Kerimov, Rusya’nın Orta Asya’da barış ve güvenliği sağlamada yeniden çok önemli rol oynadığını belirtti. Her iki ülke zaten Şanghay İşbirliği Örgütünde üyeler. Bir şekilde Rusya buraya zaten müdahildir. Buna rağmen Putin’in Taşkent’e uğraması, Türkiye’ye yaptığı gibi başka bir güç gösterisi olmalı.

Putin Taşkent’ten sonra Hindistan’ın başkenti New Delhi’ye gitti. Burada Başbakan Narenda Modi ile görüşürken, yanındaki Rus yetkililer Hintlilerle gelecek on yılda on yeni nükleer santral inşa etmek ve Hindistan’a on milyon ton petrol ve doğal gaz ihraç etme konusunda bir takım antlaşmalar imzaladılar.

 

 

Böylece Putin Batılılara gücünün ve ticari kabiliyetinin olduğunu göstermeye çalıştı. Gerek Türkiye ve gerekse Hindistan ile gerçekleştirilecek işbirlikleri ve ticari ortaklılar çok uzun vadeli. Dolaysıyla bunlar Batının ambargosu ve varili neredeyse 60 Amerikan dolarına düşen dünya petrol fiyatları dolayısıyla Rusya’da başgösteren enflasyona ve ekonomik sıkıntılara merhem olmaktan uzak.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr.,
Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Share This