İNSANDA EN ESKİ KANSER VAKASI BULUNDU

 

İnsandaki en erken kanser vakası 1,7 milyon yıllık bir kemikte bulundu

Güney Afrika’da insanın akrabası olan bir varlığın topuğunda tespit edilen bu kanser vakası modern tıbbın araştırmaları için önemli bir bulgu olabilir.

İnsanlığın Beşiği (Cradle of Humankind) olarak da bilinen fosil zengini Güney Afrika’da, araştırmacılar şimdiye kadar bilinen en eski ve dünyanın en ölümcül hastalığı ile ilgili bir bulguya ulaştılar.

3D görüntüleme metodu kullanan araştırmacılar Swartkrans Mağarasında 1,6 ile 1,8 milyon yıl önce ölen bir insan akrabasının ayak kemiğinde saldırgan bir kanser tipi olan osteosarcoma tespit ettiler.

South African Journal of Science  (Güney Afrika Bilim Dergisi) adlı dergide bu konuda yayımlanan makalede “modern yaşam tarzının, bilhassa endüstriyel ülkelerde kanserin artmasına neden olduğu ifade ediliyor, ancak bu hastalığın tetikleyicisinin insanlığın gelişmesinin derinliklerinde yattığı da bir gerçektir” denilmekte.

Makalenin yazarlarından biri olan Witwatersrand Üniversitesinden Edward Odes şöyle yazmış: “İlkel diyet şekillerini tercih edebilirsiniz (atalarımızın yedikleri), en temiz ortamda yaşamaya çalışırsınız, fakat bu hastalığın kapasitesi çok çok eskilere dayanmaktadır ve kendimize ne yaparsak yapalım kurtuluşu bulunmamaktadır.”

01-hominin-cancer-bone.ngsversion.1469712600341.adapt.885.1
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

02-hominin-cancer-bone.ngsversion.1469712600374.adapt.470.1
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

 

Hayalet endişe

Kanserin kökeni tarihi delillerin azlığından sürekli tartışmalara neden olmaktadır. Kanser hastalığı ile ilgili ilk referans belki de M.Ö. 2600’lerde yaşamış olan büyük Mısırlı Doktor İmhotep’e dayanmaktadır. O yazılarında (kanseri) her çeşit tedaviye karşı koyan ıstıraplı “göğüsteki bir şişlik” olarak tarif etmektedir.

Ancak bütün eski metinler bu illet hakkında çok az bilgi vermektedirler. Ayrıca bu habis tümörün tam ve kusursuz açıklaması 18. yüzyıla kadar yapılamamıştır.

Kanser hastalığının tarihi kayıtlara henüz yeni düşmesi, bu hastalığın genelde 65 yaştan sonra ortaya çıkması ve eski dönemlerde bu yaşa ulaşanların sayısının çok az olması ile açıklanabilir.

Onkolog Siddhartha Mukherjee The Emperor of All Maladies (Bütün Hastalıkların İmparatoru) adlı eserinde şunları yazıyor: “Medeniyet kansere neden olmadı, fakat insan ömrünü uzatmak medeniyetin bu örtüsünü açtı.”

Fosil kayıtlarında kanserin izlerine rastlamak oldukça zordur. Çünkü fosillerde kemiğin etrafında önemsiz bir miktarda et kalır. Bazı araştırmacılar yumuşak doku kalma ihtimali olan mumyalanmış vücutlarda incelemeler yaparak soruya cevap aradılar.

1990 yılında Peru’da 30 yaşları civarında sol kolunun üst kısmında habis bir tümör olan bin yaşındaki bir kadın cesedine otopsi yapıldı. Kütle o derecede büyümüştü ki henüz hayatta iken cildinden fırlayacak duruma gelmişti.

 

Kesin Kanıt

İnsanları mumyalama pratiği birkaç bin yıl öncesine kadar gidiyor. Ancak fosiller milyonlarca yıl eski olabiliyorlar. Şimdi, Odes ve meslektaşları Johannesburg yakınında Swartkrans’ta bulunan insanımsı kemiğin habis kanser ile ilgili en eski veri olduğu hususunda çok inançlılar.
Hareketli Hedef

Ekip, habis bir büyüme gösteren ökçe kemiğinin dışında başka tümörlü ve daha eski bir fosil inceledi. Ancak bu iyi huylu idi.

Aynı dergide yayımlanan başka bir incelemede ekip 1.98 milyon yıl öncesine ait Australopithecus sediba  diye adlandırılan genç iskeletin vertebrasında (omurga kemiği) bir doğal olmayan bir büyümeden bahsediyor. Bu iskelet yerel araştırıcı Lee Berger tarafından Swartkrans’tan birkaç kilometre uzaklıkta Malapa adlı yerde bulunmuştu. Bu buluştan önce ise Hırvatistan’da toprak altından çıkarılan bir Neandertal’in 120 bin yıllık bir kaburgasında iyi huylu bir tümör tespit edilmişti.

Ekip bu yeni buluşlarının kanserin hareketli bir hedef olduğunu hatırlatan önemli bir unsur olduğuna inanıyor. Kadim geçmişimizden gelen genler kanser kapasitesini de birlikte taşıyor. Fakat bu hastalık çevremizdeki değişiklikler dolayısıyla çeşitli şekillerde yayılıyor.

Mesela mide kanseri 19 yüzyıla kadar daha az yaygındı, çünkü bugünkü gibi kanserojen gıda koruyucuları kullanılmıyordu. Bugün kolon kanseri yükselişte ki, bu da yemeklerde doymuş yağ kullanılması ile ilgisi olmalı.

 

Kaynak: National Geographic

Author: Kılavuz Kirpi

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This