İnsanın evrimleşmesi konusunda yeni deliller?

2006 Ekiminde BBC Etiyopya’nın (Habeşistan) başkenti Adis Ababa milli müzesinden bir haber geçti. Habere göre, Dr. Zesenay Alemseged kumdan zarar gören 3,3 milyon yaşındaki bir kafatasını beş yıldır temizlemekle meşgulmüş.

Alemseged, Etiyopya’nın kuzeydoğusundaki çölde yaptığı kazı esnasında iki ayağı üzerinde yürüyen ilk maymunun kafatasını bulduğunu anlamış. Buna Australopithecus afarensis adını vermiş. Bunun gerçek insanın öncüsü olduğunu düşünmüş.

“Bebek afarensis bir insan çocuğu gibi sendeleyerek yürüyorsa da, aynı zamanda maymuna benzer önemli yüz hatlarına da sahipti ” diyor araştırmacımız ve devam ediyor:

“Omuz yaprakları gorilinkini çok andırıyor. Dolayısıyla afarensis ağaçlara tırmanabiliyor muydu, şeklindeki eski soruyu gündeme getiriyor. Dil kemiğini bulmak bizi heyecanlandırdı. Böylece onun nasıl bir ses çıkarabileceğini tahmin imkânımız oldu.”

Araştırmacımız “bu maymun ve insan özelliklerini birlikte taşıyan şimdiye kadar bulunan ilk kız. Dolaysıyla bu onu özel bir konuma getirdi. O insanlığın keşfinde zirveye yükseldi”, demektedir.

Bu yaratık son zamanlarda bulunan ve insanlığın gelişimini incelemek için önemli olan birçok fosil arasında ilk meşhur Australopithecus afarensis olup, 1974’te ona “Lucy (Lusi)” adı verilmiş.

Araştırmacı Zeresenay Alemseged böyle önemli bir buluş yapan ilk Etiyopyalı. ABD ve Avrupa’da tahsilini yapmış olup, Almanya’nın Leipzig şehrinde Max Planck Gelişimsel Antropoloji Enstitüsünde çalışıyordu.

 

İkinci önemli buluş 2010 yılında Güney Afrika’da bulunan insana benzer iki yaratık oldu. Bu fosillerin 1,9 milyon yıl yaşında olduğu tespit edildi ve Australopithecus sediba adı verildi.

A. sediba’ların beyin, ayak, el ve leğen (kalça) kemiği yapıları bu yaratıkların insanlığın evrimsel hattında doğrudan Homo sapiens ile direkt bağı olduğunu göstermektedir. Bu durumda insanlığın evrimi hakkındaki görüşlerimiz değişebilir.

Güney Afrika Johanesburg’taki Witwaterstand Üniversitesi profesörü Lee Bergen “bu yaratıklar birbirinden ayrı olarak evrimleşmiş olabilir. Şayet A. sediba soyu bize akraba değilse bunların hepsinin birlikte evrimleşme olasılığı çok azdır.” dedi.

 

Eski teorilere göre, modern insanlar kendi izlerini bundan bir milyon yıl öncesinde yaşamış Homo erectus olarak bilinen yaratığa kadar takip edebilir.

Şimdi keşfedilen A. sediba, her ne kadar Homo erectus’tan daha eskiyse de, çevresinde başlatılan tartışmaya rağmen, diğerinden bazı yapısal ve yetenek üstünlükleri olduğu anlaşılmaktadır. Yine de Bergen ekibi “A. Sediba, H. erectus’un daha güvenilir ceddidir” diye iddia etmektedir.

Bergen ve meslektaşları incelemelerini aşağıdaki gibi özetlemektedirler.

 

Fosillerin yaşı: En son teknolojik verilere göre fosiller 1.97 ila 1.98 milyon arasında bir yaştadırlar. Yaş belirlemek çok önemliydi. Çünkü A. sediba’nın H. erectus’un gerçek atası olduğu ancak böyle ispatlanabilirdi.

 

Beyin: Yüksek çözünürlükte X-ışını, erkek yaratığın kafatasında beyinin yerleştiği boşluğun hacmini hesapladı. A. sediba’nın 440 santimetre küplük hacim veya ortalama bir greyfurt büyüklüğünde bir beyne sahip olduğu anlaşıldı. Bu Lucy’ninkinden (3,2 milyon yıl) biraz ufak kalmaktadır. Fakat beyin biçimi, bilhassa ön kısımda, daha insansı gözükmektedir.

Leğen: Kalça kemiği insanda leğen gibi kısa ve geniştir. Lucy’nin ise daha yassı ve daha geniş idi.

 

El: Dişi fosilin sağ eli neredeyse gelişimini tamamlamıştır. Maymun elinden ziyade modern insan eline daha fazla benzemektedir. Şempanzeye nazaran daha kısa parmakları vardır. Böyle bir elin becerisi basit aletler yapmaya daha yatkın diye iddia ediyor, araştırma ekibi.

Ayak: Ayak bileği birleşimi neredeyse insani formda bulunuyor. Ayrıca aşil (ökçe) kirişini ispatlayacak bazı deliller de mevcut. Bunun ağaçlara tırmanmaktan ziyade bir çeşit yürüyüşten kaynaklandığını tahmin ediyorlar.

 

 

BBC’nin 4 Mart 2015’te verdiği bir diğer habere göre, bilim adamları yer altında ilk insana ait olduğu iddia edilen bir çene kemiği buldular.

Bu buluntu 2,8 milyon yaşında ve daha önce araştırmacıların soyumuzun çıkış tarihi olarak verdiği tarihten 400 bin yıl daha öncesine dayanıyor. Bundan önce bulunan Lucy gibi bu da Etiyopya’da bulunduğundan, değişen iklim şartlarının ağaç sakinlerinden dik yürüyenlere geçişi tetiklediği tahmin ediliyor.

Lucy’nin cinsleri ilk primitif insana dönüşmüş olabilir mi?

ABD Las Vegas Nevada Üniversitesi profesörü Brian Villmoare “3,2 milyon yaşındaki Lucy’nin 1974’te aynı bölgede keşfi her ilişi arasında görüntüsel bir bağlantıya işaret ediyor. Bunu da tartışıyoruz.” demektedir.

 

2.8 milyon yaşındaki alt çene, Ledi-Geraru araştırma bölgesinde Etiyopyalı bir üniversite öğrencisi olan Halahev Seyoum tarafından bulunmuş. Keşfedilen sol alt çenede beş adet de diş bulunuyor. Arka azı dişini bu bölgede bulunan insansal fosillerinkinden daha ufak olduğu anlaşılıyor.

Londra Doğal Tarih Müzesinden Profesör Chris Stringer, “bundan önce yine Etiyopya’da Hadar bölgesinde üst çene fosili bulunmuştu ve onun yaşı 2.35 milyon yıl olarak tespit edilmişti” diye bilgi verdi.

Bu yeni keşif bilim adamları arasında yeni teorilere ve tartışmalara yol açacak.

Aslında ilk insanın ne zaman ortaya çıktığı konusu çok kişiyi ilgilendiriyor. Antropolog, arkeolog gibi araştırmacıların yeni keşifleri evrim teorisini geliştirmeye büyük katkı sağlayacaktır. Tabii ki bu konuda dinler gibi kesin son söz söylenmesi için vakit henüz erken. Ancak her yeni keşif insanlık tarihindeki evrimi daha çok ispatlamaya yarıyor.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Share This