“İSLAM DEVLETİ” HERKESİ KORKUTMAYA BAŞLADI

 

İslam’ı bayrak eden IŞİD, batıdaki adı ile İslam Devleti gerçekleştirdiği vahşet ile dünya gündeminden düşmüyor. Onun bu kanlı, insanı dehşete düşüren eylemleri, Batıda İslam’ın kanlı yüzü diye algılanıyor.

 

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları değişik cephelerde saldırılarını sürdürüyorlar. En son olarak ise iki Japon rehineyi ve bir Lübnanlı askeri pilotu katlederek gündeme geldiler.

İki Japon rehine geçen yıl Suriye’de IŞİD’in eline geçmişti. Japonya gizlice görüşmeler yaparak bu iki vatandaşını kurtarmak istiyordu. Bu teşebbüse Türkiye de katıldı. Ancak 17 Ocak 2015’te Japonya Başbakanı Şinto Abe Kahire’de yaptığı konuşmada “IŞİD’in tehdidini azaltmak için biz Türkiye ve Lübnan’a Irak ve Suriye’den sığınanlara destek maksadı ile 200 milyon dolarlık insani bir yardım yapacağız” demesi, rehinelerin sonunu hazırladı.

Abe’nin beyanından hemen iki gün sonra IŞİD iki Japon rehinenin gözüktüğü bir video yayınladı ve bu ikisi için 200 milyon dolar, yani Abe’nin yardım olarak belirttiği meblağı talep etti. Japonya bu talebe müspet cevap vermedi ve iki Japon rehine katledildiler. Bunun üzerine Abe, IŞİD’e savaş ilan etti ve Japonya’nın yurt dışındaki vatandaşlarını koruması için anayasada değişiklik talebi ile Japon Millet Meclisine başvurdu.

Abe böylece Japonya’nın askeri gücünü ve etkisini artırmak istemekte. Çünkü 2. Dünya Savaşını kaybeden Japonya’ya ancak kendini savunacak kadar bir askeri faaliyete izin verilmişti.

 

IŞİD aynı şekilde geçen hafta da eline esir düşen bir Lübnanlı askeri pilotu yakarak öldürüldü. Lübnan hemen misillemeye girişti ve savaş jetleri IŞİD’in askeri noktalarını bombaladı.

 

Kırgız İçişleri Bakanlığı Organize Suçlar Şubesi başkanı Rafik Mambetaliev, aldıkları bilgiye göre 125 Özbek, 23 Kırgız ve 15 Tacik, toplam 200 kadar gencin Orta Doğu’da çarpışmak için gittikleri istihbaratını aldıklarını söyledi. Bu gençler arasında 30 kadarı kadınlarmış.

Diğer taraftan Rusya’nın Novosibirsk şehrinde okuyan öğrenciler arasında bir Kazak öğrenci IŞİD’e yandaşlar buluyormuş. Rus basını yetkililerin bu suçlamalara benzer 58 vakayı daha araştırdıklarını yazdı.

 

Çeçenlerin yönettiği Kafkasya Emirliğinde Suriye yanlısı bir militan grup olan “Cayş el-Muhacirin ve’l-Ensar” IŞİD’i, genç ve eğitimsiz Çeçenleri ateş alanlarına sürerek top ateşine siper etmek ve onları kurban etmekle suçladı.

 

Bu olayların ardından Müslümanlara ve onların kurumlarına saldırılar başladı.

Mesela 13 Şubat’ta ABD’nin Teksas eyaletinin en büyük kenti olan Houston’da bulunan İslam Enstitüsü binasında gece bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.

Kuzey Carolina’nın Chapel Hill kasabasında üç Müslüman öğrenci evlerinde uğradıkları saldırıda hayatlarını kaybetti. Ardından gelen polis açıklamasında, saldırının park problemi yüzünden kaynaklanmış olabileceği ve olayda bir “nefret suçu“nun olup olmadığının araştırıldığı belirtilmişti. Olayla ilgili ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da soruşturma başlatmıştı.

Chapel Hill’deki saldırının “nefret suçu” olup olmadığı henüz belli olmadan Houston’daki İslam Enstitüsü’nde yangının meydana gelmesi, ABD’deki nefret suçlarıyla ilgili kaygıların artmasına neden oldu.

Diğer yandan Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da 14 Şubat Cuma günü Krudttonden Kültür Merkezi’ndeki bir toplantıda, bir şahıs otomatik tüfekle etrafa ateş açtı. 55 yaşında bir kişi öldü ve üç polis yaralandı. Bu saldırının nedeninin, konuşmacılardan birinin İslam aleyhtarı karikatürleri ile tanınan İsveçli Lars Vilks olması diye tahmin ediliyor.

Pazar günü saat 01.00’de ise Krystalgade Sinagoguna yapılan saldırıda tekrar bir şahıs öldürüldü. Daha sonra saldırgan olduğu tahmin edilen bir şahıs, polis tarafından öldürüldü.

Alman Spiegel dergisi 15 Şubat’taki sayısında şizofreni hastalığının bir çeşidine sahip Dela adlı bir Alman gencinin, siyasi sığınma hakkı almış olan bir Çeçen militan tarafından kandırılarak Suriye’ye gitmesine vesile olduğu yazıyor. O gencin ölüm haberi gelmiş.

ABD’nin Milli Karşı Terörizm Merkezinin müdürü Rasmussen, Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komitesine sunduğu raporda, Amerikan gizli servislerinin İslam Devleti saflarında 20 bin civarında yabancının savaştığını tespit ettiğini söyledi. Ayrıca bunlardan takriben 3.400’ünün batı ülkelerinden Suriye’ye gittiğini belirtti.

Yine Spiegel dergisi 13 Şubat sayısında Alman istihbarat makamlarına dayanarak yüz kadar kadının savaş alanına gittiklerini yazdı. Ekserisi 2014 yazında İslam Devletine gitmişler ve yaşları 16 ila 27 arasındaymış. Çoğunluğunun kökeni Konstanz Gölü, Alp dağları etekleri, Ren nehri bölgesi, Ruhr havzası, Bremen, Hamburg ve Augsburg şehirleri.

 

Diğer yandan Kürtler de IŞİD’le savaşıyor.

Almanya Savunma Bakanlığı tarafından IŞİD ile mücadele için Irak Kürt Bölgesel Yönetimine (IKBY) 13 milyon avro değerinde silah yardımı yapacağı bildirildi. Almanya geçen yılın Eylül ve Kasım aylarında IKBY’e 70 milyon avroluk silah ve mühimmat göndermiş daha sonra da ülkeye getirilen 32 Peşmergeye, Bavyera eyaletinde silahların kullanımıyla ilgili eğitim verilmişti.

 

IŞİD ise görsel propagandaya önem veriyor. Çünkü bunun sözden daha etkili olduğunun farkında. İşte yine bu amaçla 14 Şubat’ta Kuzey Irak’ta kafeslere konulmuş 17 Kürt Peşmerge askerini Kerkük sokaklarında dolaştırdı.

IŞİD Sincar’daki Peşmergelere de saldırdı. Irak’ın batısındaki El-Bagdadi şehrini de ele geçirdiler. CNN’in haberine göre, çatışmalarda 25 Irak polisi öldürüldü.

Bu arada ABD ve Almanya, İslam Devletine karşı savaşanlara destek veriyor. Ancak bu destekler bazen istenmeyen güçlerin eline geçiyor. Alman Savunma Bakanlığı Peşmergelere tanksavarlar ve el bombaları yollamış. Ancak Spiegel dergisi ve televizyonun haberine göre bu silahlar PKK’nın eline geçmiş. Ne olacak, o da Kürt bu da Kürt denilebilir. Ancak Türkiye açısından PKK’nın kuvvetlenmesi pek de iç açıcı değil.

 

 

İslam Devleti 15 Şubat’ta 21 Mısırlı Hıristiyan Kıpti’nin başının kesildiği videoyu dağıttı. Bu Kıptiler yılbaşında Libya’da kaçırılmışlardı. Çekilen videoda zavallı mahkûmların ellerinin kelepçeli olduğu ve Guantanamo mahkûmlarının giydiği turuncu renkli üniformalı halde yürütüldükleri görülüyor. Onları kendilerinden uzun, siyah giysili, yüzleri örtülü gardiyanlar götürüyordu. Video “Haç ulusuna kanla yollanan mesaj” adını taşıyor ve Akdeniz sahilinde, Trablus vilayetinde çekildiği belirtiliyordu. Video 21 kişinin kafalarının kesilerek öldürüldüğünü gösteriyordu.

Kıpti Ortodoks Kilisesi bu kanlı olayı teyit etti. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfattah el-Sisi anında 7 günlük yas ilan etti ve savaş uçaklarını Libya’daki IŞİD karargâhlarını bombalamak üzere yolladı. Böylece IŞİD Ürdün’den sonra başka bir Arap ülkesini de kendine düşman etmiş oldu.

 

 

IŞİD’in bu katliamları güç gösterisi mi?

Yoksa her terör hücresi kendi aklına göre mi hareket ediyor?

İslam Devletini hangi ülkeler destekliyor?

Ciddi olarak Sünni-Şii, Sünni-Hıristiyan, Sünni-Yahudi savaşı mı çıkarmak istiyorlar?

Bütün bunlardan kim fayda görecek?

 

Yoksa gelirinin önemli bir kısmını silah ihracatından kazanan ülkelerin oyununa mı geliyoruz?

Kimler bunlar? ABD, Rusya, Almanya, Çin, İngiltere, Fransa ve diğerleri…

 

 

Kapak görseli

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr.,
Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Share This