MÜLTECİ KRİZİ KIŞ YAKLAŞIRKEN DAHA FECİ BOYUTLARA ULAŞACAK

 

Bu hafta Federal Almanya Kanzleri (Başbakan) İstanbul’a geldi. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonra Başbakan Davutoğlu ile görüştü. Çok prensip sahibi olmakla övünen bir Alman lideri Türkiye’de genel seçime on gün kala bir siyasi partiyi desteklemek olarak algılanan böyle bir siyasi gafı nasıl yaptı? Anlaşılan Merkel Türkiye’nin AB’ye alınmasına canla başla direnmesine rağmen Ankara’nın yardımına muhtaç hale gelmişti. Konu herkesçe malum idi. Türkiye’nin Avrupa’ya mülteci akımını durdurması, icap ederse yeni gelen mültecileri de kendinde barındırması idi.

Rusya’nın Suriye’de iç savaşa dâhil olması da bu arada çok şeyleri değiştirdi. Suriye rejimi aleyhtarlarını destekleyen, ılımlı muhalifleri desteklediklerini söyleyen ABD ile Türkiye zor durumda kaldı. Şu sıra 100 bin mülteci Kilis’ten Türkiye’ye giriş yapıyor.

Suriye’de ilginç bir oyun sahneleniyor. IŞİD adı verilen radikal İslamcıları sözüm ona kimse desteklemiyor, ama en çok bölgeyi onlar kontrol ediyor. Sınır ötesinden tankerlerle petrol ihraç ederek gelir sağlıyorlar. Acaba hangi sınır ötesi derseniz, artık onu siz bulun! ABD Asad rejimine karşı isyancıları eğitmeye başlamıştı, ancak bu program fos çıktı. Şimdi tekrar Irak’a kara kuvvetlerini yolladı. Bütün bu gelişmeler Türkiye’ye yeni mülteci akımını tetikledi.

Avrupa’da ise mültecilere karşı ciddi protestolar var. En fazla mültecinin sığındığı Almanya’da mültecilerin yaşadığı evleri kundaklamalar yüzlerle ifade ediliyor. Almanların düşünüp de söylemeye cesaret etmediği bir cümleyi ise çok ilginçtir, bir Türk-Alman söyledi.

Ülkenin aşırı sağcı İslam ve mülteci karşıtı hareketi PEGIDA (Batının İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar)’nın 1. kuruluş yıldönümünde eski Doğu Almanya’da Dresden’de düzenlenen gösteriye 200 bin kişi katıldı. Hareket adına konuşanlardan Türk-Alman yazar Akif Pirinçci’nin “Göçmenler için başka alternatifler var; ancak maalesef Nazi toplama kampları hizmet dışında” demesi, kent savcılığını harekete geçirdi. Hareketin kurucusu Lutz Bachmann, tepkiler üzerine Pirinçci’nin sözlerinden dolayı Facebook hesabından özür diledi.

 

Yabancı aleyhtarlığı yalnız Almanya’da değil, Fransa gibi ‘özgürlüğün beşiği’ zannedilen ülkelerde de ciddi şekilde arttı.

Bugüne kadar mülteci ve sığınmacıları büyük hoşgörü ile kabul eden İsveç’te de yabancı aleyhtarlığı artmaya başladı. İsveç geçen aya kadar on binlerce mülteciye kucağını açmıştı. Bugün sığınma hakkı isteyenlerin sayısı 190 bine ulaştı. 150 bin sığınmacının daha İsveç’e geleceği tahmin ediyor. Belki devlet organlarının değil ama halkın sabrı taşmaya başlamışa benziyor. Sağcı politikacılar göçmen akınını “felakete” benzetiyorlar ve bununla mücadele edeceklerini söylüyorlar. Bu haftada Almanya’daki örneklerine benzer şekilde, sığınmacıları yaşadığı eski bir yaşlılar yurdu, büyük bir ev kundaklandı. Bina kül oldu.

Gazete haberlerine göre, Alman parlamentosu sığınma hukukunda sertleşmeye gidiyor. Sığınma talebi reddedilenleri kısa bir sürede yurtdışına yollanma işlemi hızlandırılacak. Bu kanun hafta sonuna yetiştirilmeye çalışılıyor. Kabul edilir edilmez sığınma talepleri reddedilenler hemen yurtdışı edilecekler.

Bunun dışında Almanya’da kalmalarına izin verilen mülteciler için entegrasyon programlarına güç verilecek. Önümüzdeki yıl geçen yıla göre 50 bin daha fazla, yani toplam 190 bin mülteci bu programdan yararlandırılacak. Kendi arzuları ile geldikleri ülkelere dönenlerle ilgili teşvik programları da yürürlüğe girmiş bulunuyor. Buna göre bu yılın Ocak-Eylül ayları arasında 22 bin 400 kişi ülkelerine geri döndü. Bu süre içinde sığınma başvuruları kabul edilmeyen 11 bin 500 yabancı da sınır dışı edildi.

 

 

Avrupa ülkeleri deniz veya kara yoluyla ülkelerine gelmeye çalışan mültecileri durdurmak için her şeyi yapıyor. Bir insanlık dramı yaşıyor.

Aslında her ülkede değişik dönemlerde o ülkeye gelip yerleşmiş, sığınmış insanlar var. Bir haylisi bulundukları toplumlara entegre olmuşlar.

Bu sorun hiçbir zaman bitmeyecek. Şayet bir ülkede baskı, huzursuzluk, ekonomik sorunlar ve üstelik iç savaş varsa, insanlar güvenliklerini sağlamak için ülkelerini terk edeceklerdir.

Türkiye göçmen, mülteci ve sığınmacılar konusunda derin tecrübelere sahip bir ülkedir. Ya kendimiz, ya ailemiz, ya yakınlarımızdan biri bu kategoriye dâhil olmuştur. Fakat bize benzer yenilere tahammülümüz yoktur. Ne demişler, “Misafir misafiri sevmez, ev sahibi hiçbirini.”

 

Mülteci krizi kış yaklaşırken daha feci boyutlara ulaşacak
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn
Görseller CNN ‘den derlenmiştir.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This