OKULLAR AÇILMADAN GÖRMENİZ GEREKEN 7 FOTOĞRAF

 

Tatil bitiyor.

Çocuklar pek yakında okula dönecek.

Sınıf öğretmeni meslektaşlarımdan yıllarca hep aynı serzenişi duydum: “Biz ilk dönem hangi davranışları kazandırırsak kazandıralım, Şubat tatilinden sonra bütün olumlu davranışları unutmuş olarak geliyorlar.”

Okul, başlıca öğrenme alanı, doğru. Ancak sadece derste anlatılanları değil.

Hayata dair her şey küçültülmüş bir ölçekte olsa da okulda var.

Çocuklar mücadele etmeyi, hakkını savunmayı, direnmeyi, itiraz etmeyi ve hatta sırası gelince yenilmeyi de okulda öğreniyor.

Doğal olan da bu. Çünkü hayata dair bilgilerimizin çoğunu okulda öğretmenden değil yaşıtlarımızdan, onlarla yaşadığımız deneyimlerden ediniyoruz.

 

Çocuğunuzun okula dönmesi sizi 7/24 aktivite planlamaktan, yerinize bakacak birilerini ayarlamaktan, gürültüden, yorgunluktan, sizden durmaksızın bir şeyler talep edilmesinden ve “ben bir/iki tanesiyle baş edemiyorum, okulda öğretmenler nasıl beceriyor” diye kara kara düşünmekten kurtaracak.

Siz rutininize kavuşurken çocuğunuz da kendi küçük evrenine dönecek: İçinde didişmenin, itişmenin, yarışmanın da olduğu mikro evrenine…

 

Aşağıdaki fotoğraflara dikkatlice bakınız. Sevimli perişanların haline tebessüm ederken, bir yandan da okulun ilk günü onlar için ne ifade ediyor, üzerinde düşünmeden geçmeyiniz.

Aşağıdaki fotoğraflar o beklenen pazartesi sabahı için size bir mesaj içeriyor: Okula dönüş, çocuğun hırpalanmaya dönüşü olmamalı.

Okulun ilk sabahı çocuğunuza kimseyi incitmemesini, kimsenin de kendisini incitmesine fırsat vermemesini tembihlemek isteyebilirsiniz. Okul küçük bir yaşam gerçekliğidir, doğru. Ama fiziksel ve ruhsal açıdan incinmeden, incitmeden de öğrenebiliriz hayatı, değil mi?

 

 

Son bir not.

Birkaç yıl önce Türkiye’ye gelen ve okullarımızda incelemeler yapan ünlü eğitimci ve filozof Oscar Brenifier bakın çocuklarınız, çocuklarımız hakkında hangi hususlara dikkat çekmiş:

  • Türkiye’de çocuklar çok benmerkezci. Sadece kendileri konuşmak istiyor.
  • Anne-babalar sürekli çocuklarının mutlu olması için çaba sarf ediyor. Ama lütfen onları kendi hallerine bıraksınlar. Mutlu olmak zorunda değiller. Belki şu hayatta mutluluktan daha önemli bir his arıyorlar. Gerçek, güzellik, adalet; belki bunlar mutluluktan daha önemlidir.
  • Türkiye’de anne babalar çocuklarının hayatını kolaylaştırmaya çalışıyor. Peki ya bunun tersi doğruysa? Belki de hayatlarını zorlaştırmak onlara yardımcı olacaktır. Ama anne-babalar bunu pek düşünmez. Özellikle de Türkiye’de.
  • Çocuklarınızı korumaya çalışmayı bırakın. Ona zamanınızı verin. Bu en önemli kural. Aceleci davranmayın. Yapmakta olduğunuz şeyi bırakın ve ona zaman ayırın. Bu ona yemek pişirmek ya da elbiselerini temizlemek için ayırdığınız zaman kadar kıymetli.
  • Ben çocuklara anne-babaların mantık dışı hareketlerini ve düşüncelerini göstermeye çabalıyorum.

Author: Beril Devlet

[yazar] [ara sıra çevirmen] [çeyrek asırdır eğitimci]

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This