OSMANLININ KORKULU RÜYASI: SAVOY PRENSİ EUGEN

 

Bu adı iyi biliriz. Çünkü Osmanlı’ya en çok zarar veren başkomutanlardan belki de en önemlisidir. Die Welt gazetesi 04 Ekim 2015 tarihli nüshasında “Bir süper silah” diye nitelediği Prens Eugen’i, “Türkler üzerinde galibiyeti sağladı” adlı bir makale ile anmış.

Osmanlının sırf başarısından bahsetmek Türkiye’de neredeyse geleneğe dönüştü. İşte Almanca’dan çevirdiğimiz aşağıdaki makale, bu alışkanlığımızı sarsacağa benziyor:

 

Savoy Prensi Eugen (1663-1736) Paris’te doğuyor. Askeri eğitim aldıktan sonra Fransa kralı Lui XIV.’ye kendisinin askeri hizmetini sunuyor, ancak kabul edilmiyor. Bunun üzerine o Habsburg hanedanından Kral Leopold I.’in hizmetine girerek, 1683’te bir askeri birlikte görev alıyor. Viyana kuşatması esnasında yararlılık gösteriyor.

Henüz 20 yaşında general olan Prens Eugen Budapeşte’nin geri alınmasına katılıyor. 1687’de süvari generali olarak Mohaç’ta Türklere karşı ilk zaferini kazanıyor. 1697’de ise Zenta’da Türklere karşı başarı kazanıyor. Bu yenilgi 1699 Karlofça antlaşması ile Osmanlılar için bir hezimet olarak sonuçlanacaktı.

Lui XIV artık hayli pişman olmuştu. Bilhassa Prens Eugen’in İspanya taht varisini belirleme savaşlarında 1704 ve 1708/1709’da Fransızlara büyük mağlubiyetler verdirdikten sonra pişmanlığı katbekat artmıştı.

Artık 47 yaşına ulaşan ve Viyana’da Belvedere’de yaptırdığı muazzam sarayda istirahat etme kararını veren Prense aynı yılda Osmanlıların savaş ilanı engel olur. Temmuz 1716 başında 70 bin kişilik bir ordunun başında Kuzey Sırbistan’a hareket eder. Türklerin gücü iki mislidir. Prens subaylarına “Kâfirlere acımasızca saldırın, göreceksiniz ki muzaffer olacaksınız!” der. Onun dediği gibi olur Peterwardein meydan muharebesinde Vezir-i Azam Damad Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu büyük bir yenilgiye uğrar. Bu zaferde Prens Eugen’in tepeden savaş meydanını izlemek yerine, askerlerinin başında ön safhalarda savaşmasının rolü olduğu söylenir.

Savoy Prensi Eugen3
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn
Belgrad Kalesi

 

Belgrad henüz Türklerin elindedir. 30 bin kişi kaleyi korumaktadır. Prens 1716 güzünde önemli bir kale olan Temeşva (bugün Romanya’da Timisoara) ele geçirdikten sonra, 1717 Mayıs sonunda Belgrad’a doğru hareket eder. Kale kuşatılsa da, kale muhafızları şehri koruyabilirler. Akabinde ise Halil Paşa komutasında 120 binlik Osmanlı ordusu Haziran sonunda buraya gelir. Prens Eugen’in kuvvetleri Türk Ordusu, Belgrad kalesi surları ve Tuna nehri sahilleri arasında sıkışmıştır. Ancak Prens buna pek aldırmaz. 15 Ağustos’ta generallerini toplar ve onlara 16 noktadan oluşan bir saldırı planı verir.

Belgrad savaşı 16 Ağustos 1717 sabahı çok erken saatlerde nehir kollarından ani sis bastırınca başlar. Eugen’in askerleri sırtlarını kaleye vererek Halil Paşa’nın orduları üstüne yürürler. Bu arada her iki taraf da yönlerini şaşırırlar. Sipahiler beklenmedik anda Avusturya topçularının karşısına çıkarlar ve vahşi bir atışma başlar.

Saat 8 sularında bir Türk topçu müfrezesinin mevzi aldığını gören Prens buraya elindeki bütün güçleri yollayarak onların oraya yerleşmesine mani olur. Buraya kendi topçularını yerleştirir ve Türklerin merkezini topa tutar. Top atışları savaşın sonucunu da belirler, saat 9 sularında artık savaş sona ermiştir.

Türk ordusu arkasında 20 bin ölü bırakarak kaçmaya başlamıştır. Belgrat’ta Osmanlılar da kısa bir süre sonra teslim olurlar ve Prens Eugen 18 Ağustos’ta muzaffer bir komutan olarak Belgrad’a girer.

Bu mağlubiyetten sonra Osmanlılar Almancası Siebenbürgen, Romence’si Ardel veya Transilvanya, Macarca ve Türkçesi Erdel ile Yukarı Macaristan olan bölgeden çekilirler. Avusturya İmparatoru böylece tarihindeki en büyük topraklara kavuşmuş olur.

Prens Eugen’e de 54 yaşında Belvedere Sarayında kalan hayatını sürdürmesine izin verilir. O dünya tarihindeki on büyük komutandan bir sayılır.

 

 

Author: Kılavuz Kirpi

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This