ÖZGECAN BİZİ UYANDIRDI: ARTIK YETER!

 

Günlerdir bir karabasanın içinde gibiyiz.

Canımız acıyor.

Göğsümüz nefesimize dar geliyor.

Çünkü Özgecan öldü.

Öldürüldü.

Katledildi.

Bir yaratık, tecavüz etmeye kalkıştığı ve şiddetli direnişiyle karşılaştığı genç bir kadını YOK etti. Tecavüz edemedi, yok etti. Babası ve kankasıyla bir olup cansız meleğin ellerini kestiler, bedenini yaktılar…

Neden?

Çünkü o yaratık, eskiden zengin bir kuyumcunun oğluydu, babasının işleri bozulunca minibüs şöförü olmuştu ve bunu kendine “yediremiyordu”.

Çünkü o üç erkek yaratık “dayanışma” içindeydi. Bir baba, oğlunun işlediği cinayeti örtbas etmeye kalktı. Bir diğeri, arkadaşlığı caniliğe tahvil etti…

Çünkü bu ülkede anneler, ne pahasına olursa olsun oğullarını korudu. Mesela Özgecan’ı katleden caninin annesi ne yaptı acaba? İnsanlık bilinciyle oğlunu ihbar etmeyi düşündü mü? Kendi ahlakını, oğlunun ahlakını, kocasının ahlakını sorguladı mı? Yoksa o da canisini bağrına mı bastı, kocası gibi…

 

Milli yas ilan edilsin istedik. Mütevazı bir blog olarak binlerce okurun teveccühüne mazhar olduk. Ama sevinemedik. Çünkü sesimizi yetkililere ulaştıramadık. Oralı olmadılar. Müteveffa Suudi kralına üzüldükleri kadar üzülmediler herhalde, Özgecan için… Bilemiyoruz.

 

Bildiğimiz tek şey, Özgecan artık yok.

Ama giderken bizi, kadınları öyle bir silkeledi, öyle bir uyandırdı ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

 

Artık kadınlar gözyaşlarını içine akıtmayacak, öfkeyi çığlık yapıp haykıracak.

Artık “kadın hakları” diye haykıranlar frijit, lezbiyen, evde kalmış, koca bulamamış, çirkin… yaftası yemeyecek. İster kadına ait olsun ister erkeğe, o pis, o leş ağızlar kapanacak.

Bundan böyle kadınlar dayak yiyen bir kadın, bir travesti, bir çocuk, bir erkek gördüklerinde DUR diyecek. Şiddetin her türlüsüne karşı duvar olacak, dağ olacak.

Artık hiçbir kadından “kocası dövüyormuş ama o da hak etmiş” sözünü duymayacağız.

Artık hiçbir kadın “canım o da kıyafetine dikkat etseymiş” seviyesizliğine tenezzül etmeyecek.

Artık hiçbir kadın oğluna “sana kız mı yok” demeyecek.

Artık hiçbir kadın kızına “yüzümüzü yere eğdirme” demeyecek.

Artık hiçbir kız, okula gönderilmenin kendisi için bir lütuf olduğunu, bu lütfun baba isterse şıp diye geri alınacağını düşünmeyecek.

Artık hiçbir kadın, görevi doğurmaktan ibaret bir kuluçka makinası muamelesi görmeyecek.

Artık hiçbir kadın berdele, çocuk yaşta evliliğe, beşik kertmesine, görücü usulüne, töreye mahkûm edilmeyecek.

Artık hiçbir kadın bedeninden utanmayacak, ömrünü “savunma” pozisyonunda, kamburu çıkmış ve sinmiş halde geçirmeyecek.

Artık hiçbir siyasetçi bir yandan tecavüzden hüküm giymiş partilisini himaye ederken bir yandan halka “kadına kalkan elleri kıracağız” palavrası sıkamayacak.

Artık hiç kimse iffet, namus, edep kadının; çapkınlık, maçoluk, otoriterlik erkeğin harcıdır pespayeliğine prim vermeyecek.

Kadınlara ayrı otobüs / minibüs / metro uygulamasının kadınları daha da büyük bir tehlike altında bırakacağını anlayacak kadar kafamız çalışacak. Sapıklık, canilik bir toplumdan temizlenmedikçe ne kadar örtünsek, nerelere saklansak yetmeyeceğini bileceğiz.

 

 

Kadını koruyacağım derken idam çığırtkanlığı yapanları da kadınlar susturacak. “Deli misin?” diyecek kadınlar, “yarın öbür gün simit çalan çocukları idam edecek birileri, kendi adamlarını tecavüzden de aklayacak”. Yaşı erenlerimiz ekleyecek: Bu ülkede idam cezası varken de bu iğrenç suçlar işleniyordu…

 

Değil mi?

Hayal mi?

Kim bilir…

 

Bildiğimiz şu ki, bu toplumda kadın olmak, az-çok / büyük-küçük / iğrenç-çok iğrenç bir takım tacizlere maruz kalmak demek. Ama Özgecan’dan sonra önümüzdeki yol çatallandı: Şimdiye kadar olduğu gibi duruma razı olup susacak, yine birbirimize çelme takacak mıyız, yoksa bir daha kimsenin kardeşi, kızı, anası bu dehşeti yaşamasın diye hak arayan kadınlara güç verecek, destek olacak mıyız? Mesele budur.

 

Yarın ne getirir bilinmez ama bence artık kadınların canına yetti.

Kadınlar YETER dedi.

Özgecan bizi uyandırdı.

Artık sinmek, susmak yok.

Bundan sonra kadınlara ne giyeceklerini, ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını öğretmeye kalkanlara HAYDİ ORADAN diyeceğiz.

SEN ÖNCE OĞLUNU ADAM ET.

 

 

 

Kapak görseli

 

Author: Beril Devlet

[yazar] [ara sıra çevirmen] [çeyrek asırdır eğitimci]

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Share This