PUTİN – ERDOĞAN MÜCADELESİ: RUSYA İLE ARAMIZ BOZULUYOR MU?

 

Putin’in dış politikada lafı fazla uzatmadığını öğrendik. Geçen yıl Ukrayna’yı tehdit etti ve Kırım yarımadasını ilhak etti. Suriye konusunda ise işin başından beri kanuni Asad hükümeti yanında olduğunu söyleye gelmekteydi. Zaten Çin ile Rusya, BM Güvenlik Konseyinde Suriye’ye ambargo uygulamasını veto eden iki ülke olmuşlardı.

Türkiye Ukrayna krizi başladığından beri Kırım Tatarlarını desteklediğini ve Rusya’nın ilhakını kanunsuz bulduğunu iddia edegelmekteydi. Ancak bunun ikili ticari ilişkilerle bir bağlantısı olmadığını vurgulamaktaydı. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan daha geçen hafta 23 Eylül’de Moskova’da Merkez Camiinin açılışına Putin ile birlikte katılmıştı. Bu merasimden sonra ikili görüşmelerde neler konuşulduğu basına sızmadı.

Görüntüde ikili ilişkilerimiz çok iyi. Hatta Tataristan’ın başkenti Kazan’daki Başkonsolosluğumuz Tatarlarla Türkler arasındaki dostluğu her vesile ile vurgulamakta. Bir hayli resmi – yarı resmi Türk temsilcileri de Kazan’a çeşitli vesilelerle ziyaretler yapmaktalar. Yani sanki ‘cicim ayları’ yaşamaktayız.

Türkiye tarafı, Tatarlarla dostluk Ruslarla dostlukla eş değerdir demek istemektedir. Tataristan, Rusya Federasyonun 22 (özerk) cumhuriyetinden ancak bir tanesidir. Neticede Kazan, Moskova’nın dediğini yapacaktır.

 

Bu hafta Suriye’nin Lazkiye kentine konuşlanan Rus savaş uçakları Suriye’de çeşitli hedefleri bombalamaya başlamışlardır. Batı bu olayda gözlemci konumuna düşmüştür. Bizim savaş uçaklarımız ise ancak Irak’taki PKK hedeflerini bombalamaktadır. Bu arada Moskova Bağdat’ta eğer dilerse IŞİD işgalindeki bölgeleri bombalayabileceğini belirtmiştir. Bir habere göre Çin de, Suriye’de IŞİD ile mücadele için savaş uçaklarını yollayacakmış.

Diğer taraftan Suriye’de bulunan Rus savaş uçaklarının Türkiye sınırını iki defa ihlal etmesi Moskova ile Ankara arasında gerginliğe neden oldu. İki aradaki sürtüşme ciddi boyutlara ulaşmaya başladı. 06 Ekim 2015 Salı günü saat 16.00’da Genel Kurmay Başkanlığı aşağıdaki bildiriyi İnternet sayfasında yayımladı. Genelkurmay’ın internet sitesinde yer alan açıklama şöyle;

“Sekiz adet F-16 ile Türkiye-Suriye hudut hattı boyunca devriye uçuşu icra edilmiştir. Bu görev esnasında, uçaklarımıza; a. Milliyeti tespit edilemeyen MIG-29 uçağı tarafından radar kilidini muhafaza ederek toplam 4 dakika 30 saniye süre ile, b. Suriye’de konuşlu SA füze sistemleri tarafından toplam 4 dakika 15 saniye süre ile tacizde bulunulmuştur.”

Ankara Rusya Federasyonu Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığına çağırarak nota verdi. NATO da aynı şekilde Rusya’yı kınadı. Davutoğlu, “tekrar ihlal ederlerse vururuz” gibi boş bir tehdit de savurdu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hemen her gün verdiği demeçlerle Putin’i hizaya getirmeye çalışıyor. Bazen “üzüntüsünü” dile getiriyor, bazen “Rusya büyük hata yapıyor, hemen tutumunu değiştirmeli” diye uyarılarda bulunuyor.

Putin’in böyle uyarılara kulak asmayacağını biliyoruz. Hatta Paris hükümeti, Rusya’nın hava harekâtına katılabileceğini söylemesi, Avrupa’nın İslam ve Mülteci akını korkusundan ‘şeytan ile bile işbirliği’ne hazır şeklinde yorumlanabilir. Bir müddet önce Rusya’ya ambargo uygulayan ülkeler arasında Fransa da vardı. Şimdi demek düşmanımın düşmanı dostumdur…

Putin bu arada Asad rejimini kurtarmak için Kürtlerle işbirliğine yeşil ışık yaktı. Peşmergeler de Moskova’da silah istiyorlar. Onlara PYD, KDP-S, PKK, HÜDA-PAR, KYB, GORAN, KPD-İ, PJAK gibi değişik ülkelerde konuşlanmış Kürt siyasi ve askeri harekâtlarının katılma olasılığı da yok değil. Böyle bir ittifak Türkiye’nin PKK ile mücadelesine ciddi darbe vuracaktır.

 

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde tek hassas nokta bu değildir. Siyasi gerginliğin ilişkilerimize darbe vurulması, Türk Akımı gibi gelecek programlarına, enerji alımına, Türkiye’nin gıda, tekstil gibi mallardaki ihracatına, Türk firmalarının Rusya’daki inşaat işlerine, Rusların Türkiye’ye turistik ziyaretlerine sekte vurabilir.

Ayrıca önümüz kış, doğalgaz fiyatlarının artmasına veya miktarının azalmasına direncimiz nedir?

1 Kasım’a donarak girmeyi kim ister.

Bu arada Türkiye olarak Batının gazına gelip Rusya’ya kafa tutabilir miyiz?

Rusya’nın bize aslında pek fazla ihtiyacı yok. Putin ülkeyi katı el ile yönetiyor. Vatandaşlarına şu ülkeye gitmeyin, şunu yemeyin-içmeyin dediğinde itirazsız herkes uyuyor. Dilediği ülkeye asker yolluyor. Bizim liderimiz de bunu hayal ediyor olsa gerek. Ancak elimizde petrol gibi öyle kuvvetli kozlar yok.

Bir Putin-Erdoğan maçında, galip tarafın biz olmayacağımız malum.

 

 

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This