PUTİN HALKI NASIL SİNDİRİYOR

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn
Kaynak: İnsan Hakları İzleme Komitesi

Sıkıştığını gören otoriter liderlerin neler yapabileceğini gördükten sonra insanın şaşacak şeyi çok azalıyor. En son ABD Cumhurbaşkanının tahrikleri ile bir grup çapulcu taraftarın Washington’da senato ve temsilciler meclisinin bulunduğu binaya nasıl saldırdığını gördük. Liderler iktidarlarını korumak için her türlü yalanı söylemekten kaçınmıyorlar. Böylece bir kısım vatandaşı da kandırabiliyorlar. Siyasiler genelde menfaatleri için doğruluk, adalet, vicdan gibi değerleri rafa kaldırıyorlar.

Putin’e inananların sayısı her geçen gün azalıyor. O da yasa yoluyla iktidarını korumak sevdasına düştü.

Bütün otoriter liderler gibi Vladimir Putin de muhalefetten, gerçek peşinde koşan gazetecilerden ve yeterince (!) Ruslaşmamış olan azınlıklardan nefret ediyor. 30 Aralık tarihinde bir kanun değişikliğini imza ederek gücünü daha da artırdı. Daha önce kendisine ömür boyu dokunulmazlık veren kanun maddesini onaylamıştı.

Putin yeni yasa değişikliği ile basını tamamen kontrolü altına alacak. Daha önceki anayasa değişikliği ile de RF içindeki 22 gayrı Rus cumhuriyeti de lağvetme gücünü elde etmiş oldu. Malum, bu cumhuriyetler birer azınlığın adını taşıyor ve bir takım haklarla donatılmışlardı.

30 Aralık’ta imzaladığı kanun değişikliği kısaca “yabancı ajan yasası” olarak biliniyor. Batıda ‘bu yasa değişikliği eleştirel sesleri susturmak için yapıldı’ denilerek ciddi tenkitlere maruz kaldı. Bu yasanın ilk nüvesi ta 2012’de atılmıştı ve geçen zamanda eklemeler yapılarak özgürlükleri radikal olarak adım adım kısmakla sonuçlandı. Uluslararası platformlarda Rusya, basın ve ifade özgürlüğünün zaten olmadığı bir ülke olarak biliniyor.    

Rusya İçişleri Bakanlığı tarafından “yabancı ajan” diye tespit edilecek fertler veya gruplar, faaliyetlerinin raporunu vermek ve finans durumlarını kontrol ettirmek mecburiyetinde olacaklar.  “Yabancı Ajan” olarak belirlenen kurumlar 3 ayda bir mali işlemleri hakkında Adalet Bakanlığına rapor vermekle yükümlü olacaklar.

Bu arada Rusya’da RFE/RL’ye (Serbest Avrupa Radyosu/Özgürlük Radyosu) haber yapan bağımsız üç gazeteci, tanınmış insan hakları eylemcisi Lev Ponomaryov ile Kızıl Haç çalışanı Daria Apahonçiç de “yabancı ajan”  kategorisine alındı. Bu son iki şahsın bu kategoriye alınmasının izahı yok.

Rusya’da ve başka totaliter ülkelerde iktidarı rahatsız edecek doğruları yazmak en azından hapsi göze almak oluyor. Zaten büyük yayın organları bunları yayınlamıyor. İnternette yayınlananlar ise geniş kesimlere ulaşmıyor. Buna rağmen özgür basın taraftarı gazeteciler çeşitli uydurma suçlamalarla değişik süreler hapse mahkûm ediliyorlar.

Demokrasilerin iyi çalışmadığı, kısıtlandığı veya olmadığı ülkelerde bu gibi durumlar yadırganmıyor. Mart 2020’de bilhassa Stalin döneminde istenmeyen şahısları 10-20 yıl tıkıldığı çalışma kampları (GULAG) tarihini inceleyen 64 yaşındaki Yuri Dimitritev 15 yıla mahkûm edildi. Son çeyrek yüzyılda Rusya’da 350 kadar gazeteciye suikast düzenlendi, binalardan atıldı veya öldürüldü. Sovyet döneminde ve şimdiki rejimde de muhalifleri zehirlemek de onlardan kurtulmanın bir metodu oldu. Rus muhalif lider Navaly de zehirlenmiş, Almanya’da kurtarılmıştı. Şimdi Putin onu zehirleyenleri cezalandırmak yerine Navalny’ye “ülkeye geri dön, seni hapse atacağız” diyor.

Rusya’da azınlıklar için de gelecek hiç parlak değil. Çünkü Putin anayasada da belirtildiği üzere herkesi Rus yapmak istiyor. Bunun için ise etnik adlar taşıyan cumhuriyetleri ortadan kaldırmayı planlıyor. Bu 22 cumhuriyetin kendi anayasaları, kanunları, parlamentoları, hükümetleri ve cumhurbaşkanları var idi.

Putin, Rusya Federasyonu’nu tamamen üniter devlete çevirme gayesine neredeyse ulaşılmış bulunuyor. Daha önce Rusya yedi idari bölgeye ayrılmış ve başına atanan yetkili, kendi hâkimiyeti altındaki bölge veya cumhuriyetlere talimat verme hakkına sahip olmuştu.

Son yıllarda ise cumhuriyetlerde anadil eğitimi mecburi olmaktan çıkarıldı. Zaten azınlıklar Rusçanın güçlü etkisi altıdaydılar. Bu talimat onların kendi anadilleri ile bağlantılarını tamamen kopardı.

Aralık sonunda ise cumhuriyetlerdeki sokak, yerleşim, şehir adlarının sırf Rusça olarak kullanılmasına karar verildi. Önceleri bu gibi milli cumhuriyetlerde bu adlar hem yerel hem de Rus dilinde verilirdi. Yani Ruslaştırma en ufak kasabalara kadar ulaştı.

24 Aralık’ta Moskova’daki Toponim (Yer Adları)Komisyonu, Tataristan Cumhuriyetindeki Yelabuga (Tatarca adı Alabuga) şehrinde son talimattan sora değiştirilen Rusça adları onayladı, fakat Tatarca bırakılanlarına karşı çıktı. Hepsinin Rusça olması hakkında yeni bir talimat yolladı. Alabuga yöneticileri Tatarca adların bir kısmını bırakarak cesur bir adım atmışlardı. Ancak Rus korkusu Tatar halkının bile direniş gösterme cesaretini yok etmiş bulunuyor.

Bir diğer gelişme ise Tataristan Yazarlar Birliğini Rusya Yazarlar Birliği bünyesine almak olacak. Çünkü cumhuriyetler arasında bir tek Tataristan’ın müstakil Yazarlar Birliği var. Diğerlerinde ise Rusya Yazarlar Birliğinin şubeleri mevcut. Bu Sovyetler Birliği döneminde de böyle idi.

Diğer çok önemli bir değişiklik ise Rusya Federasyonu anayasasının değişmesi ile Tataristan Devlet Şurasının da (parlamento), kendi anayasalarını düzeltmek zorunda kalmaları ile oluştu. 2005 ile 2017 yılları arasında Moskova ile Kazan arasında “Güç Paylaşımı Şartnamesi” adıyla bir mutabakat vardı. O da kaldırılarak bu güç de Tataristan’dan alınmıştı.

Talep edilen değişiklik çerçevesinde cumhurbaşkanı (president) unvanı lağvedilecek ve diğer değişikliklerle birlikte parlamentoya yüz milletvekili yerine ancak sekiz milletvekili seçilebilecek.

Aslında diğer özerk cumhuriyetlerde cumhurbaşkanı unvanı kaldırıldı. Ancak Başkan unvanı kullanmalarına izin verildi. Tataristan parlamentosu Başkanı Ferit Muhammetşin “cumhurbaşkanı unvanının kullanılma hakkının böyle basit bir şekilde kaldırılması mümkün değildir” dedi. O böylece Moskova’yı uyarmaya çalıştı.  Ancak bundan önce de seçilen cumhurbaşkanı, son ve en üst makam olarak Putin tarafından onaylanıyordu. Diğer cumhuriyetler ‘Tataristan bu konuda ne yapacak’ diye baksalar da Kazan’da Rusya’nın tank birliği ve okulu mevcut.

Bütün bu gelişmeler Putin’in ülkenin federal sistemini yok etmek istediğini gösteriyor. Zaten eskiden beri Tataristan’ın gelirinin %75’i Moskova’ya gidiyordu. Moskova bunu kendine sadık kimselerle sağlıyordu. Bağımsız olmamanın bedeli bu işte. Putin böylece ülkeyi bu faşist tedbirlerle daha kolay yöneteceğini zannediyor. Ancak asıl muhalefetin kendi Rus halkından geldiğini görmemiş gibi yapıyor.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This