PUTİN’İN SURİYE’DEKİ ASKERİ GÜÇLERİNİ AZALTMASI TÜRKİYE’YE NE SAĞLAR?

 

 

14 Mart 2016 akşamı Rusya Federasyonun Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Devlet Başkanı Vladimir Putin, televizyon ekranlarında Suriye konusunu ele aldılar. Sonuçta Putin 15 Mart itibarı ile Rus askerlerinin görevlerini tamamladıkları için geri çekileceklerini ilan etti.

 

 

Beklenmedik bu karar dünyada çeşitli tepkiler doğurdu. BM kararı tebrik etti. ABD şüphelerini bildirdi. Buna rağmen Putin ile Obama telefonda görüştüler. Ancak Türkiye tarafından resmi bir yorum yapılmadı.

Putin, Suriye askeri harekâtından çekilme kararını anlatırken, içinde bir hayli Rusya kökenli cihatçının da bulunduğu 2.000 teröristi öldürdüklerini söyledi. Şoygu ise Suudi Arabistan ile Türkiye’nin ayrılıkçıları desteklediğini vurguladı.

Rusya Cumhurbaşkanı Putin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın talebi üzerine 5,5 ay önce Suriye’de hava saldırılarına başladı. Hatta Hazar Denizinden yolladığı füzelerle Suriye’deki hedefleri vurdu. Böylece askeri teknolojideki başarısını da dünyaya ispat etme fırsatı elde etmiş oldu.

Rus Hava Kuvvetleri sortileri ile çok yıpranmış olan Suriye ordusunu rahatlattı, yanı sıra Rusya’nın silah ve lojistik desteği ile toparlanmasını sağlandı. IŞİD ve el-Nusra Cephesi gibi örgütlerin hızla toprak kazanması önlendi. Böylece Türkiye’nin ve başka ülkelerin talep ettiği gibi Esad rejiminin yıkılmasını engellemiş oldu.

Bu sırada Lavrov barış görüşmelerine katılarak Rusya’nın diyaloga açık olduğunu ve Suriye’ye barışın gelmesini cidden isteyen bir taraf olduğunu, çoğunluk liderlere kabul ettirme becerisi gösterdi. ABD ile ciddi görüşmeler yaptı. Böylece Türkiye’nin Suriye’deki rolünü çalmış oldu.

Rusya askerlerinin büyük bir kısmını çekmekle birlikte askeri varlığını, yani tehdidini sürdürmeye devam edecek. Lazkiye’deki deniz ve Humus – Hmeymin’deki üslerini koruyacak.

 

 

Rusya'nın Suriye'deki Hmeymim askeri üssü
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Rusya’nın Suriye’deki Hmeymim askeri üssü

 

Kremlin İdaresi Başkanı Sergey İvanov, Suriye’den Rus askeri güçlerinin ana bölümünü geri çekme kararı alınmasına rağmen, bu ülkeye, Türkiye’nin bir Rus jetini düşürmesi ardından konuşlandırıldıkları S-400 füze savunma sistemlerinin Hmeymim üssünde kalmaya devam edeceğini söyledi. Diğer bir ifade ile hem Esad rejimini desteklemeye devam edecek ve aynı zamanda Türkiye’nin herhangi bir kara harekâtına karşı füzelerle rejimi koruyacak.

 

Rusya’nın Suriye’deki askeri etkinliğini azaltması ne anlama geliyor?

‘Rusya, Türkiye ile doğrudan çatışmaya girmek istemediğinden askeri güçlerini’ çekti şeklinde bir yorum oldukça zayıf olur. Şüphesiz Rusya bir NATO üyesi ile çatışmak istemez. Fakat NATO yetkilileri bir üyeleri doğrudan doğru saldırıya uğrarsa destek vereceklerini, yani bir başka ülke veya bölgeye saldıran müttefiklerini desteklemeyeceklerini belirttiler.

Moskova belki de yeni bir Afganistan macerasına girmek istemedi. Malum 1979-1989 yılları arasındaki on yıllık Afgan Savaşı SSCB’nin dağılmasına neden olmuştu.

Bilindiği gibi askeri harekâtlar çok pahalıya mal oluyor.

Bir savaş uçağının bir saatlik uçuşunun 20 ila 50 bin dolar civarında masrafa neden olduğu söyleniyor. Bazı verilere göre Suriye’de Rus askerlerini tutmak için günde 2,5 milyar dolar harcanıyormuş. Dünya petrol fiyatlarının düşmesi, batının Kırım işgali dolayısıyla ambargosu, Rusya’nın içinde işsizlik ve enflasyona neden olmuştu. Moskova bu adımı ile dünyada prestij de kazandı. Piyasalar rahatlamaya başladı.

Türkiye açısından en olumlu gelişme ise Rusya ile silahlı çatışma riskinin çok çok azalması oldu. Ancak bütün bu gelişmeler Rusya’nın yeni maceralara girmeyeceğinin garantisi değil.

Rusya Federasyonu, Kırım’ı Ukrayna’ya geri vermeyecek ve Doğu Ukrayna’da Rus ayrılıkçıları desteklemekten vazgeçmeyecektir. Zaten bu iki olay, dünya kamuoyunda Suriye, Avrupa’daki göçmenler; Türkiye’de ise doğudaki çatışmalar ve Ankara’daki saldırılar nedeniyle nerdeyse gündemden düşmüştür. Kısacası bu raundu Putin kazanmış bulunuyor.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This