RUSLAR DA TÜRKLER DE ZARAR GÖRÜYOR

 

 

Bir ay geçti, uzlaşamadık.

Rusya – Türkiye çatışmasının birinci ayını idrak ettik. NATO sayesinde Rusya ile savaşa girmedik. Gözü dönmüş Putin, Gürcistan, Ukrayna ve Suriye’ye girdiği gibi bizim de canımızı okuyabilirdi. Ancak kuzeyden kötü haberler gelmeye devam ediyor.

En son haberlere göre, Rusya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Türkiye’den getirilen tekstil ve ayakkabı ürünlerinin yüzde 80’inin Rusya’ya ithalatının yasaklanması teklifinde bulunmuş. Başbakan Medvedev hala ikinci tedbir paketini ilan edemedi. Nedeni ise otomotiv, beyaz eşya gibi branşlarda Türkiye’den ithal edilen yedek parçalara ihtiyaçları olmasından kaynaklanıyor. Rusya İnşaat Bakanı Mihail Men, Türk şirketlerinin Rusya’daki inşaat pazarından yavaş yavaş çıkacaklarını söyledi. TASS ajansına konuşan Men, “Her durumda şu an Türk şirketlerinin çalıştıkları büyük projeleri kökünden söküp atacak değiliz” dedi. Bunu yaparlarsa kendileri beceremeyeceklerdir. Ama inşaatçılarımız bugün itibarı ile artık başka pazarlar aramak zorunda kalacaklar.

 

Türk firmalarına baskılar çeşitli şekillerde devam ediyor.

20 Aralık’ta Gersan Elektrik Rusya’daki bağlı ortaklığı Gersan R-Zao’nun ticari faaliyetlerine, Rus yetkili kurum tarafından yapılan denetleme sonucu şirketin genel çevre düzenlemelerine uymadığı gerekçesiyle 60 gün süre ile ara verildiğini açıkladı. ‘Made in Turkey’ etiketiyle Rusya’ya ürettikleri malları sokamayan Zara, Mango ve H&M markaları, Türkiye’deki üreticilerine etiketi kaldırma baskısı yapıyor. Markaların, kısa vadede Rusya’nın siparişlerini başka ülkelerde üretme planında oldukları belirtildi.

 

Moskova’nın yeni yaptırım planı Kürtleri kullanmak şeklinde kendini gösteriyor.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Moskova’ya gitti. İlginç değil mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti iptal edilirken muhalefetteki ve etnik bir topluluğu temsil eden bir siyasi partinin önceden planlanan ziyareti iptal edilmedi. Ruslar çıkış yolu mu arıyor veya Ankara’yı sinirlendirmek mi istiyorlar, kararı siz verin. Moskova – Ankara ilişkileri HDP aracılığı ile düzenlenecek ise Demirtaş’a fahri Dışişleri Bakanı unvanı vermek gerekecektir. Bu ziyaretten herhangi bir şey beklemek pek de mantıklı olmasa gerek.

 

Türk Zirvesi’nde çatlaklar artıyor.

Moskova, Türkiye ile dost ülkelerle arasını soğutmak için de tedbirler almaya devam ediyor. 21 Aralık’ta Moskova’da düzenlenen Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) liderler zirvesinde Türkiye konusunda görüş birliğine varıldığı bildirildi. RBC ajansının haberine göre, Rusya lideri Vladimir Putin’in, Moskova’nın en yakın müttefikleri olarak bilinen Belarus, Kırgızistan, Kazakistan, Ermenistan ve Tacikistan devlet başkanlarını ağırladığı zirvede, Moskova’nın Ankara’ya yönelik tutumuna destek verildi. Böylece Türk Zirvesi’nde çatlakların arttığını görüyoruz. Rusya Federasyonundaki Türki halklarla ilişkimiz kopmakla kalmadı, sözde bağımsız diğer Türki devletlerle de tehlikeye giriyor.

 

İki taraflı ekonomik kayıplar kapıda

CHP Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke ve Faik Öztrak tarafından hazırlanan raporda, Rusya ile ekonomik krizin zararının en az 8,5 en fazla da 12,2 milyar dolar olacağı öngörüldü. Bu da daha önce Başbakan Yardımcısı Şimşek tarafından belirtilen öngörünün teyidi oldu.

Evet, Türkiye manevi kayıpların, çeşitli insani üzüntülerin yanında ekonomik kayıplara da uğrayacak. Ancak Rusya da bu krizden sapasağlam çıkamayacak. Şikâyetler önce de mevcuttu.

Haziran ayında Putin devlet memurlarının 110 binini bir kararname ile işsiz bırakmıştı. Mart sonu itibarı ile resmi verilere göre 23 milyon kişi ayda 9,662 ruble (169 USD) ile yaşamak zorundaydı. O dönemde bir Amerikan doları 35 ruble iken, şimdi 71 ruble; yani % 100 arttı. Bu durumda fakirler daha da fakirleşti, onlara başkaları da katıldı.

Rusya’nın başlıca geliri doğalgaz ile petrol ihracatına dayanıyor. Dünyada ham petrol fiyatları düştükçe (şu arala 37 dolar civarında) Rusya kaybediyor. Petrol 100 dolar olduğunda bolca para kazanmıştı. Doğalgazda da durum pek parlak değil. Rusya’nın doğalgaz ihracat ve dağıtım şirketi Gazprom, satış gelirlerinin % 54,30’unu Rusya’dan, % 36,20’sini Avrupa’dan, kalan % 9,50’sini ise diğer ülkelerden aldığını, son raporunda bildirdi. Satış gelirlerinin % 36,20’si olmasına rağmen brüt kâr marjının neredeyse % 100’ü Avrupa satışlarından kaynaklanıyor. Çünkü Gazprom ekonomik yaptırımlardan sonra Rus halkına doğalgazı zararına satıyor. Dolayısıyla şirket zararına çalışıyor ve buna ne kadar dayanacak belli değil.

Rusya’da bir hayli işletme ve dolaysıyla halk da Ukrayna ve şimdi de Türkiye krizinden hayli zarar gördü. AB geçenlerde Rusya’ya ambargo uygulaması tekrar altı ay uzatma kararı verdi. Son ayda havayolları seferleri Mısır ile Türkiye’ye tamamen ve bazı Avrupa ülkelerine kısmen sonlandırılınca, Rusya havayolları şirketleri neredeyse 20 milyar dolarlık zarar görmüşler. Böyle devam ederse işletmeler ya kapanacaklar ya da dayanabildikleri müddetçe zararına uçacaklar. Ekim ayında Rusya’nın Aeroflot’tan sonraki en büyük havayolu şirketi olan Transaero iflas etmişti. 85 milyar ruble borcu birikmişti.

 

Müslüman turistler?

Denize düşen yılana sarılır derler ya, işte zeki (!) yöneticiler ilginç yöntemler buluyorlar. Rusya Federal Turizm Ajansı Rosturizm Başkan Yardımcısı Sergey Korneyev 9 Aralık’ta, Körfez ülkelerinden turistleri Rusya’ya çekmeyi hedeflediklerini, bu bağlamda Müslüman turistler için ‘helal-friendly’ konukseverlik programını başlattıklarını açıkladı. Bildiğimiz kadarıyla Araplar Kazan’ın dışında helal gıda satan dükkân bulamayacaklar. Zaten domuz eti taam eden (yiyen), hamr (içki) tadan Ruslar arasında bu Arap misafirleri mutlu etmek için çok çalışmaları gerekecek.

Çünkü Rusların ilginç bir rekorları var. Dünya nüfusunun % 3’ten azı bir nüfusa sahip olmalarına rağmen, altı kişiden biri alkolizm nedeniyle ölüyor. Bu şekliyle Rusya Federasyonu bu kategorideki istatistiklerde % 500’den fazla temsil edilmiş oluyor.

Neticede her iki ülkenin de hassas noktaları var. Türkiye bu olaydan, Batı ile entegre olma şansını daha fazla yakaladığından, belki Rusya kadar zararlı çıkmayacaktır. Rusya; Türkiye, Ukrayna ve diğer devletlerle çatışmalarını sürdürürse ülkenin demokratikleşme şansı tamamen kaybedilecektir. Çünkü çatışma ortamları yöneticileri radikalleşmeye götürmektedir.

Bu olayın insani boyutuna ise gelecek yazıda değineceğim. Çünkü herkes öncelikle işin güvenlik ve ekonomi boyutuna bakmakta. Yıkılacak yuvalar, psikolojik hastalıklara yakalanacak çocuklar, hoşgörüsü azalan bir ortamda, maalesef gündeme bile gelmemektedir.

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This