RUSYA – ABD BİLEK GÜREŞİ: KARADAĞ NATO’DA

 

 

Rusya’ya rağmen Karadağ’a NATO yolu gözüktü.

Moskova’nın uyarılarına rağmen 28 ülkenin dışişleri bakanları Karadağ’ın (Montenegro) NATO’ya katılma talebini onayladı. Brüksel’de bu kabul belgesine 28 üye ülkenin dışişleri bakanları ile Karadağ’ın Devlet Başkanı Milo Cukanoviç imza attılar. İmzaların ardından NATO karargâhı önünde aile fotoğrafı çektirildi. Karadağ ile ilgili tarihi kararın alındığı toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu temsil etti.

Şimdi ise bütün NATO ülkelerinin Balkan ülkesi Karadağ’ın üyeliğini onaylamaları gerekiyor. Diplomatlar bu sürecin bir yıl kadar süreceğini tahmin ediyorlar.

Böylece Karadağ NATO’nun 29. üyesi olacak. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bu olayı Montenegro’nun ve bölgenin uzun vadeli istikrarı için atılan “önemli bir adım”  olarak yorumladı. Karadağ bundan böyle NATO toplantılarına misafir olarak katılabilecek.

Cukanoviç, “kolektif güvenlik geçmiştekinden daha önemli, bağımsızlıktan on yıl sonra NATO’ya üye olmanın ülkesi için çok önemli bir gelişme olduğu”nu vurguladı. “16 sene önce NATO ülkeleri tarafından bombalanan ülkesinin ittifakın diğer üyeleriyle omuz omuza duracağını belirterek, “Bize her zaman güvenebilirsiniz” diye konuştu.

Ukrayna krizi dolaysıyla NATO ile Rusya Federasyonun arası ciddi şekilde gerginleşmişti. Yeni durum ise gerginliği artıracağa benzer. Çünkü Moskova defalarca Karadağ’ın NATO bünyesine alınmaması için çeşitli uyarılarda bulunmuştu. 2015 Kasım’ında Rus parlamentosu Duma, NATO’nun Karadağ’ı üye olarak alma planlarını kınayan bir karar da almıştı. Kremlin Aralık 2015’te ise “karşı tedbirler almakla” tehdit etmişti.

 

Moskova NATO’nun sürekli olarak genişlemesine şüphe ile bakıyor.

1949’da kurulan NATO, 1982’de İspanya’yı alarak 16 üyelik bir savunma paktı oluşturdu. 1955 ise yılında sosyalist ülkeler SSCB, Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya ve Romanya’dan oluşan Varşova Paktı adlı savunma örgütü kurmuşlardı. 1991 sonunda SSCB yıkılınca Varşova Paktı da çökmüş oldu.  Avrupa Birliği ve NATO da bundan yararlanarak SSCB himayesi altında olan eski sosyalist cumhuriyetleri kendi safına çekmeye başladı.

Neticede Doğu Blokuna dâhil 11 eski sosyalist ülke 2004’ten itibaren (biri Yugoslavya’ya ait)  Avrupa Birliğine, 12 eski Sosyalist ülke de aynen 2004’ten itibaren NATO’ya üye kabul edildiler.  Şimdi Karadağ’ın da girmesi ile NATO’daki bu sayı 13’e yükselecek.

Böylece Avrupa ile Rusya Federasyonu arasında doğuda ancak Belorusya, Ukrayna, Moldova, Sırbistan ve Kosova NATO üyesi olamamış ülkeler olarak kalmaktadırlar. Diğer taraftan güneyde Rusya’ya rakip, NATO üyesi Türkiye bulunmaktadır.

21 Kasım 2011’de dönemin Rusya devlet Başkanı Medvedev Gürcistan sınırına komşu Vladikavkaz’da askerlere yaptığı konuşmada “Rusya’nın 2008’de Gürcistan’a saldırısı ve ondan toprak koparması NATO’nun eski Sovyet sahasına ilerlemesine mani olmuştur” demişti.

Diğer taraftan 2013 yılının Mayıs’ında Gürcistan Başbakanı Bidzina İvanişvili 2014 yılındaki maksadının NATO’ya girmek için bir hareket planına kavuşmak olduğunu söylemişti. Ancak 2014 Haziran’ında NATO resmi şahısları Gürcistan’ın henüz davet edilmeyeceğini bildirmişlerdi. Nisan 2016’da bir ABD elçisi “Gürcistan ile Ukrayna’nın yakın gelecekte NATO üyeleri olması mümkün değil” diye bildirmişti. Ancak her iki ülke de Rusya tehdidinden korunabilmenin tek yolunun bu NATO üyeliği olduğunu bilmektedirler.

 

18 Mayıs’ta Temsilciler Meclisi 602 milyar dolarlık ABD savunma bütçesi kanun teklifini 277’ye 147 oy ile kabul etti. Bu bütçe Avrupa’daki askeri harcamaları artırmaya katkı sağlayacak.  Kanun teklifi Temsilciler Meclisinden sonra Senato’ya gidecek. Burada da kabul edilirse, Başkan Barack Obama’ya imza etmesi için sunulacak. Şimdiye kadar ABD’de bu kadar yüksek askeri bütçe olmamıştı. Anlaşılan ciddi bir tehdit algılaması var.

 

Gerek Rusya gerekse ABD ciddi anlamda yeni silah denemelerine başladılar.

ABD 800 milyon dolar değerindeki füze sistemini 12 Mayıs 2016’da Romanya’da bir üsse yerleştirdi. ABD Savunma Bakanı Robert Work ,”İran balistik füzeler geliştirmeyi ve kullanılır hale getirmeyi sürdürdükçe ABD NATO üyesi ülkeleri korumak için bu nevi kalkanları yerleştirmeye devam edecektir” dedi. Tabii Rusya bunu kendi füzelerine karşı yerleştirilen bir savunma kalkanı olarak algılamaktadır.

Bu arada Rusya da boş durmamaktadır.

Son aylarda yeni silah teknolojisinin örneklerini vermiştir. Hazar Denizindeki bir savaş gemisinden Suriye’deki hedefe yollanan füze buna iyi bir örnektir. Polonya sınırları içinde bulunan Rusya toprağı Kaliningrad’a (Königsberg) yerleştirilen İskender adlı kısa menzilli balistik füze ise Baltık Denizindeki hedeflere yönelik yerleştirilmiştir. Bunun dışında denizaltılara yerleştirilen yeni balistik füzeler ve uzun menzilli bombardıman uçaklarının sayısı, Soğuk Savaş dönemine yaklaşmaktadır.

ABD de milyararlarca dolar sarf ederek silahlarını modernleştirmektedir.

Bunlar arasında B61-12 nükleer güdümsüz bombaları taşıma kapasitesinde sahip bombardıman uçakları bulunuyor. Bu uçakların 180’i Avrupa’da konulanmış. ABD yönetimi aynı zamanda yeni nükleer başlıklı güdümlü füzeler geliştirme konusunda çalışmalara başlamıştır.

Kremlin bütün bunlardan hayli rahatsızdır. Ancak dünya kamuoyu onu saldırıya ilk başlayan olarak görmektedir. Fakat bu dünyada, daha doğrusu bulunduğumuz coğrafyada, büyük bir savaş çıkma tehditini azaltmamaktadır.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This