RUSYA MÜSLÜMANLARININ ÖZYÖNETİM MACERASI

 

Dünya tarihinde ulusların veya etnik toplulukların hak mücadelesi hiçbir zaman sona ermeyecektir. Bu mücadele özyönetim, özerklik, muhtariyet veya otonomi adları ile de bilinir.

ABD örneğinde olduğu gibi aynı kültüre, inanca veya menfaat birliğine sahip devletler birleşerek federasyonlar kurmuşlardır. Alman devletleri birleşerek 1871’de Almanyayı oluşturmuşlardır. İtalya da 1870’te bu şekilde şehir devletlerinin birleşmesiyle kurulmuştur. Bunun bir de kötü örneği vardır, o da Rusya Federasyonu’dur. Çünkü bu federasyon tepeden oluşturulmuştur.

 

Bu yazımızda biz 98 yıl öncesine gideceğiz ve Çarlık Rusya’sı hâkimiyeti altına girmiş değişik Türki ve Müslüman halkların özerklik mücadelerine değineceğiz. Başka ifade ile özerklik düşüncesi yüz yıl önce bile mevcut bir düşünce idi, yani yeni bir icat değildir.

Çarlık Rusya’sının etnik yapısı bugünkü Rusya Federasyonuna benzerdi. Çünkü Ruslar 16. yüzyıldan başlayarak İkici Dünya Savaşına kadar dört asır topraklarını başka uluslar aleyhine genişletmişlerdi. Dolayısıyla Rusya Osmanlı gibi çok uluslu bir imparatorluğa dönüşmüştü. Bizim konumuz olan Türkiler kabaca Tatar, Başkurt, Çuvaş, Kırım Tatarı, Azeri, Nogay, Karaçay-Balkar, Kumuk, Türkmen, Kazak, Kırgız, Özbek, Karakalpak gibi uluslara ayrılıyordu. Bunların bazıları 50-60 yıl, bazıları ise 400 yıl Rus boyunduruğu altındaydı.

Çarlık Rusya’sı dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı esnasında çok kayıplar vermişti. Savaşın üçüncü yılı tamamlanırken, 1917 Şubatında Çarlık devrildi. Geçici hükümet yeni bir yönetim oluşturmaya çalışırken, Lenin’in liderliğindeki Komünist Partisinin Bolşevik kanadı 1917 Ekim’inde St. Petersburg’da hâkimiyeti eline geçirdi.

 

Pankartta: Bütün güç kurucu meclise.
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Pankartta: Bütün güç kurucu meclise.

 

İşte bu siyasi ve sosyal karmaşa içinde bir tarafta çeşitli siyasi partilere bölünmüş Ruslar birbiri ile mücadele ederken, azınlıklar da kendi kaderlerini tespite çalışıyorlardı.

Neticede 1-11 Mayıs 1917 tarihlerinde Moskova’da Umumi Rusya Müslümanlarının Kurultayı toplandı. Muazzam bir ilgi oldu ve Rusya’nın her tarafından 900 kadar delege katıldı. İlginç yanı katılan delegelerin 112’sinin kadın olmasıydı. İç hukuk açısından şeriatla yönetilmesine rağmen, bugün bazı ülkelerde kadınlar hala yeni yeni araba kullanmaya ve oy vermeye başladığı düşünülürse, Rusya Müslümanlarının ne kadar gelişmiş olduğu göstergesi olarak kabul edebiliriz.

Bu kongre Rusya’da yaşayan Türki ve Müslüman halkların bütün sorunlarını tartışmaya açmıştı. İlk iki madde aslında yazımızla ilgili idi. İlki Rusya’nın gelecekteki idari yapısı ile ilgili ise ikincisi kültürel ve yerel özerklik konusu idi. Burada şunu da ifade etmekte yarar var. Bu kongreye katılan hiçbir halkın temsilcisi Rusya’dan ayrılmayı, tam bağımsızlığı talep etmedi.

 

Çeşitli siyasi partilere üye Tatar - Başkurt politikacıları.
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Çeşitli siyasi partilere üye Tatar – Başkurt politikacıları. (1918)

 

Kurultay esnasında birinci madde hakkında söz alanların 18’i federasyon sistemini, 14’ü ise merkeziyetçilik, yani tek bir merkezden yönetilme (ünitarizm) görüşünü desteklemişti.

Bu kurultayın toplanmasında çok önemli rol oynayan Ossetin asılı Ahmet Tsalihov (Salihov) federal sistemin Rusya Müslümanlarını birliği yerine Kazanlılık, Kazaklık, Kırımlılık, Başkurtluk, Taciklik, Azerbaycanlılık gibi kabilelere ayrılmasına neden olacağını ileri sürmüştü. Bu varsayımında haklı da çıktı.

Tatar delegeler kültürel özerklik talep ederken, Azerilerin başı çektiği bir grup topraklı, yani yerel özerklik talep ediyordu. Tatarlar bulundukları coğrafyada Azeriler gibi mutlak çoğunluğa sahip olmadıklarından kendileri için Rusya’nın her yerinde geçer akçe olacak ulusal kültürel özerklik talep ediyorlardı. Mehmet Emin Resulzade’nin başını çektiği bu yerel özerklik talebi 271’e karşı 446 ile kabul edildi.

 

 

Rusya Duması (meclisi) üyesi Müslüman temsilcilerin bir bölümü
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Rusya Duması (meclisi) üyesi Müslüman temsilcilerin bir bölümü

 

Rusya’da iktidar kanlı bir şekilde Bolşeviklerin eline geçince onlar da nispeten büyük uluslara kendi etnik adları ile Özerk Sovyet Sosyalist ve Sovyetler Birliğine dâhil nispeten daha fazla haklara sahip Sovyet Sosyalist cumhuriyetleri kurdular. Bunun sonucu çok yakın Türki topluluklar bile birbirinden koptu. Kendilerine belirlenen yerel özerklik içinde kalan etnik topluluklar kültürel faaliyetlerini kendi sınırlarında gerçekleştirebildiler. Bu sınırların dışında kalan aynı etnik topluluklar bu imkândan yararlanamadı.

Bugün bağımsız olan altı Türki cumhuriyet halkı bir birinden haz etmez. Azerilerin Türkmenlerle sorunları vardır. Özbeklerle Kırgızlar bir biri ile kanlı bıçaklıdır.

Kısacası Rusya Türkleri özerklik konusunu çok önceleri tartışmış ve sonuçlarını yaşamışlardır. Belki bu sayede uluslaşma sürecini tamamlamışlar, ancak kardeş ve soydaş halklarla ilişkilerinde birbirleri ile yabancılaşmışlardır. Yerel özerklik bir haylisinin Ruslaşmasına mani olamamıştır. Rusya Federasyonundaki bütün özerk cumhuriyetlerin halkları, 1991 sonunda bağımsız olan Kazakistan gibi ülkelerde Rusça ve Rus kültürü etkisini devam ettirmektedir.

Dolayısıyla adına özyönetim, özerklik, otonomi veya muhtariyet; ne derseniz deyin, bu taleplerle ortaya çıkarken sonuçlarını da iyi düşünmek gerekmektedir. Rusya’da kendi milli cumhuriyetlerinin dışında kalan halkları (örneğin Tataristan dışında yaşayan Tatarlar) milli kültürü koruma konusunda ciddi sıkıntılara düşmüş bulunuyorlar.

 

Rusya Türklerinin özyönetim
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This