RUSYA -TÜRKİYE KRİZİ BİTTİ Mİ?

 

 

Bu soruya kısaca evet diyebiliriz.

Ancak bu pek gerçeği yansıtmayacak. Rus tarafı Türkiye “özür” diledi derken, Türkiye tarafı “özür” değil, üzüntü bildirildi demekte.

Son yedi ayda iki arada hayli sular aktı. Türkiye tarafı pek saldırgan davranmasa da, Rusya tarafı hem siyasi hem basın ortamlarında Türkiye’ye hayli hakaretler yağdırdı. Fakat bir şey yapmadılar, doğalgazı kesmediler. Demek ki ekonomik açıdan pragmatik davrandılar. Süt veren ineği kesmediler. Türkiye Rusya’ya hiçbir şey satamazken, Rusya para kazanmaya devam etti. Bu sayede soğukta donmaktan kurtulduk, elektriklerimiz kesilmedi. Bu da madalyonun diğer yüzü.

 

20 Nisan 2016 tarihli bir habere göre siyasi gerginlik Rus şirketlerinin Türkiye’ye ilgisini kesmedi.

Ekonomi Bakanlığının verilerine göre girişler krizin zirve yaptığı dönemde de devam etti. Bu yılın ilk 2 ayında Rusya sermayeli 24 yeni şirket kuruldu. Yaklaşık yarısı krizin patladığı Kasım 2015 sonrası olmak üzere son 8 ayda kurulan yeni şirket sayısı ise 90’ı geçti.

Türkiye’de 30 Haziran 2015 itibariyle 1.881 Rus şirketi faaliyet gösteriyordu. Bu rakam Şubat 2016 sonu itibariyle 1.971 Faaliyetini durduran 6 şirket dikkate alındığında, 72’si 2015’in ikinci yarısında, 24’ü bu yılın ilk iki ayında olmak üzere toplam 96 Rusya sermayeli şirket faaliyete geçti. Her an kullandığımız Yandex veya Deniz Bank bizlerin en fazla bildiği Rus şirketleri.

 

2015 yılında kriz öncesi RF Türkiye’ye 13 milyar dolarlık yatırım yapmış bulunuyordu.

7 aylık siyasi kriz döneminde Türkiye meyve ve sebze sektöründe büyük zarara uğradı. T.C. vatandaşlarına vize mecburiyeti getirildi. Vize alanlar bile vardıkları Rus şehirlerinde saatlerce sorguya maruz kaldılar. Rus vatandaşlarına Türkiye’ye gitmek istediklerinde de aynı muameleye yapıldı.

Rusya Federasyonunda birçok irili-ufaklı işyeri kapandı. Ancak özel izinli bazı firmalara faaliyetlerini sürdürme izni verildi.

T.C. ve RF arasındaki iyileşmenin bir göstergesi olarak Alabuga Serbest Bölgesinde bulunan Türk şirketlerine bu hafta Tataristan Cumhuriyetinin Devlet Başkanı Minnihanov ziyaret etti.

Turizm alanındaki kayıpların bundan sonra Rusya’dan gelecek turistlerle bir nebze kapatılması bekleniyor. Ruslar terör tehdidinden şimdilik korkmuyorlar. Ancak umarız ki olmasın, tatil bölgelerinde gerçekleşecek bir terör saldırısı onları da Türkiye’den uzak tutmaya yetecektir.

 

İlişkilerin bozulmasından kaybı olan mühim bir kesim ise akademisyenler, öğrenciler, yazarlar, şairler ve sanatkârlar oldu. Bilhassa bu kategorideki Türki kökenliler bu yasaklardan en fazla zarar gören taraf oldular.  Manevi açıdan ise karışık evliliklere mensup olanlar ve onların çocukları eziyet çekti.

 

Şimdi bütün bu sorunlar ortadan kalkacaktır diye düşünmek biraz saflık olur.

Çünkü 98 yıl sonra ateş açılmış, böylece iki ülke arasındaki barış-ateşkes bozulmuş oldu. Suriye konusunda bir anlaşmaya varılmış bulunmuyor.

Bütün bu sorunların bugünden yarına çözülmeyeceği bellidir. İki araya güvensizlik girmiş bulunuyor. Fakat siyaset böyle bir şeydir iki ülke de ekonomik anlamda sıkıntıya düşünce, “denize düşen yılana sarılır” misali ilişkileri tekrar normale çevirmeyi gerekli gördüler.  Aslında her ülkenin vatandaşı komşuları ile dostluk içinde yaşamayı arzular.

Halkları birbirlerine düşman eden şartları doğuran aslında yönetimin başındakiler, yani yetkili siyasetçilerdir. Tabii şu da denilebilir: siyasetçiler halkın arzusunu yerine getirirler.

Türkiye’de veya Rusya’da araların bozulmasını acaba hangi halk kesimi istemişti? İşte bu soruya cevap bulmak hayli zor.

 

 

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Share This