RUSYA’DA SEÇİMLER: HALKIN YARIDAN FAZLASI SANDIĞA GİTMEDİ

 

18 Eylül 2016 Pazar günü 140 milyon nüfusa sahip Rusya Federasyonunda Devlet Duma’sına (Parlamentonun alt kanatı) seçimler oldu. Şimdiye kadar yapılan seçimlerin, halkın en az ilgi gösterdiği uyuşuk ve en ruhsuz olanı idi.

Merkezi Seçim Komitesinin ilan ettiğine göre, Rusya genelinde halkın sadece yüzde 47,8‘inin oy kullandığı seçimlerde, Başbakan Dmitri Medvedev’in genel başkanı olduğu, “Putin’in partisi” olarak da adlandırılan “Birleşik Rusya” oyların yüzde 54’ünü aldı. Yaklaşık 111 milyon kayıtlı seçmeni bulunan Rusya’da 28 milyon 500 bin civarı oy alan parti, 450 sandalyeli Duma’da 343 milletvekiline sahip oldu.

Böylece parlamentoyu tamamen kontrolü altına almış olacak. Geçen dönemde ancak 238 milletvekili vardı. Buna rağmen Putin her istediğini bu parlamentodan alabilmişti. Şimdi ise daha fütursuzca hareket edeceğini varsayabiliriz.

Resmi Haber ajansı TASS’ın belirtiğine göre, üç seçimdir aynı dört parti, yani iktidarın yanındaki partiler Duma’ya kendi adaylarını seçtirebildiler. Birleşik Rusya sandığa giden %47,8 seçmenin  %54,28’ni aldı. Demek ki reel olarak 111 milyon seçmenin takriben %24’nün oyunu almış oldu.  %47,8 seçmenin kalan oyları ise “Rusya Komünist Partisi” %13,45,  faşizan söylemleri ile dikkati çeken Jirinovski’nin “Liberal Demokrat Partisi” % 13,24 ve “Tek Rusya Partisi” % 6.17 almış oldular.

Moskovalıların ancak % 30’u seçim sandıklarına gitti. Bu rakam beş yıl önce (2011) % 50 idi. St. Petersburg’da ise katılım % 16’ya kadar düştü.

Putin’in sözümona partisine son zamanlarda destek çok azalmıştı ve bunu kamu araştırmaları teyit ediyordu. Halkın artık parlamentoya güveni kalmamıştı, zaten seçime katılım da bunu gösterdi. Diğer nedenleri aşağıda sıralıyoruz.

Rejim seçimlerin bu şekilde neticeleneceğini baştan tahmin etmiş olmalı ki, seçim günü yolsuzluklar da oldu. İlk olarak Voronej şehrinden protesto sesleri yükseldi. Ancak en büyük yolsuzluklar Kuzey Kafkasya’da ve bilhassa Dağıstan’da gerçekleşti. Oy tutanakları değiştirildi.

İşte demokrasilerin bu zaafı var. Halkın % 50’sinin bile desteklemediği bir sistemin düzenlediği seçimlerde katılma oranını kale alınmadan iktidar kendini seçimden galip çıkmış olarak ilan edebiliyor. Bazı ülkelerde  %50,5 ile Devlet Başkanı seçilebiliyor. Rusya’da olduğu gibi  %52,2’nin oy vermemesi dikkate bile alınmıyor.  Böyle bir seçim sisteminde bir çarpıklık ve adaletsizlik olduğunu göstermiyor mu?

Dolayısıyla iktidarlar seçime hile karıştırıyorlar, yalan vaatlerde bulunuyorlar, halkı manipüle ediyorlar. Seçimde verdikleri vaatleri yerine getirmeseler de kimse onları sorgulayamıyor.  Neticede bu gibi yolsuzlukları kontrol edecek organlar da iktidarın belirlediği memurlar olduğundan her şey örtbas edilebiliyor.

Rusya halkı denilince akla sırf Ruslar geliyorsa da, bu yanlış. Çünkü Rusya Federasyonun % 20’sini Rus olmayan halklar teşkil ediyor.

Bu azınlıkların siyasi, ekonomik ve kültürel sıkıntıları var. İşin ilginç yönü genel olarak bütün Rusya vatandaşları Putin rejimini tercih etmenin zararını görüyorlar.

Moskova iki cephede  (Ukrayna ve Suriye) savaşıyor. Bunun sonucunda AB ve ABD’nin ambargosuna maruz kaldı. Ekonomiye büyük darbe oldu. Savaş için büyük paralar sarf ediliyor. Devalüasyon, ülkenin en büyük kanayan yaralarından olan rüşvette de faturanın katlanmasına ve rüşvet alanların “döviz hesabıyla” rakamı artırmasına yol açtı.  Rusya’da ortalama rüşvet miktarı 200 binden 809 bin rubleye yükseldi.

GSYH’nın yaklaşık % 50’sinin yolsuzluklarla ilgili kayıt dışında olduğu varsayılıyor.

Rusya’da yolsuzluk sıralamasın ilk yeri başkent Moskova (%28,9) alıyor. %5,6 ile ikinci sırada Moskova oblastı (bölge) geliyor. Krasnodar, Leningrad oblastı, Saratov, Samara, Tataristan ve Kırım % 3,7 ile üçüncü sırada geliyorlar.

Rusya’da enflasyondaki artışla beraber halkın reel gelirlerindeki düşüş devam ediyor.

Devlet İstatistik Dairesi Rosstat’ın verilerine göre, Mart ayında ülkede reel gelirler ocak ayında %0,8 erirken, bu oran Şubatta %1,6’ya, martta %1,8’e yükseldi. 2014 yılının tamamında ülkede reel gelirler %0,8 azalırken, 2015 yılının ilk çeyreğinde bu oran %1,4 olarak kaydedildi. Mart ayında ülkede nominal maaşlar yıllık bazında %11,4 artsa da, bu artış %16,9 olan enflasyonun ve gıda ürünlerindeki fiyat artışının (%23) gerisinde kaldı. Maaşların alım gücü %9,3 azaldı.

Rusya’nın resmi şahısları ekonominin düzelmeye başladığı çığırtkanlığını yapmalarına rağmen, siyasi bir komploya kurban gitme ihtimalinden sakınarak kendi arzusu ile ülkeyi terk eden hükümetin eski danışmanı ve şimdi “The European Bank for Reconstruction and Development (EBRD: Yeniden İnşa ve Gelişim için Avrupa Bankası)” ‘in baş ekonomisti Sergey Guriyev “ülkenin ekonomisi iyileşme yolunda olmayıp tersine ekonomik düşüşten (resesyon) ekonomik durgunluğa (stagnasyon) yönelmektedir” demektedir.

Rusya’nın ekonomik sıkıntılarına bir sebep ise yurt dışına kaçırılan paralar teşkil ediyor. Komsomolskaya Pravda gazetesi, Rusya’dan yasadışı yollarla en yüksek miktarlarda para çıkarmayı başaran firari bankacıların listesini oluşturdu:

Andrey Borodin (Bank Maskvı): 360 milyar ruble; Georgiy Bedjamov (Vneşprombank): 200 milyar ruble; Trast Bank’ın sahipleri (114 milyar ruble); Sergey Pugaçev (Mejprombank): 92 milyar ruble; Anatoliy Motılev (Rossiyski Kredit): 62 milyar ruble ve Boris Buloçnik (Macter Bank): 61 milyar dolar toplam: 827 milyar ruble (takriben 40 milyar TL) .

 

Rusya liderinin Rus milliyetçiliğini canlandırmak adına başlattığı Rusçuluk hareketi de bilhassa azınlıkları rahatsız ediyor. Bu anlamda Stalin hayranı bir hanımı eğitim bakanı seçmesi (bkz. http://kilavuzkirpi.com/egitimde-laik-degerlere-karsi-cikan-yeni-bir-ulke-rusya/) ve onun okullarda Ortodoks dinini okutma planlarının olduğunun anlaşılması huzursuzluk yaratıyor.

Bu yetmezmiş gibi milyonlarca insanın ölümüne sebep olan Josef Çugaşvili Stalin’in tekrar heykellerinin dikilmeye başlaması da eski yaraları deşiyor. Sibirya’nın Surgut şehrinde dikilen bir Stalin büstü protestolara neden oldu. Tataristan’ın başkentinde Stalin ve Kazan Hanlığını yıkan Korkunç İvan’ın heykellerinin koyulma planları Tatarları endişelendiriyor.

 

Kısacası katılım olmasa da, demokrasinin cilvesi olarak geçen dönemden çok daha fazla mebusa kavuşan “Rusya Birlik Partisi”, yani Devlet Başkanı Putin hiçbir şeye aldırmadan ülkeyi kendi kafasına göre şekillendirmeyi, çevresine ve dünyaya karşı saldırganca politikalarını daha da canla başla sürdürmeyi kendinde hak ve güç görecektir. Azınlıkların hakları, vatandaşın refah seviyesi, herkese eşit hukuk gibi sıkıcı teferruatlarda uzaklaşmak daha da kolay olacaktır. İşte bu gibi durumlar demokrasiyi ve onun tarafından şiddetle desteklenen kapitalizmi sorgulama zamanının gelip geçtiğini gösteriyor.

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This