TOHUM, ANADOLU VE HES

Darıbükü gezisi notları…

 

Dağ başını duman almış,

Gümüş dere artık akmayacak.

Güneş bir daha doğmayacak,

DARIBÜKÜ köyünde… !

 

Isparta/Sütçüler DARI BÜKÜ köyünde yapımı devam eden KASIMLAR HES nedeniyle, bölgedeki olası tohum ve ağaç çeşitlerinin korunması için ziyaret planlanmıştır.

 

11 ağustos 2015, sabah erken saatlerde Antalya yerel tohum grubundan Nihal Küpeli ile Isparta/Sütçüler’de buluşuldu ve yola devam edildi. İlk durak, buraya yakın Kasımlar köyü. Yolda karşılaştığımız, çevreden çeşitli otlar toplayarak yaşamını sürdürmeye çalışan bir amcamız, güleç yüzlü, sıcacık, sevecen… 🙂

 

Tarihi bilinmemekle birlikte Cumhuriyet öncesi, Antalya’dan gelen Yörüklerin oluşturduğu köye “kıtlık / ölüm” gelir, salgın bir hastalık, köylüler günde en az 5-10 akrabasını gömerler, bu nedenle bugünkü yerine taşınırlar. Aceleyle yapılan bu taşınma kasım ayında gerçekleştiğinden köylerinin adı da KASIMLAR köyü olarak kalır ….

 

Pansiyona yerleştikten sonra ilk durağımız Ramazan eniştenin evi, son yıllarda geçimini davarcılıkla sağlamaktadır. Çocuklar evi terk etmiş, kendilerine ise sadece son çocuk Ahmet ile yeğeni Mehmet kalmıştır. Ahmet Demirekin, köyde yaşanamayacağını, hayatını sürdüremeyeceğini söyleyerek illa ki şehre taşınacağını da belirtir.

 

Ramazan enişte, “yıllarca önce köye toptancılar gelir, mallarımızı alırdı, ama en az 20 yıldır gelmiyorlar ve artık üretim de yapamıyoruz. Zaten yeterli toprağımız da yok” diyerek, bugünü dile getirir… Son yıllarda ellerindeki sarıbuğday yerine ziraat buğdayı ekmişler, ancak her yıl tohuma para vermek yerine artık buğday ekimlerini de bırakmışlar. Az miktarda kendi ihtiyaçları için yerel tohumdan ekmeye de devam ediyorlar, buranın en önemli ekim ürünü fasulye. Ayrıca burada gördüğümüz tespih ağacının tohumları ezilerek çamaşır yıkanıyormuş ama son yıllarda hazır deterjan kullanımı artığından artık kullanılmıyor.

 

Bölge, dağlık olduğundan küçükbaş / keçicilik ön plandadır. Yine yıllarca önce köyde birçok sürü varken bugün ise artık sürüler de azalmış.

 

Takiben kaldığımız pansiyonun babalarının arazisini ziyaret ettik. 60-65 yaşlarındaki ihtiyarlarımız, halen şehirde bulunan çocukları için özellikle patates üretmeye devam ediyorlar. Patatesle birlikte fasulye ekimi de öncelikli. Köyde iki ayrı arazisi olduğunu söyleyerek, geçen yıl yukarıda ektiği patatesi bu yıl aşağı arazide ektiğini, buradaki patatesi de önümüzdeki yıl yukarıda ekeceğini ve veriminin daha iyi olduğunu söylüyor, bir başka münavebe ekim şekli. Bölgedeki üyemiz Adem Çevikbaş ile ilk kez tanışıldı ve gezilerimize bu haliyle devam edildi.

 

65 yaşındaki babamız bizi kırmadı, buradaki tarihi kalıntılara götürdü. Bizler genç olmamıza karşın tepeyi bizden önce tırmandı. Hava çiselemeye başladı. Abdurrahman Kökdoğan​’ın pansiyonuna geri dönüşümüz. Babamız “dün akşam annemle birlikte kaldım” diyerek, anne babasının 85-88 yaşlarında olduğunu ve halen kendi arazilerinde ekim yaparak orada konakladıklarını da söyledi. Allah hepsine uzun ömürler versin 🙂

 

Kendisinden, bu arazideki patates tohumları ile akşam pansiyona getirdiği tohumluk salatalıklar alınmıştır. Köyde yıllarca ekilen sarı domatesin artık bulunmadığı öğrenildi, yine de az miktarda sarı domates tohumu alındı.

 

Akşam saatlerinde pansiyona geri döndüğümüzde bu kez pansiyonun bahçesi gezildi, yine çok miktarda fasulye ekimi mevcut. Ayrıca iri kırmızı domateslerden de tohumluk alınmıştır. Pansiyona gelen müşterilerine genellikle bu bahçeden topladığı, kendi tohumlarından üretimlerle yemek sunmaktadır.

 

***

 

DARIBÜKÜ Köyü için sabah erken kalktık ve kahvaltı sonrası Nihal Küpeli​ ile birlikte yola koyulduk, tepeye tırmanış sonrası köy yolunda önümüze gelen HES inşaatı oldu, takiben yukarıdan da görüntü aldık ve köye ulaştık. Köy girişinde kadınlarımız oturuyordu, birisi nazlanarak “resim çekilmeyeceğini” söyledi ama Nihal hanım illa ki resim çekildi. Takiben Zeynep ablamız bizi bahçesini gezdirmeye söz verdi, yolda giderken hem köy muhtarını gördük ve hem de köyün ihtiyar delikanlılarıyla azıcık sohbet ettik, bu arada köye çerçi gelmişti…

 

Zeynep ablanın bahçesinde muşmula, pembe kiraz, armut, elma ve ceviz ağaçları… Ayrıca kendiliğinden oluşmuş ve verimli olan fındık ağaçları… Yer kirazı, ağaca asılı bir kuru kafa… Zeynep ablamızın tohum deposuna girdik ki, neler neler var ama kendisi, ne olacağını dahi bilmiyor. Kendisinden birkaç tohum çeşidi aldık, kırmızı ve beyaz yer elması yumrularından da verdi. Kendisine bu tohumların değişik yerlerde yeniden yaşam bulacağı sözünü verdik.

 

Ramazan abinin evi, eşiyle birlikte yaşıyor, önceleri kendi buğdaylarını ekerlermiş ama artık ziraatın tohumunu kullanıyor, buna karşın bir miktar kendi buğdaylarından verdi. Ayrıca tohumluk olmak üzere salatalıklar da teslim alındı. Ramazan abiyle birlikte Sefer eniştenin evine ulaştık, grup üyelerimizden Adem Çevikbaş​’ın, Toroslardan aldığı kar, burada hep birlikte yenildi. Kasımlar Köyünde kaybolan sarı domates burada karşımıza çıktı. Buradan aldığımız tohumdan yetişmiş meyve ağacı çekirdekleri halen kurumaya alınmıştır önümüzdeki süreçte bunlar, ülkemizin değişik yörelerindeki bazı üyelerimizin bahçelerinde yeniden yaşam bulacaktır.

 

Darıbükü köyünü yıllarca besleyen dere kenarındayız, üzüntüleri yüzlerinden okunuyor. Hiç kolay değil, sabahtan beri gezdiğimiz yerler bir süre sonra sular altında kalacak, evleri, bahçeleri, damları, onlarca yıllık anıları… Hepsi de sular altında kalacak…

 

Gidecekleri yer az ileride, hepsine ev ve bahçe sözü verilmiş ama halen bir faaliyet yok, evler hazır değil, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Kendilerine 400 metrelik bahçe sözü verilmiş ama sonrasında bu miktarın 250 metreye düşürüldüğü, bazılarına 3 katlı ev sözü verilmiş ama sonrasında bunun 2 kata düşürüldüğünü öğrenmişler. Çaresizlik ve birkaç ay sonra ne olacağını bilmemek!

 

Herkese açıkladık, buralardaki doğal ve tohumdan yetişmiş olan meyve ağaçlarını yukarılara taşımalarını, halen zamanlarının olduğunu bu ağaçlardan çelikleme yöntemiyle çoğaltarak, yeni gidecekleri yerlere taşımalarını, bitkilerdeki zararlılar için acı biberli, sarımsaklı ilaçlar, deterjandan yapılacak ilaçlar, kompost yapımı gibi konuları tek tek ve ayrıntılı olarak anlattık.

 

Yanımızda Sefer enişte ve Ramazan abi olduğu halde bu köye bağlı ve biraz daha yukarıda olan Ramazanların Kürüz mahallesine yola çıkıyoruz.

 

***

 

Yanımızda Sefer enişte ve Ramazan abi olduğu halde bu köye bağlı ve biraz daha yukarıda olan Ramazanların Kürüz mahallesine yola çıkıyoruz, yüksek rampalarla DARIBÜKÜ köyü Kürüz mahallesine Ramazan’ların bahçesine ulaşıyoruz.

 

Elinde bir sopa ve hayvanlar, buralarda ilk kez büyükbaş hayvan görüyoruz…

 

İçeriye buyur edildik, dam üzerinde yine taze fasulye kurutuluyor, girişteki tüfekle güzel bir poz çekildik sanıyorum, takiben içeride yine kekik çayını her birlikte içtik, bu arada Ramazan, arılarla ilgili sıkıntısını aktardı ve çözüm yolu gösterildi, ancak bal hasadından sonra ilaçlama yapılabilecektir.

 

Ramazan’ın babası, Adem, Ramazan enişteyle birlikte yukarıya doğru çıkıyoruz, patika yollar, bu paylaşımdaki 16ncı resme dikkat, adem’in durduğu yer geçen yıl bahçeymiş ve buradan güzel verim alınmış, kışın yağan yağmurlarla burası tamamen boşalmış, işte erozyonun gerçek yüzü, en az 10 kamyonluk alan boşalmış ve çukurlaşmış… Geçen yıl geniş yol, bu yıl patika halini almış, bahçeye giderken gördüğümüz ağaçların asırlık olduğu söylendi.

 

Bahçede domateslerin sık dikildiği, yaprak ve budak temizliğinin yapılmadığı ve bu nedenlerle meyvelerin küçük olduğu söylendi, ayrıca hastalıklarda acı biberli, acı biberli ve sarımsaklı, deterjandan ve arap sabunundan yapılabilecek ilaçlar önerildi.

 

Bu bahçede yeteri kadar sarı domates var, sarı domates tohumlarının köylüye tekrar dağıtılması ve bu tohumun yaşatılması gerektiği de açıklandı.

 

Ramazan’ın babasından söz aldık, önümüzdeki yıl en az 1 sıra domatesi, 1’er metre aralıkla ekecek ve verim farklılığını bizzat görecek.

 

17nci resim, HES’e konu olan deremiz, sular tutulmaya başlandığında burası göl haline gelecek ancak bu arazi yükseklerde olduğundan tutulacak suyun buralara kadar gelmesi beklenmiyor, yani bu bahçede yaşam devam edecek…

 

Gelelim DARIBÜKÜ HES gerçeğine: Geçmiş yıllarda Kasımlar Belediyesine bağlı köy, belediye ve muhtarlık karar vermiş ve buraya HES yapılmasına izin vermişler, her şeyin bir bedeli vardır, biz sadece duyduklarımızı söylüyoruz zira elimizde belge yok! HES firması köyden birkaç kişiye iş kazandırır, köyden birkaç kişiye SGK kaydını yaptırır, köyden birilerine bir takım hediyeler alır… Köylü suskun, bu konuda Kasımlar köyünde hiçbir kimse konuşmadı ve konuşmayacak da, ama sabahtan gezdiğimiz yerlerdeki köylülerimiz, ne evini boyuyor, ne bahçesini çapalıyor ne de bir tek tohum ekiyor, çünkü yarın ne olacağını bilmiyor!

 

2 gündür bölgede yaptığımız görüşmelerde, doğal ve yerel tohumlarımızın her şartta yaşatılması gerektiği, tohumların eskiden olduğu gibi paylaşılmasını, hastalıklarda acı biberli, acı biberli ve sarımsaklı, deterjandan ve arap sabunundan yapılan ilaçları kullanmaları, toprağı öncelikle hayvan gübreleriyle beslemeleri, sular altında kalacak ağaç çeşitlerinin yukarılara taşınması, halen zamanın var olduğundan ağaçların çelikleme yöntemiyle üretilmesi ve yeni gittikleri yerlere taşınması gerektiği de belirtilmiştir.

 

Bu köylerin ve köylülerimizin sıcaklığını her zaman gönlümüzde bulacağız 🙂

Author: Ali Özırmak

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This