TÜRKİYE RUSYA İLİŞKİLERİNDE TARİHİ AŞAMA

 

2015 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında bozulan ilişkiler 9 Ağustos 2016’da Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın buluşması ile tekrar canlanmaya başlamıştı. 2017 yılında ise bu iş birliği liderlerin görüşme sayılarının artması ile daha da pekişti.

Geçen yıl Erdoğan Rusya’yı 10 Mart, 3 Mayıs ve 13 Kasım tarihlerinde üç kez ziyaret ederken, Putin de 28 Eylül ve 11 Aralık’ta, iki kez Türkiye’ye gelmişti. Son dönemde iki lider ayda birkaç kez telefon görüşmesi de yaptılar. 13 Kasım 2017’de Soçi’deki buluşmada Putin, “İlişkilerimiz pratik olarak tamamen yeniden inşa edilmiştir”, diyerek iki ülke arasında herhangi bir sorun kalmadığına işaret etmişti.

Putin 24 Mart 2018 Devlet Başkanlığı seçimlerini kazandıktan sonra ilk dış ziyaretini de 03 Nisan’da Türkiye’ye yaptı. Genelde Rus liderler ilk dış ziyaretlerini eski müttefik ülkelerine yaparlardı.

03 Nisan 2018 tarihinde Ankara’da Putin-Erdoğan buluşmasında üç konu öne çıkacağı belli idi. İlki S-400 füzelerinin alımı, ikincisi Akkuyu nükleer santralinin temel atma töreni, üçüncüsü ise Suriye’nin geleceği konusu idi. Tabii bunun dışında vize ve ticari konular da vardı.

İkili görüşmelerden sonra gerçekleşen ortak basın toplantısında Türkiye’nin NATO ülkelerinin karşı çıkmasına rağmen S-400 füzelerini satın alacağı kesin olarak bildirildi. Füzelerin azami menzili 400 kilometre, ulaşabildiği en yüksek irtifa da 30 kilometre. Ayrıca, her hedefe iki füze kilitleyerek, eşzamanlı olarak 80 hedefi vurabiliyor. En fazla 3 bin 500 kilometre uzaklıktan fırlatılan orta menzilli balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip. Bunları 2,5 milyar dolara mal olacağı ve %55’inin Rusya’dan alınacak kredi ile karşılanacağı belirtiliyor.

İkinci önemli konu ise Mersin’de temeli atılan Akkuyu Nükleer Santrali oldu. 20 milyar dolara mal olacak ve Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom, ilk reaktörünü 2023 yılında faaliyete geçirmeyi planlamaktadır. Potansiyel yatırımcılar ile görüşmelerin inşaat takvimini etkilemesinin muhtemel olmadığını da belirtti. Ancak Rosatom, Türkiye’de kurulacak Akkuyu Nükleer Santrali’nin yüzde 49 hissesinin satışının 2019’a kadar ertelenmesinin muhtemel olduğunu bildirdi.

Suriye konusu ise bir gün sonra İran İslam Cumhuriyeti Başkanı Rohani ile buluşmada gündeme getirildi. Her üç ülkenin Suriye konusunda bazı farklı görüşleri olmasına rağmen gerek Astana gerek diğer buluşmalarda bir nevi uzlaşma sağlanmaktadır.

Bu arada Rusya Federasyonu Genel Kurmay Başkanı Gerasimov Ankara’da meslektaşı Akar ile görüşmüşlerdir. Bu da iki ülke arasında bilhassa Suriye konusu ile ilgili olsa gerek.

 

Rusya ile bu tarihi iş birliği Türkiye’ye ne gibi yararlar sağlayacaktır sorusuna geldiğimizde şunları varsayabiliriz:

Rusya bizim en önemli ticaret ortağımız olacaktır. Dolayısıyla Türk turizmi daha fazla Rus turisti ağırlayabilecektir. Çeşitli branşlardaki iş adamlarımız bilhassa inşaat, tekstil ve tarım ürünleri alanında tekrar tam kapasite ile çalışmaya başlayacaklardır. Türk müteşebbisler bir hayli başarılı yatırımlar ve üretimlere de imza atmaktadırlar. Örnek vermek gerekirse Aralık 2017’de Rönesans Holding’in Moskova’daki «residential» gökdelen projesi Neva Towers’a bir hafta içinde ikinci ve dünya çapında en büyük ödül geldi. European Property Awards’da “En İyi Çok Katlı Konut Projesi” ve “En İyi Karma Kullanım Projesi” kategorilerinde ödüle layık görülen dev proje, bu kez International Property Awards’da dünyanın “En İyi Uluslararası Çok Katlı Konut Projesi” olarak seçildi.

Fakat bütün bunlara rağmen doğalgaz ithalatı dolaysıyla Rusya ile Türkiye arasındaki ticaret açığı devam etmektedir.

Rusya Federal Gümrük Servisi FTS’nin verilerine göre Rusya’dan Türkiye’ye yapılan ihracat miktarı 18,2 milyar dolar (yüzde 34,2 arttı) olarak kaydedilirken Rusya’nın Türkiye’den gerçekleştirdiği ithalat hacmi 3,4 milyar (1,6 kat artış) oldu. Kısacası iki ülke arasındaki ticaret açığı T.C. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre de 16,5 milyar doları aşmaktadır.

İki ülkenin yakınlaşması ekonomi ve siyasi faydalar sağlamaya namzet olmanın dışında, sosyal ve kültürel ilişkilerin de gelişmesine neden olacaktır. Aralar bozulmadan önce bilhassa Rusya’nın Türki ve Müslüman halkları ile ilişkilerimiz yoğunlaşmıştı. Bunun tekrar canlanması beklenebilir. Tabii bu konuda gelişme sağlamak için vizenin tekrar kaldırılması gerekmektedir.

Bu coğrafyadaki iki hatta üç ülkesinin (Rusya, Türkiye ve İran) birbirlerine yakınlaşması, (özellikle NAT0 üyesi ve Avrupa Birliğine üyelik başvuruda bulunan Türkiye’nin) Batının bu ülkeler karşı rahatsız edici uygulamalarından kaynaklanmaktadır.  Örnek vermek gerekirse, SSCB’nin yıkılmasından sonra neredeyse bütün eski Sosyalist ülkelerin AB’ye üye olarak alınırken, Türkiye’ye hala bazı ön şartların öne sürülmesi iyi niyet ile açıklanamaz. Bu ve benzer politikalar adın geçen üç ülkenin, eski tarihlerde birbirleri ile ciddi sorunları olmasına rağmen, yakınlaşmalarına ve iş birliğine başlamalarına neden olmuştur.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This