YÖNETİMİN 65 YAŞ SENDROMU

Koronavirüs salgını ülkemizde iki aydan fazladır mevcut. Yetkililere inanmak gerekirse, mücadele başarılı oluyor, kısa sürede düzlüğe çıkacağız. Bu bildirilerle halk da coştu. AVM, pazar yerleri, caddeler (msl. İstiklal caddesi), ulaşım arterleri doldu taştı. Aralarında tıpçılar olan aileler bile birbirlerini ziyaret edip duruyorlar. Büyük sitelerde kafeler neredeyse faaliyete geçti, site yönetimi çalışanlarına maske vermediğinden, hemen her çalışan maskesiz görev yapıyor.

Ayrıca maske olayına çok önem veren yönetim halkın büyük çoğunluğuna dağıtamadı. Tanesini 1 TL diye ilan ederek halka kendilerinin almaları için teşvik etti. Bu esnada 70-80 ülkeye tıbbi malzeme yolluyoruz diye böbürlenmeyi de unutmadı. Kendi halkına yetmezken, ticari kazanç saikı ile böyle bir ihracat acaba ne kadar etik?

Her neyse halkımız da bu işe pek alışamadı. Kimininki boynunda, kimi ise burnun altında takarak maskeyi def-i bela kabilinden kullanıyor. Sosyal mesafe kuralı ise pek anlaşılmadı. Çünkü tıpçılar da her gün başka bir şey söylüyorlar. Kimi 1,5, kimi 2 metre mesafe olmalı diyor. Peki insanlar ellerinde mezura veya cetvelle mi bunu belirleyecek?

Devlet kuralları bizzat kendi bozuyor. Trabzon’da Vakfıkebir İlçe Müftülüğü, Kadir Gecesi nedeniyle ilçedeki eski camide canlı yayınlanan özel bir programı düzenledi. Böylece yasağı delmiş oldu. Diğer taraftan yetkililerin devamlı kural değiştirmeleri gergin olan sinirleri daha da geriyor.  

Ben de bu kategoriye girdiğim için 65 yaş üstündekiler konulan sokağa çıkma yasağı hakkında bir iki şey paylaşmak istedim. Bu durum cidden asap bozmaya devam ediyor. Türkiye nüfusunun %9,1’ni 65 yaş üstü olanlar teşkil ediyor ve toplamda 7,5 milyonu biraz aşıyorlar. 65 yaş üstünde olanları iki aydan fazladır ev hapsinde tutuluyor. Bu hem onlara hem de onlarla birlikte yaşayanlara zulüm oluyor. Yaşlılar, diğer ev mensuplarının sinirini bozuyor. Onlar da şayet bilgisayar gibi elektronik aletler kullanamıyorlar ve kendilerini meşgul edemiyorlarsa kendileri sıkıntıdan patlıyorlar. Kısacası evdeki ortam gittikçe tatsızlaşıyor.

Parkları kapatmak, bankları kaldırmak sanki bu tehlikeli yaşlı unsuru uzakta tutmak için tasarlanmış. Türk töresine göre yaşlılar toplumun saygıdeğer unsurları addedilir diye söylenegelir. Eski Türklerde “Aksakallar Meclisi” olurmuş, onlara fikir danışılırmış. Bunların hepsinin palavra olduğu bu uygulama ile iyice anlaşıldı. Zaten biz Türklerde töre, gelenek ve inanç bunu söyler dediklerinde oradan kaçabiliyorsanız kaçınız.

Yıllarca çalıştıkları kurumlara değer katan, hatta emektar diye sözüm ona taltif edilen bu yaşlılar toplumun dışına atılmış bulunuyorlar. Lütuf kabilinden birkaç kere dört-beş saat sokağa çıkma bahşedildi. Ama sakın evinizden uzak bir yere gitmeyin, araca binmeyin, bir yerden alışveriş etmeyin, siz ayağı prangalı işe yaramaz mahkûmlarsınız denildi.  Evde ölseniz mesele yok. Eceli geldi öldü deriz. Hastanede ölürseniz sizi istatistiklere katmamız gerekir. Malum hastaneler ölümcül hastaları taburcu ederek evlerine yollarlar, çünkü hastanedeki ölüm sayısının yüksek çıkmamasına gayret ederler. Aynı mantık 65 yaş üstü vatandaşlar için de yürütülüyor. 30, 40 hatta 50 yıl emek vermişler. Ne yapalım yani ücretlerini de almışlar, emeklilik de veriyoruz, daha ne bekliyorlar, otursunlar oturdukları yerde, denilmektedir.

Efendim, tekrar yönetim bir lütufta bulundu. HES (Hayat Eve Sığar) kodunu alabilenler, refakatçileri ile 30 gün için memleketlerine gidebilecekler. HES kodu almak için ise kendinize ait bütün bilgileri yetkili makamların kullanımına izin vermeniz gerekiyor. Yani fişlenmenin kanuni şekli bu olacak. Zaten bütün ülkeler vatandaşlarının her bir hareketini izlemeye meraklılar. Böylece sizin hiçbir özgürlüğünüz kalmamış olacak. Her an takip ediliyorum evhamı ile yaşayacaksınız. “Big brother is watching you!”

Çinliler her yere kameralar yerleştirerek insanları yüzünden tespit mekanizmasını geliştirdiler. Diğer ülkeler de benzer metotlar kullanıyorlar. Koronavirüs bütün rejimlere otoriterleşme imkânı sağladı. Bunu halkın iyiliği için yapıyoruz dediler. ABD, Almanya ve başka ülkelerde bu uygulamalara tepkiler her geçen gün artıyor. Rejimler kendi beceriksizliklerini yasaklamalarla örtmeye çalışıyorlar.

Tabii bu HES kodu uygulaması koronavirüs ile mücadeleye nasıl katkı sağlayacak, anlamak mümkün değil. Peki memleketi şehir olanlar ne yapacak? Kaldıkları şehir içinde dolaşamayacaklar mı? Bu ne çeşit bir adalet olacak?

HES kodu almak için 100 bin kişi başvurmuş. Bu büyük bir rakam. Ancak 7,5 milyonda bu rakamın pek bir ağırlığı yok. Yaşlıları oyuncak etmeye devam edelim. Bize zaten onlardan fayda gelmez. İşte yönetimin onlarla ilgili düşüncesi. Yalnız işin ilginç tarafı bu kurallar, kendileri de 65 yaşı geçmiş yöneticiler için geçerli değil. “Wer ko! Der ko!”

  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • LinkedIn

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This