AYNA

 

Karşındakinin anladığı kadar değil, konuştuğunda karşındakinin esnediği kadarsın.

Ne yazarsan yaz, sayfada öne çıkarılımış bir yuvarlağın içi kadarsın.

Acıların şâhısın ya, hep anlatırsın ya, aslında ocaktaki düdüklünün öttüğü ana kadarsın.

 

Hep sen mi film gibi olansın?

Bir belgesel filminde azman hayvanların kaldırdığı toz kadarsın.

Tanrının hep seninle ve senin isteklerinde mi ilgilendiğini sanırsın?

Hırsızı gördüğünde çıkardığın avaz, katili gördüğünde bile bile girdiğin çıkmaz kadarsın.

Sevdiğine edebildiğin naz kadar değil, zalime edebildiğin itiraz kadarsın.

Öfken kadarsın, sinirden ısırdığın etin kadarsın, kinin kadarsın.

İçinde biriktirdiğin küfürler kadarsın.

 

Hep haklısın.

Diğerleri seni hiç anlayamadı.

Şeker kaşığını garsona geri verirkenki mağrurluğun kadarsın.

En güzel profili olan sensin.

Kimse bilemedi zaten senin kıymetini.

Sevensin, dua edensin, felsefenin ta kendisisin.

Vay be neymişsin?

 

Geçmişinden hep güzel hikâyeler anlatırsın da dışarıdaki mevsimin kokusundan türeyen anılar kadarsın.

Geçmişte biriktirdiklerin, biriktirdiklerinden söyleyebildiklerin, mazinden övünerek anlatabildiklerin kadarsın.

Uğrunda bir kere bile olsa edebildiğin dövüş, sevgiline verebildiğin öpüş, birilerine kurdurabildiğin düş kadarsın.

Ne kadar sensin, ne kadar bensin?

Bencilliğinle kıyameti koparansın.

Özetle; sadece kendini kurtaracak kadar bencil, dünyayı kurtaracak kadar aptal olma yeter!

 

Author: Zeynep Dinçer

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This