“ÇOCUĞUM ÜSTÜN YETENEKLİ Mİ?”

Hangi çocuk yeteneklidir?

Üstün yetenek nedir?

Sanata mı eğilimi var, spora mı?

Bu gibi sorular 3 – 15 yaş arası çocuğu olan her hanede seslendiriliyor. Peki, çocuğun yeteneklerini keşfetmek isterken akla gelmedik bir kısırdöngüye kapılma ihtimaliniz nedir?

 

Esasen her çocuk mutlaka sanat ve sporla iç içe büyümeli, hiç değilse bir sanat ve bir de spor dalıyla ilgilenmelidir. Bedensel ve ruhsal gelişim açısından sanat ve spor vazgeçilmezdir.

 

Bilinçli ana-babalar da bu istikamette hareket etmekte, imkânları dahilinde çocuklarının bir spor veya bir sanat dalı ile haşır neşir olmasına uğraşmaktalar. Takdire şayan bir davranış. Gönüllü kuruluşlar ve yerel yönetimler de maddi olanakları sınırlı ailelerin çocukları, sanat ve spordan mahrum kalmasın diye çeşitli kamu – vakıf ortamlarında eğitim veriyor, katkı sağlıyor. Hiç yoktan iyidir…

 

Ancak problem başka yerde: Sanatla ve/veya sporla ilgilenen her çocuğun “üstün yetenekli” zannedilmesinde…

Çocuğuna bir enstrüman alan, bir spor okuluna yazdıran, bir şövale hediye eden hemen her veli, büyük beklentiler içine giriyor. Derinlerde yatan “o kadar para verdik” mantalitesi de devreye girince çocukların hayatı zehir oluyor, zevk alarak yapacakları etkinlikler eziyete dönüşüyor.

 

Kimse kusura bakmasın, ben çocuklardan yanayım. Dolayısıyla ana babalara birkaç uyarım olacak:

Bakın pat diye söylüyorum: Lütfen çocuğunuzu “bir koyup beş veren” bir yatırım aracı olarak görmekten vazgeçiniz! Şimdi hiç kimse bu sözleri üstüne alınmayacak, biliyorum. Zira farkına varmadan düşülen bir hata bu.

Şöyle bir yoklayın kendinizi: En son ne zaman çocuğunuzun NORMAL bir insan yavrusu olduğunu aklınızdan geçirdiniz? En son hangi hareketi, davranışı size son derece sıradan, herkesin çocuğu gibi, alelâde geldi?

Anladınız, değil mi?

Elbette insanın evladını her şeyden çok, herkesten ayrı sevmesi normaldir. Ancak bu sevginin çocuğu olmadık umutlara sürükleyecek kadar büyümemesi, mantık şirazesinin kaçırılmaması lazımdır.

 

Sanat ve spor lazımdır, iyidir, harikadır.

Her çocuk için, hem de.

 

Ancak pek az çocuk, erken yaşlarda keşfedilecek kadar üstün bir yeteneğe sahiptir. 7 milyarlık dünya nüfusu içinde her yıl için belki 50, belki 100 üstün yetenekli (prodigy) çocuk çıkar. Emin olun daha fazla değil. Elbette bundan fazla sayıda yetenekli ve çok daha fazla sayıda hevesli çocuk çıkar, sanat ve spor hocalarının karşısına…

 

Ayrıca anne babalar açısından çocukta üstün yeteneğin çok arzu edilecek bir şey olmayabileceğini belirtmek isterim. Üstün yetenekli çocuklara özenmeyiniz, çocuğunuza onları örnek göstermeyiniz. Üstün yetenek tek yön, tek şerit bir yoldur. Geri de dönülmez, sağa sola da sapılmaz. Üstün bir yetenekle dünyaya gelmişseniz başka bir işle uğraşmanız çoğu kez mümkün olmayacaktır. Seçeneksiz kalırsınız. Yaşam şartları, yeteneğiniz ile geçiminizi kazanmanıza imkân vermeyecek şekilde evrilirse, mutsuz bir hayata sürüklenmeniz işten bile değildir… Bunu ister misiniz, çocuğunuz için?

 

***

 

Peki, çocuğunuzun herhangi bir sanat / spor dalına yeteneği var mı yok mu, bu ne derecede bir yetenek, nasıl ayırt edeceksiniz?

 

Üstün yetenekli çocuk kendini çoğu defa “başka hiçbir şeyle ilgilenmemesi, sadece o şeyle uğraşmak istemesi” ile belli eder. Ancak bu “prodigy / dâhi çocuk” etiketi yapıştırmak için yeterli değildir. O sanat / spor dalı hangisiyse, hocasına götürmek gerekir. Uzman hoca karşısındakinin şiddetli bir heves mi, orta derecede bir yetenek mi yoksa müstesna bir kabiliyet mi olduğunu anlayacaktır. Bu ayrımı uzmanlar dışındakilerin yapması mümkün değildir.

 

Yani?

Her çocuğu sanat ve sporla tanıştırmak, hevesli her çocuğu da ileri yaşlarda dahi bu uğraşlara devam ettirmek uygundur. Üstün yetenekliler için ne yapılacağını zaten ancak hocaları bilir.

 

Şimdi gelin, birkaç örnek izleyelim. Aşağıdaki videoda internetten derlediğim minikler var. Kimileri sadece hevesli, kimileri bir parça yetenekli, kimileri de sıradışı / üstün yeteneğe sahip çocuklar. Hepsi prodigy / dâhi çocuk değil. Ancak istisnasız her biri çok ama çok sevimli!

 

 

 

Author: Beril Devlet

[yazar]
[ara sıra çevirmen]
[çeyrek asırdır eğitimci]

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Share This