ERDOĞAN-PUTİN BULUŞMASINDAN FAZLA ŞEYLER BEKLENİYOR

 

İşin doğrusu ayrı dil, ayrı din ve ayrı dünya görüşlerine rağmen iki ülkenin benzer tarafları bir hayli. Çabuk dost, çabuk düşman oluyorlar.

24 Kasım’dan önce neredeyse birbirimizi kucaklayarak dolaşırken, birden birbirimize düşman olduk. Tabii bunda yönetimlerin tutumu büyük rol oynuyor. Basın, liderlerin davranışına, tepkisine göre halkı da yönlendiriyor.  24 Kasım’dan sonra Moskova Türkiye’ye ambargo uyguladı desek yanlış olmaz. Buna rağmen Moskova bize doğalgaz satmaya devam etti. Bizler de soğuktan donmadığımız, elektriklerimiz kesilmediği için bu karardan yararlandık. Fakat zarar gören kesimler bir hayli idi.

Şimdi Türkiye ve Rusya liderlerinin 9 Ağustos’taki buluşması ile her türlü sorun çözülecek, her şey eskisi gibi olacak şeklinde saf bir beklenti var.

En fazla şikâyet eden sektör turizm oldu. Genelde diğer ülkelerden, özelde Rusya’dan gelen turist sayısında büyük düşüş oldu. Rus turist sayısı % 93 azaldı. Demek ki Moskova’nın ambargosuna rağmen Türkiye’ye gelen Rusya vatandaşları olmuş. Bunlara turist demek doğru olmayacaktır. Çünkü Türkiye’de çalışan, okuyan, akrabası olanlar geliş-gidişlerini sürdürdüler. Çünkü bilhassa Rusya Türkiye’den gelenlere vize mecburiyeti ve sınırlarda taciz seviyesine varan sorgulamalar yaptıysa da, Türkiye tarafı eski uygulamadan vazgeçmedi. Neticede % 7’lik Rusya vatandaşı Türkiye’ye gelip-gitmiş oldu.

Turizmciler Erdoğan-Putin buluşmasından sonra Moskova’nın charter uçaklarına izin vereceğini ve böylece Rus turistlerinin Türkiye’ye geleceğini umuyor. Ancak turizmde en azından iki ayı kaybettik, önümüzde bir veya bir buçuk ay vakit kaldı. Rus turistler gelseler dahi kaybı kapamak mümkün olmayacaktır.  Ülkedeki OHAL turizme ne kadar etkili oldu konusunda ise henüz bir veri yok.

Rusya ile ilişkilerimizde sıkıntımız tek turizm alanında değil.

Geçen hafta Ekonomi Bakanı Zeybekçi Moskova’da idi. Orada partneri Aleksandr Ulyukayev ile görüştü. Bakan 6 Ağustos’ta Türkiye’ye gelecek. Ancak o Türkiye’ye gıda ambargosunu etap etap kaldıracağız açıklamasında bulundu. Ulyukayev, Putin-Erdoğan buluşmasından evvel ise ambargoyu kaldırmalarının mümkün olmadığını bildirdi.

Kazan Başkonsolosu Turhan Dilmaç iki ülke arasında iyileşme emareleri görülünce, Kazan’da kapatılan Yunus Emre Enstitüsü şubesinin tekrar açılmasını temenni etmişti. Aslında bu küçük bir temenni ve Ruslardan ziyade Tatarlar ile Türkleri ilgilendiriyor.

 

Türkiye’nin beklentileri daha fazla olup vize uygulamasından vazgeçilmesi, ticari alanda Türk mallarının satılmasına konulan engellerin yok edilmesi, eğitim alanında öğrencilerin ve öğretim elemanlarını her iki ülkede rahatça yaşamalarına konulan engellerin kaldırılması, kültürel alanda msl. TÜRKSOY ile ilişkilerin yeniden kurulması, sosyal alanda karışık evlilikler yani Rus-Türk evliliklerine mensup ailelere kısıtlamaların kaldırılması gibi hususları kapsamaktadır. Fakat her iki ülkenin bürokrasileri de birbirine benzer olduğundan, bu hususlarda liderler mutabakata varsalar dahi eski şekline dönmesi hayli zaman alacaktır.

Ayrıca iki taraf arasında şüphe doğmuştur. Eski güven atmosferi kalmamıştır. Burada henüz bahsini etmediğimiz bir de Suriye meselesi vardır. St. Petersburg buluşmasında şüphesiz bu çetrefilli konu, Kırım ve Ukrayna konuları, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ilişkileri gündeme gelecektir.

Her konuda uzlaşma beklemek ise saflık olacaktır.

Elde ettiklerimizle yetinmemiz gerekeceğini iddia etmek aslında bir iddia değil, bir gerçektir. Fakat ne olursa olsun iki ülke arasındaki krizin yavaş yavaş ortadan kalkması için şartların olgunlaşmaya başlaması ise sevindiricidir.

 

 

 

 

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This