İDLİB KONUSUNDA İNATLAŞMA

Sabah kalkıyoruz, akşam yatıyoruz, bir İdlib’dir gidiyor. Zannedersem bu konuyu Türkiye’de işitmeyen kimse kalmadı. Zaten Suriye’deki iç savaş, Suriyeli mülteciler konusu çok uzun zamandır gündemimizden inmedi. Askerlik yaşında olan ve bedel ödeme imkânı olmayan gençlerin, şüphesiz en fazla ilgisini çeken bu konu oluyordur. Nasıl olmasın ki, devamlı şehit ve yaralı haberleri alıyoruz. Üniversite gençliği zannımca konudan uzak. Çünkü 1982 anayasası ve uygulamaları ile gençlerin siyasetten uzaklaşmaları sağlandı. Şimdi çoğunun umurunda bile değil. Onları en fazla ilgilendiren aldıkları notlar, iş bulur muyuz sorusu ve enflasyon.

Aslında Suriye’de büyük bir dram yaşanıyor. Ülke iç savaş batağına saplandı. Bu ateşe kızgın yağ dökenler de hayli oldu. Türkiye bu iç savaş dolayısıyla 3 milyon 600 bin mülteciyi kabul etmek zorunda kaldı. Suriye’nin komşusu diğer ülkeler de değişik oranda mültecileri kabul ettiler. Bu mültecilerin ekserisi her ülkede kamplarda, yetersiz ısı, gıda ve başka bir hayli eksikliklerle yaşamak zorunda kaldı. Kısacası bu insanlara yazık oldu. Gelecek de parlak gözükmüyor. Bir Filistin faciası da Suriye dolayısıyla yaşanıyor. Tabii ki Irak’taki huzursuzluk ve çatışmaları da göz ardı edemeyiz. Uzun lafın kısası Müslümanların yaşadığı Orta Doğu yanıyor. Kuzey Afrika’da huzur yok. Libya’da da iç savaş var.

Türkiye oraya da bir şekilde müdahil. Şimdi bu bölgede Rusya, Türkiye ve İran önemli rol oynuyorlar. ABD Irak ve Suriye’deki etkisini kaybetti. Başka bir ifade ile Washington Moskova’ya karşı başarılı olamadı. Malum bu iki nükleer güç dünyanın hemen her sahasında birbirine rakip konumunda. Türkiye bu ikisi arasında gidip geliyor.  

Tahran ile Moskova, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın yanında yer aldı. Türkiye ise işin başından beri Esad’ın hâkimiyetten uzaklaştırılmasını istiyordu. Anlaşılan bu muradına erişemeyecek. Çünkü Rusya açık ve net olarak Suriye rejiminin yanında olduğunu hem sözle hem de icraatı ile gösterdi. Hatta Türkiye’ye de Esad ile uzlaşma sağlaması telkininde bulunuyor.

Barış Pınarı Harekâtından da bir sonuç alınamadı. Başta YPG/PKK’yı   askeri araç- gereçle destekleyen Amerikalılar ikna edilmiş gibi gözükse de bu sefer Suriye rejimi ve dolayısıyla Rusya da araya girince, Türkiye ile Suriye arasında Kürtlerden arındırılmış tampon güvenlik bölgesi oluşturma arzusu suya düştü.

Şimdiki sorun ise Hatay’ın komşu bölgesi İdlib’e odaklandı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan sorunun çözülmesi için taraflara on gün süre verdi. Artık sekiz gün kaldı.

Rusya ile Türkiye arasındaki gerginlik döviz fiyatlarını artmasına neden oldu. Hükümet palyatif tedbirlerle ekonomiye daha da kötü etki eden bu gelişmeleri durdurmak istese de savaş sinyalleri herkesi tedirgin etmeye devam ediyor.

Soru şu: Türkiye İdlib konusunda Rusya ile silahlı bir çatışmaya girmeyi göze alabilir mi?

Bu bölgeye silah, teçhizat ve asker sevkinin artırılması, ‘Türkiye her şeye hazır’ mesajını veriyor. Ancak Türkiye’nin NATO ortakları ABD, Fransa ve Almanya endişeli mesajlar veriyorlar. Macron ile Merkel Putin’e başvurarak tarafları sükûnete davet ettiler. Rusya ise Türkiye’nin İdlib konusundaki taleplerini kati surette yerine getirmeyeceğini ifade ediyor. Savunma Bakanı S-400’leri uygulamaya koyarız derken, diğer taraftan ABD’den iki adet Patriot füzesi almak istendiğine dair haberler çıkıyor. Kısacası resmi şahısların bildirileri kafa karıştırıyor ve huzursuzluğu daha da arttırıyor.

Peki Türkiye ile Rusya Suriye konusunda birbiri ile ciddi bir silahlı çatışmaya girme riskini göze alabilirler mi?

Savaş demek, ilişkilerin tamamen kopması demek. Erdoğan, İdlib’den 900 bin yeni mültecinin Türkiye sınırlarını zorlayarak, ülkeye girmesi ihtimalinden endişelendiği için böyle tehditkâr siyaset uyguluyor. 

Mantık aslında iki tarafın da zor bela düzelen ilişkilerini yeniden bozma riskini almamaları gerektiğini söylüyor. Çünkü ciddi ekonomik ilişkiler söz konusu. Türkiye Rusya’dan ihtiyacının neredeyse %70’ni karşılayan doğalgaz alıyor. Türk Akımı enerji hattı bu alandaki iş birliğini daha da pekiştirdi. Rusya’da bir hayli Türk müteşebbisi / firması bulunuyor. Rusya Türkiye için tarım ürünleri pazarı. Aynı şekilde Rus turistler Türkiye’ye gelen turistler arasında bazen birinci yeri de alıyorlar.  Rusya Türkiye’ye silah satıyor, nükleer santral inşasına başladı, bir hayli Rus ticari şirketi de Türkiye’de faaliyet göstertiyor.

Rusya için Türkiye ile ilişkilerini sonlandırmak pek büyük kayıp olmaz. Peki Türkiye için nasıl olur?

Kapak görseli: Al-Monitor

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This