İSTANBUL’UN ERMENİ MİMARLARI

 

Ermeni kaynaklarından yaptığı araştırmalarla Ermeni ve Türk tarihçiliğine katkılarda bulunmuş olan Kevork Pamukciyan’la (1923-1996) Türk okurları ilk kez Reşat Ekrem Koçu’nun yayınladığı İstanbul Ansiklopedisi sayesinde tanıştı. İlki 1944 yılında, ikincisi 1958 yılında olmak üzere iki kez yayınlanmaya başlanan ama iki yayını da tamamlanamayan bu ansiklopediye Pamukciyan, İstanbul’da yaşamış önde gelen Ermeni şahıslar ve aileler, İstanbul’da yayınlanmış Ermenice gazete ve dergiler, çeşitli ilçelerindeki Ermeni varlığı, Ermeni mezarlıkları, Ermeni okulları hakkında maddeler yazdı.

Pamukciyan’ın ilk Türkçe makalesi ise 1956 yılında aylık dergi Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Bülteni’nde yer aldı. Daha sonra aralarında Hayat Tarih Mecmuası, Türk Kültürü, Türk Tarih Kurumu Bülteni, Tarih ve Edebiyat Mecmuası, Tarih ve Toplum, İstanbul dergisi gibi çok sayıda süreli yayın ve Türk Dili ve Edebiyatı, Ana Britannica, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi gibi ansiklopedilerde yazıları yayınlandı.

Kevork Pamukciyan’ın bütün bu yazıları, daha önce hiç yayınlanmamış birkaç yazısıyla birlikte Aras Yayıncılık tarafından konularına göre tasnif edilerek Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar üst başlıklı dört ciltte toplandı. Yazarın otobiyografisi, dostları tarafından kaleme alınmış yazılar, Türkçe eserlerinin bibliyografyası ile başlayan İstanbul Yazıları başlıklı birinci ciltte, hanları, okulları, kiliseleri, mezarlıkları, depremleri, yangınları, salgın hastalıkları, dondurucu kışları ve sel baskınlarıyla İstanbul’un ve İstanbullu Ermenilerin tarihine ilişkin yazılar yer alıyor.

Ermeni alfabesiyle Türkçe yazılmış şiirleri, destanları, kitapları, gazeteleri, halk hikâyelerini, resmi belgeleri tanıtan makaleler Ermeni Harfli Türkçe Metinler başlıklı ikinci ciltte bir araya geliyor. Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar başlıklı üçüncü ciltte, Ermeni tarihçileri, devlet adamları, bilim adamları, sanatçıları, mimarları ve önde gelen Ermeni ailelerini anlatan biyografik makalelerin yansıra; Erzincan, Osmaniye, İzmir ve Bursa gibi yerlerin tarihine ilişkin Ermeni kaynaklarından hazırlanmış yazılar; Ermeni tarihçilerin Osmanlı tarihi hakkındaki eserlerini tanıtan makaleler ve Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Enver Pasa, Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk hükümdar ve devlet adamları hakkında, özellikle bunların Ermenilerle ilişkisi çerçevesinde kaleme alınmış yazılar yer alıyor.

Pamukciyan tarafından Ermeni şahıslar hakkında çeşitli ansiklopediler için kaleme alınmış 350 biyografiyle, kitabın editörü Osman Köker’in Pamukciyan’ın muhtelif makalelerinde ismi geçen 2.500 kişi hakkında derlediği biyografik notları bir araya getiren Biyografileriyle Ermeniler başlıklı dördüncü cilt ise bir bakıma “Türkiye Ermenileri tarihinde kim kimdir” kitabi niteliğini taşıyor.

Bildiği dilleri otobiyografisinde, “Ermenice ve Türkçeye çok iyi, Fransızca ve İngilizceye iyi, İtalyancaya kâfi derecede vakıfım. Orta düzeyde Almanca ve Romence, bundan biraz daha az Yunanca, İspanyolca ve Portekizce bilirim. Rusçayı okuyabilmekle birlikte çok az bilirim.” şeklinde sıraladığını aktarmamızın, Pamukciyan’ın, araştırmalarında ne kadar zengin bir kaynak kullanma imkânına sahip olduğu konusunda bir ipucu vereceğini sanıyorum.

Ama onun esas değeri, Ermeni kaynaklarına hâkimiyetindedir. Tarih kitaplarından destanlara, gazete ve dergilerden haritalara, kilise kayıtlarından mezar taşı kitabelerine kadar Ermeni kaynaklarının tarih araştırmalarında kullanılması, Ermeniler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlamakla kalmıyor; Ermeniler yüzyıllardır Anadolu ve İstanbul’da Türklerle birlikte yaşadığı, aynı mekânları kullandığı için, ortak tarihimiz, hatta doğrudan Türk tarihi hakkında daha fazla bilgilenmemizi, Türk kaynaklarında bulunmayan birçok bilgiye ulaşmamızı, Türk kaynaklarından öğrendiğimiz bazı bilgileri bu kaynaklarla sınamamızı ve değişik yönlerini fark etmemizi sağlıyor.

Pamukciyan’ın yazılarında “İstanbul” ve “mimarlar” konularının özel bir ağırlığı vardır. İki İstanbul ansiklopedisine çok sayıda yazı veren Pamukciyan’ın ilk Türkçe makaleleri de İstanbul konuludur: Darphane’nin Topkapı Sarayı avlusundaki binaya taşınmazdan önceki dönemini ortaya çıkaran “Darphane Ne Zamandan Beri Topkapı Sarayı Dâhilindedir?” (1956) ve “İstanbul’un Eski Darphanesinin 17. Asra Kadar Faaliyeti” (1957) başlıklı yazıları.

Kentte büyük hasara yol açan yangınlar ve depremler Pamukciyan’ın özel ilgi alanıdır. “İstanbul’un 1660 Yangını Hakkında Yeni Vesikalar”, “Megrili Patrik Istepannos’un 1660 İstanbul Yangını Tasvirnamesi”, “Eremya Çelebi’ye Göre İstanbul’un 1660 Yangını” ve “1826 Yılı Hocapaşa Yangını Hakkında Bir Destan” başlıklı makalelerde İstanbul’un iki büyük yangınını Ermeni kaynaklarından aydınlatan Pamukciyan, Eremya Çelebi Kömürciyan’ın Badmutyun Hiragizman Gosdantnubolso: 1660 Darvo (İstanbul’un Yangın Tarihi: 1660 Yılı, İstanbul, 1991) adlı kitabını da yayına hazırlamıştır.

17 Ağustos 1999 depreminden sonra hepimizin önemini fark ettiği tarihsel depremler, Pamukciyan’ın çok önceden dikkatini çekmiştir. İstanbul’un depremleri konusunda “Osmanlı Döneminde İstanbul Depremleri”, “1766 Büyük İstanbul Depremi”, “1766 Büyük İstanbul Depremi Hakkında Ermeni Harfli Türkçe Bir Destan”, “Sarkis Sarraf Hovhannesyan’a Göre İstanbul’un 1766 Büyük Depremi”, “1893 Kolera Salgını ve 1894 Büyük Depremi” başlıklı makaleleri bulunan Pamukciyan, DB İstanbul Ansiklopedisi’nin “Depremler” maddesinin “Osmanlı Dönemi” bölümünü de kaleme almıştır.

Pamukciyan’ın ayrıca “1855 Bursa Depremi” ve “İzmir’in Büyük Yer Sarsıntıları” başlıklı makaleleri de vardır.

İstanbul’a ilişkin kitapları bulunan Ermeni tarihçilerinden kaynak olarak yararlanan Pamukciyan, bu tarihçileri Türk okurlarına tanıtmakta da önemli bir rol oynamıştır. “İstanbul Tarihini Yazan Ermeniler” başlıklı makalede toplu bir döküm yapan Pamukciyan, Sarkis Sarraf Hovhannes, Engürülü Apraham, Gugas İnciciyan, Eremya Çelebi Kömürciyan, Kozmas Gomidas Kömürciyan hakkındaki ansiklopedi yazılarını da kaleme almıştır.

“Ermenice El yazma Bir Kaynağa Göre 18. Yüzyıl Sonlarında İstanbul Hanları” ve “1868’de Mevcut İstanbul Hanları” başlıklı makaleler, İstanbul’daki ticari hanların listesini vermesi ve yine bu türden listelerin bulunduğu Ermenice bazı kaynaklara atıfta bulunması bakımından; “Sulumanastir Surp Kevork Kilisesi Ne Zamandan Beri Ermenilerin Elindedir?” ve “Kumkapı Patrikhane Kilisesi Ne Zamandan Beri Ermenilerin Elindedir?” başlıklı makaleler, bugün en önemli iki Ermeni kilisesinin Bizans dönemindeki Rum geçmişini ortaya koyması bakımından; “Ermeni Hayırseverler Tarafından İstanbul’da Yaptırılan Sokak Çeşmeleri” başlıklı makale, Müslümanlarda yaygın olan hayır için çeşme yaptırma geleneğinin, Ermenilerde de bulunduğunu göstermesi bakımından; “Ermeni Kaynaklarına Göre İstanbul’un Şiddetli Kışları” başlıklı makale ise mevcut bilgilerimizi Ermeni kaynaklarından sınamamız bakımından Pamukciyan’ın önemli makaleleri arasında sayılabilir.

Pamukciyan’ın bir katkısı da İstanbul’da faaliyette bulunan Ermeni mimarlara ilişkindir. Yirmiyi aşkın mimar hakkında ansiklopediler için kaleme aldığı biyografilere ek olarak şu makaleler de özel olarak anılmaya değer: “Kayserili Hassa Mimarı Hovhannes Amira Serveryan”, “Hassa Mimarı Edirneli Agop Kalfa”, “Balyan Ailesi ve Menşei”, “Balyan Ailesi Kütüğü”, “Mimar Sinan’la İlgili Bazı Açıklamalar”, “Nuruosmaniye Camii’nin Mimarı Simeon Kalfa Hakkında”, “Üsküdar’daki Selimiye Camii’nin Mimarı Kimdir?”, “Foti Kalfa’ya Dair İki Kaynak Daha”, “İzmit Saat Kulesinin Mimarı Kimdir?” ve “17. yüzyıl İstanbul’unda Ermeni Asıllı Mimar ve Kalfalar.”

 

 

Kevork Pamukciyan’ın kitaplarında geçen Ermeni ya da Ermeni asıllı mimarları, bilinen bazı eserleri veya hayatları hakkındaki kısa bilgilerle anmamız gerekirse, şöyle bir döküm ortaya çıkıyor:

1891’de Sanayi-i Nefise Mektebinden ressam ve mimar diplomasıyla mezun olan, daha çok minyatür sanatçısı olarak tanınan Istepan Agayan (1870-1937); Sultan III. Ahmet ve Sultan I. Mahmut’un saltanat dönemlerinde (1717-1735 yıllarında) saray-ı hümayun mimarı Arapoğlu Hacı Melidon Kalfa; 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Arakel Kalfa (öl. 1673); 19. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Garabed Kalfa Artinyan (öl. 1847); 1600-1630 sıralarında İstanbul’da faaliyette bulunan Divrikli Bolbolcu Asdvadzadur Kalfa; Cebehane olarak kullanılmakta olan, Aya İrini Kilisesini 1766 depreminden sonra onaran Kayserili Avak; İzmit, Bahçecik ve İstanbul’da birçok bina inşa eden Bedros Kalfa Azaryan (öl. yaklaşık 1905); ve onun oğlu, Büyükada Vapur İskelesi’nin ve İzmit Saat Kulesi’nin mimarı Mihran Azaryan (1876-1952);

 

Tepebaşı’ndaki Şehir Tiyatrosu ve Beyoğlu’ndaki Fransız Tiyatrosu binaları, Fener’deki Bulgar kilisesi, Cibali Tütün Fabrikası, Sanasaryan, Gülbenkyan, Topalyan ve Katırcıoğlu Hanlarının mimarı Hovsep Aznavor (1854-1935); 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı Erkân-i Harbiye-i Umumiye Riyaseti emrinde mimar olarak faaliyette bulunan Hovhannes Efendi; 1700 tarihlerinde İstanbul’da faaliyette bulunan hassa mimarı Bali Kalfa; 1650’lerde İstanbul’da bulunmuş olan bir başka Bali Usta; birçok ünlü mimar çıkan Balyan ailesinin babaları, Kayseri’nin Derevank köyünden hassa mimarı Merametçi Bali Kalfa (öl. 1803); bugünkü Beyazıt Yangın Kulesi’ni inşa eden hassa mimarı Senekerim Balyan (öl. 1835); Sarayburnu’nda 1875’te yanan Sahil Saray, Eski Çırağan Sarayı, Eski Dolmabahçe Sarayı, Eski Beylerbeyi Sarayı, Arnavutköy Valide Sahil Saray’ı, Defterdar Sahil Sarayı, Nusretiye Camii, Selimiye Kışlası, Davutpaşa Kışlası, Darphane, Aynalıkavak Kasrı, eski Beyazıt Yangın Kulesi ve Sultan II. Mahmut Bendi’ni inşa eden hassa mimarı Krikor Amira Balyan (1764-1831); Dolmabahçe Sarayı, Salıpazarı Sahil Sarayı, Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Eyüp’te Çifte Saraylar, Harbiye Mektebi, Yıldız’da Eski Köşk, Yeşilköy’de Hünkâr Köşkü, II. Mahmut Türbesi, Abdülmecid Türbesi, Bahçeköy Valide Bendi, Bakırköy Dokuma Fabrikası, Zeytinburnu Fabrikası, İzmit Hünkâr Köşkü, İzmit Çuha Fabrikası, Hereke Fabrikasını inşa eden hassa mimarı Garabed Amira Balyan (1800-1866); Beylerbeyi Sarayı, Tokat Köşkü, Koşuyolu’nda Valide Sultan Köşkü, Aksaray Valide Camii’ni inşa eden hassa mimarı Hagop Balyan (1838-1875); minyatür ressamı olarak da tanınan hassa mimarı Simon Balyan (öl. 1894); Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı, Çağlayan Kasrı, Aksaray Valide Camii, Harbiye Nezareti (şimdi İstanbul Üniversitesi), Tokat Kasrı, Hekimbaşı Çiftliği Köşkü, Yıldız ve Muayede Kasrı, Valide Bağı Köşkü, Ayazağa Kasrı, Topkapı Sarayında Mecidiye Kasrı, Zincirlikuyu Kasrı, Küçükçekmece Hünkâr Kasrı, Galatasaray Lisesi, Kasımpaşa’da Divanhane (Bahriye Nezareti), Kalender Köşkü, Gümüşsuyu Kışlası, Maçka Kışlası, Beşiktaş’ta Akaretler, İzmit’te Sultan Çiftliği Binasını inşa eden hassa mimarı Sarkis Balyan (1835-1899); Dolmabahçe Sarayı’nın Muayede Salonu ve iki merasim kapısı, Ortaköy Camii, Ihlamur Kasrı, Küçüksu Kasrı, Tophane Saat Kulesi’ni inşa eden hassa mimarı Nigogos Balyan (1826-1858); son Osmanlı saray mimarı Levon Balyan; Kumkapı Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nde Patrik Nerses Baspiskopos Varjabedyan’in lahdini yapan ve Dolmabahçe Saat Kulesi’ni inşa eden hassa mimarı ve heykeltıraş Bali Balyan (1835-1911);

13. yüzyılda Tokat’taki Tozanlı nehri üzerinde bir köprü inşa eden Bogos; Ani’deki birçok kilisenin mimarı, 989 depreminde yıkılan Ayasofya’nın kubbesini onaran Anili mimar Dirtad; 1648’de Varak’taki Surp Haç Manastırı’nı onaran Diradur; 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Kayserili Dügünci Kalfa (öl. 1712); hassa mimarı ve saray ressamı Kapriyel Migirdiçyan (1857-1941); Krikor Amira Balyan’la birlikte Ermeni Patrikhanesi’nin yeniden inşa projelerini hazırlayan hassa mimarı Hacı Garabed (Devlet) Kalfa (öl. 1850); 1863-1873 yıllarında Ayasofya Camii’nin çevre duvarlarını inşa eden hassa mimari Senekerim Kalfa Garabedyan (1817-1892); 1782’deki yangında harap olan Samatya’daki Surp Kevork Kilisesi’ni 1804 yılında Minas Kalfa’yla birlikte yeniden inşa eden hassa mimarı Hagop Amira Güllabyan; mimar ve araştırmacı Prof. Levon Güregyan (1869-1950); 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan mimarlardan Haçadur; Balat’taki Surp Hiresdagabed Kilisesi’nin 1628 yılı onarımını Musa Kalfa’yla birlikte yapan Haçer Kalfa; 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan mimarlardan Hıdır Kalfa; 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan mimarlardan Hüdaverdi Kalfa; 18. yüzyılda Urfa’da beş cami inşa eden Istepannos; aslen Kayseri’nin Derevank köyünden Merametçi Kalust Kalfa (öl. 1779); babasının inşa etmeye başladığı Hoca Hanını 1660 yangınından sonra tamamlayan Krikor Çelebi; 1595-1603 yıllarında Sultan III. Mehmet’in hassa mimarı Krikor Kalfa; 915-921 yıllarında Ahtamar’daki Surp Haç Kilisesi’ni inşa eden Manuel; Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi’nin Gülbenkyan Pavyonunu inşa eden Krikor Melidosyan (1845-1914); hassa mimarı ve saray ressamı Migirdiç Kapriyel Migirdiçyan (1857-1941); 1782 yangınında harap olan Samatya’da Surp Kevork Kilisesi’ni 1804 yılında Kayserili Hagop Amira Güllabyan’la birlikte yeniden inşa eden hassa mimarı Minas Kalfa; 1628’de Balat’taki Surp Hiresdagabed Kilisesi’ni Haçer Kalfa’yla birlikte onaran Musa Kalfa; Çırağan ve Beylerbeyi saraylarının projelerini çizen ve inşaatlarına nezaret eden, Ortaköy’deki tiyatro binasının, 1886’da yeniden onarılan Samatya’daki Surp Kevork Kilisesi’nin ve eskiden Karaköy’deki Ziraat Bankasının yerinde bulunan Hallaçyan Hanının mimarı Bedros Nemtzeyan (1830-1893); 7. yüzyılda Zivartnots Kilisesi’ni inşa eden Ohan,

17. yüzyıl sonunda İstanbul’da faaliyette bulunan Palulu hassa mimarı Kapriyel Palakyan; 1718’de vuku bulan yangın sonrasında hassa mimarlarından Melidon Arapoğlu ile birlikte Patrikhane Kilisesi’ni onaran,  1727’de Üsküdar’daki Surp Garabed Kilisesi’ni temelden onaran, 1731’de yanan Galata’daki Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi’ni ertesi yıl yeniden inşa eden Kayserili hassa mimarı Sarkis Kalfa (öl. 1740’a doğru); Ermeni Patrikhanesi (1819), Üsküdar Surp Haç Kilisesi, Hasköy Surp Istepannos Kilisesi, Yedikule Ermeni Hastanesi ve Kuzguncuk Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi’nin mimarı, Dolmabahçe Sarayı’nın mimarlığını Garabed Balyan’la birlikte yapan hassa mimarı Hovhannes Amira Serveryan (1786-1858); hassa mimarı Hovhannes Amira Serveryan’in oğulları, hassa mimarı Harutyun Serveryan (1822-1889), Istepan Serveryan (1824-1891) ve Krikor Serveryan (öl. 1864); 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan ve 1690-1692’de patrik kaymakamlığı makamında bulunan Sahin Kalfa; 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Şirin Kalfa; 1660 İstanbul yangınında, inşa etmekte olduğu handa ölen Koca Tavit; 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Arzuman Kalfa Tosunents; 17. yüzyılda faaliyette bulunan Vartan Kalfa; 1414-1424 yıllarında Çelebi Mehmet tarafından Bursa’da inşa ettirilen Yeşil Cami ve Türbe’nin mimarı Yegyazar Kalfa; muhtemelen Beylerbeyi Camii’nin inşasında da görev alan hassa mimarı Edirneli Koca Hagop Kalfa Yegyazaryan (yaklaşık 1745-1803); 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Zakarya Kalfa; yüksek mimar Berç Zarter (öl. 1983); 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Kayserili Zümbül Kalfa.

 

Bu yazı daha önce yazarın kişisel blogu olan Gezgin Mimar ‘da yayımlanmıştır.

Author: Avni Alanyalı

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This