PUTİN-ERDOĞAN BULUŞMASI: YIKILAN KÖPRÜ ONARILDI

 

Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan 9 Ağustos 2016’da resmi başkent Moskova’da değil de Çarlık Rusya’sın başkenti St. Petersburg’da Rusya Federasyonu Devlet Başkanı V. Putin ile buluştu.

Bundan bir anlam çıkarmamız gerekir mi? Söylemesi zor.

Türkiye’yi ziyaret eden devlet başkanları kural olarak başkent Ankara’da ağırlanır. Erdoğan konuşmasında defalarca “dostum, sevgili dostum, kıymetli dostum Putin” demesine rağmen, Putin Erdoğan’a “Dostum Erdoğan” demedi. Bunlar Putin’in küskünlüğünün veya güvensizliğinin hala devam ettiğine işaret ediyor olabilir mi? Yoruma açık.

İki liderin buluşmasıyla beklenen büyük adımlar atıldı dememiz zor.

Hala arada çözülmeyen sorunlar var ve bunlar ertelendi. Putin basın toplantısında “ticaret hacmimiz krizden sonra yüzde 20-23 geriledi, ticari projeleri harekete geçirerek 2016-2019 arasında orta vadeli programı hayata geçirmek istiyoruz” diyerek ticaretin eski seviyesine ulaşmasını ancak üç yıl sonra olacağına işaret etti. Üç yılda daha ne gibi gelişmeler olur şimdiden kestirmek zor. Putin konuşmasında “kriz öncesi döneme geçmek için zamana ihtiyacımız olacak” diyerek bir belirsizliğe işaret etti.

En can alıcı ifade ise belki Türk Akımı hakkında söylediği oldu. Putin, “Türk Akımını biz alternatif olarak düşünmedik. Ancak AB Bulgaristan’a çalışmaları sona erdirmesi için mektup yollayınca bu proje ortaya atıldı. Türk Akımınındın geçecek doğal gazın bir kısmı Türkiye’ye, kalanı ise Avrupa’ya gidecek, ancak bütün tarafların bu konuda anlaşması lazım” diyerek bu projenin de hayli zamana alacağına işaret etti. Akkuyu Nükleer Santralının inşası ve vize konusunda da gelişmeler olacağa benziyor.

Rus turistlerin Türkiye’ye gelmesini kolaylaştıracak charter seferler meselesi ise gelecek bahara kalacağa benziyor. 9 aydır arası bozuk olan ve karşılıklı düşmanlıkların artığı bir ortamdan normale dönmek o kadar da kolay değil. Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak Türkiye’ye doğalgaz fiyatında indirim yapılmasının gündemde bulunmadığını söyledi.

Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, Suriye’de Esad rejimini desteklemesi, Türkiye’nin ise muhalifler yanında olması gibi girift konuların ikili görüşmelerde ele alınmadığı, daha sonraya bırakıldığı belli oldu.

Buna rağmen New York Times  gazetesinin yazdığına göre, “Batı sinirli olarak izlerken Erdoğan [Rusya ile] bağlarını düzeltmeyi işaret ediyor” (Erdogan vow to Repair Ties as West Watches Nervously).

Batı ile arası bozulan Türkiye ve Rusya birbirlerine dayanmanın daha akılcı olduğuna karar verdiler.

Ankara ABD ile PYD ve FETO konusunda ters düşmüşe benziyor. Diğer yanda AB ile de Suriyeli göçmenler ve TC vatandaşlarına serbest dolaşım (vizesiz seyahat)  konusunda ters düştü. Neticede Batı dünyası karşısında yalnız kalan iki lider birbirlerine dayanarak sanki yeni bir ittifaka işaret ediyorlar.

Ancak bu o kadar kolay değil.

Türkiye’nin AB’den ve en önemlisi NATO’dan vazgeçmesi birçok pazarını kaybetmesi anlamına gelecektir.  Şanghay İşbirliği Örgütüne üye olması ise çok uzun vadeli bir iştir.

Ankara Avrupa ve ABD’den koparak sırf Orta Doğu veya Uzak Doğu ülkeleri ile ekonomisini geliştirebilmesi düşünülemez.

Rusya ile ilişkilerimizde de esas rolü ekonomi oynuyor. Biz aramızın düzelmesini ekonomik kayıplarımızın bir kısmını kapamak için istiyoruz. Yoksa hiçbir zaman ticari denge bizim lehimize olmadı, Türkiye her zaman ekside kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye Rusya ilişkilerinde ekonomik alanda 35 milyar dolar ticaret hacmini yakalamış ülkelerimiz, 27-28 milyara indi” diye basın toplantısında beyanda bulundu. Belirtilen bu rakamı ise aslında Türkiye’nin doğalgaz faturası teşkil ediyor.

 

Her şeye rağmen iki ülke arasında köprülerin yeniden kurulması sırf ekonomik değil, sosyal ve insani alanlarda da müspet gelişmeler kapı açacağa benziyor. Şimdi gelişmeleri aşırı beklentilere kapılmadan gözlemleme dönemine girmiş bulunuyoruz.

 

Karikatürler: Sputnik News

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This