PUTİN’E BEKLENMEDİK TOKAT

 

6 Nisan 2017 gecesinde Akdeniz’de bulunan ABD savaş gemilerinden Humus’taki eş-Şayrat askeri hava üssüne 59 Tomahawk füzesi atıldı. Bu saldırıda Trump yönetimi hiçbir fedakârlıktan kaçınmadı. Çünkü bir Tomahawk füzesi 1 milyon 59 bin dolara mal oluyor. ABD savunma bakanlığı toplamda 93 milyon 810 bin dolar harcamış oldu. Bu saldırı ABD’nin yeni Devlet Başkanı Donald Trump’ın emri ile gerçekleşti.

Putin bu saldırıyı “uluslarası hukuku ihlal” diye yorumladı. Sanki Kırım’ın ilhakı, Doğu Ukrayna’da muhalif savaşçıları desteklemek veya Abhazya ile Güney Osetya’yı Gürcistan’dan koparmak uluslararası hukuku ihlal değildi…

 

Malum, ABD’de cumhuriyetçiler savaşa yatkındırlar ve onların iktidarı esnasında dünyanın herhangi bir bölgesinde savaş çıkar.

Saldırı gerekçesi Suriye savaş uçaklarının siviller üzerine kimyasal bomba atmaları şeklinde idi.  Gerek Suriye ve gerekse Rusya bunun gerçek olmadığını iddia etti. Hatta saldırıdan sonra Rusya Federasyonunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki daimî temsilci vekili Safronkov “olayın tarafsız gözlemcilerce incelenmesini” talep etti. Ancak iş işten geçmişti. Irak’a yapılan saldırıda da kimyasal silah kullanıldığı iddiası ortaya atılmış, ancak bu çeşit silahlar bulunamamıştı.

 

 

Aslında gerekçenin doğruluğu ve yanlışlığı önem arz etmiyor.  Bu saldırı Putin’in saldırgan ve tehditkâr politikalarına bir cevap oldu. Çünkü Obama döneminde Putin’in uluslarası hukuk kurallarını ihlal eden saldırgan politikaları sözlü olarak tenkit edilmiş ve çare olarak ambargo uygulamasına geçilmişti. Ancak bu tedbirler Putin’in bu siyasetini sürdürmesini durdurmamıştı. Bilhassa Suriye’de Beşar el-Asad rejimini var gücü ile desteklemeyi sürdürmüştü.

 

Türkiye Rusya ile dostça siyaset sürdürmek istediğinden onun bu politikalarına karşı koyamamıştı. Fırat Kalkanı harekâtını sonlandırmıştı. Ne zaman Trump’ın askeri müdahalesi gerçekleşti, işte o zaman Türkiye Rusya’ya karşı tavrını değiştirdi, saldırıyı desteklemekle kalmadı “devamı da gelmelidir” şeklinde beyanda bulundu. Zaman zaman ABD’yi tenkit eden Ankara, artık icap ederse silah kullanmaktan çekinmeyen yeni bir Başkanın ABD’de söz sahibi olduğunu gördü.

 

Geçen Eylül ayında ABD tarafından yönetilen koalisyon güçleri Suriye’nin doğusunda Der Zor (Deir ez-Zor)’da Suriye hükumet güçlerine yanlışlıkla ateş açınca Rusya tehdit savurmuştu. Rusya Savunma Bakanlığı Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelere girecek “meçhul uçucu objeleri” Rusya askeri güçlerine bir tehdit olarak yorumlayacaklarını bildirmişti. Bu bildiriye göre Suriye’de konuşlanmış olan S-300 ve S-400 hava savunma sistemin her türlü saldırıyı durduracak güce sahip sahiptiler.

Şimdi son Amerikan füze saldırısından sonra şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Rus füzeleri bu saldırıyı durduracak teknik beceriyi gösteremediler mi, yoksa ABD ile doğrudan bir çatışmaya girmek mi istemediler? Bilindiği üzere Moskova Türkiye’ye S-400 savunma füzelerini vermek istiyordu. Ankara bir NATO üyesi olarak şimdi bu konuyu tekrar düşünecektir.

ABD’nin saldırısı Moskova için hiç beklenmedik bir durum oldu. Ancak bu olaydan önce Ürdün Kıralı Hüseyin ile Trump’ın ortak basın toplantısına gözlemciler daha iyi dikkat etselerdi, bu saldırının gerçekleşme ihtimalini fark ederlerdi. Çünkü Trump o basın toplantısında “böyle bir kimyasal saldırıya hiç kimse sessiz kalamaz “şeklinde bir açıklama yapmıştı. Bundan iki gün sonra da saldırı gerçekleşti.  Böylece Trump Başkanlık makamında attığı ilk adımlarda savcıların müdahalesiyle kaybettiği prestiji bu kararlığı ile kazanmış oldu. Bütün müttefikleri ABD’yi destekler pozisyona geçtiler.

Şimdi artık Putin, Esad rejimini daha ne kadar desteklemesi gerektiği konusunu düşünecektir. Fakat diğer yandan Suriye’de bulunan Rus hava ve deniz üslerini de kaybetmek istemeyecektir. Vladimir Putin geçmişte Ukrayna ve Suriye’de hızlı askerî harekâtlarla rakiplerini çok zor durumda bırakmayı becermişti. Şimdi ise onun gibi hızlı hareket eden Donald Trump çıktı. O attığı adımla Suriye’deki durumu bir gecede değiştirdi.

Artık düşünme sırası yalnız Suriye ile Rusya’ya değil, İran’a da geldi. IŞİD de bu politikadan payına düşeni alacak. Artık herkesin gözü Washington’a yöneleceğe benzer.

 

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This