TRUMP – PUTİN – ERDOĞAN

 

20 Ocak’ta Donald Trump, Obama’dan ABD Başkanlık koltuğunu devralacak.  Seçim sonuçları belli olduğundan beri Trump’ın söylemleri birçok siyasi çevreyi hop oturttu hop kaldırdı.

En çok merak edilen konulardan biri ABD Rusya Federasyonu ilişkilerinin geleceği ve dünya siyasetinin nasıl değişeceği konusuna odaklanmış bulunuyor.

Son olarak Trump’ın seçimleri kazanmasında Rus hackerlerin (bilgi işlem korsanları) rolü olduğu iddiası, Obama tarafından resmen açıklandı. Trump tabii ki bu iddiayı ciddiye almamaya çalıştı. En son olarak ise 35 sayfalık bir istihbarat dosyasından bahsediliyor.

Dosyanın içeriğinde Trump Moskova’da Ritz Carlton otelindeki Başkanlık süitinde gerçekleştirdiği seksüel faaliyetlerini Rus casuslar ses ve görüntü olarak kaydetmişler deniliyor. Buna bağlı olarak Amerikan istihbarat servisleri iş adamı Carter Page ile Rus resmi şahısları arasındaki ilişkileri incelemeye başlamışlar. Bu iddialar Trump’ın başına bela olur mu gelecek gelişmeler gösterecek. Aslında Trump’ın böyle bir şaibe altında başkanlığa başlaması kendisi ve çevresi için tatsız.

 

Trump Rusya ile daha dostane ilişkiler kurmaktan bahsediyordu. Ancak bu nevi iddialar dostane ilişkiler kurmaya pek zemin bırakmayacak. Ayrıca Savunma Bakanı adayı James Mattis’in Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde “Putin, NATO’yu bölmek istiyor” diyerek yeni politikayı açıklamış oldu.

“Deli Köpek” (Mad Dog) lakabıyla bilinen General Mattis hem şahin tutumuyla hem de çok konuşulan sözleriyle tanınıyor. Aynı şekilde geleceğin Dışişleri Bakanı Tillerson’un Dış İlişkiler Komitesinde yaptığı konuşmasında Güney Çin adaları Pekin’in müdahalesinden korunmalıdır demesi, uzmanlara göre bu bölgede savaş çanlarının çalmasına neden olabilir. Bütün bu söylemleri siyasi tecrübesizlikten kaynaklanıyor şeklinde de yorumlayabiliriz. Ancak Trump’ın kabinesine bir hayli emekli askeri alması başka bir şeyi de anlatıyor.

Diğer yandan 12 Ocak 2017’de Amerikan ordusuna ait 80’den fazla tank ve zırhlı araç ile 3 binden fazla ABD askeri, bugün Polonya’da konuşlandırılmaya başlandı. ABD, Soğuk Savaş’ın son bulmasından bu yana ilk kez Avrupa’ya bu boyuta bir askeri sevkiyat yapıyor.

ABD’nin Putin – Erdoğan yakınlaşmasından rahatsız olduğunu gösteren işaretler mevcut. Suriye’deki son ateşkes görüşmesine bölgede etkili güç olan ABD’nin davet edilmemesi bir dışlanma olarak algılandı. Bu nedenle mi bilinmez şimdiye kadar Suriye iç çatışmalarına müdahale etmeyen İsrail’in Şam havaalanını bombalaması manidar oldu. Her ne kadar BM’de İsrail’in işgal edilen bölgelerde Yahudi yerleşimlerine karşı tavır alması New York – Kudüs ilişkilerini sarstıysa da anlaşılan yeni başkan Trump’a bir jest yapıldı.

Türkiye’nin batıdan koparak doğuya yaklaşmasını konu eden makalelere şahit oluyoruz. Tabii ki Moskova Ankara’nın NATO’dan ayrılmasını zafer hanesine yazacaktır. Ancak böyle bir adım Türk halkının menfaatine mi olacak düşünülmesi gerekir.

ABD 350, Rusya Federasyonu 140 ve Türkiye Cumhuriyeti 80 milyon nüfusa sahipler.  ABD ve RF nükleer güce sahip. Fakat hem RF’nin hem Türkiye’nin ciddi ekonomik sıkıntıları var. Rusya’daki son aylardaki ekonomik gelişmeler hakkındaki yazımı yakında sizlerle paylaşacağız.

NATO’dan kopmak ABD’den ve AB’den kopmak, birçok ticari ortağımızdan siyasi olarak uzaklaşmak olacaktır. Onlarca yıl Batı ile ilişkileri geliştirmek için binlerce akademisyen, politikacı ve uzman yetiştirdik. Peki, Doğu ile ilişkileri yürütebilecek akademisyen, politikacı ve uzman sayımız ne kadar?

 

 

 

 

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share This