TÜRK – RUS SAVAŞI KAPIDA MI?

 

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 19 Şubatta, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki YPG mevzilerini bombalamasının Türkiye ile Rusya arasında ‘gerçek bir savaş riski’ doğuracağını vurguladı ve derhal siyasi bir çözüm bulunması için çok ciddi bir çağrı yaptığını belirtti.

Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ise, Türkiye’yi “Rusya’yı askeri bir gerginliğe kışkırtması halinde NATO’nun desteğine güvenmemesi gerektiği” konusunda uyardı. Diğer NATO müttefiklerini temsilen konuştuğunu iddia eden Asselborn, desteğin “sadece bir üye ülke açık bir biçimde saldırıya uğrarsa” geçerli olacağını belirtti.

Angela Merkel’in Berlin’deki Başbakanlık binasında resmi şahıslar da iki aradaki sürtüşmenin bir savaşa götürme ihtimalinden endişeli olduklarını belirtiyorlar. Kaza ile ateşlenen bir füze veya sinirleri gevşek bir denizaltı kaptanının ateş açmasının, III. Dünya Savaşını tetiklemeye yeteceği kanaati var.

 

Bugünkü gelişmeler 1962 yılında ABD ile SSCB arasındaki Küba krizini hatırlatıyor.

O günlerde hemen herkes bir atom savaşı patlak verecek diye korkuyordu. Geçen haftada Münih’te gerçekleşen Uluslarasın Güvenlik Konferansında Rusya Federasyonu Başbakanı Dimitri Medvedev yeni bir soğuk savaşa işaret etmiş ve “bazen 2016’da mıyız, yoksa 1962’de miyiz diye düşünüyorum” demişti.

 

NATO’nun Brüksel’deki ana karargâhındaki resmi şahıslar Ankara ile Moskova arasındaki durum aşırı derecede patlamaya hazır olarak görüyorlar. İki ülke güçleri Türkiye ile Suriye sınırında savaşmaya hazır olarak bir birinden ancak bir kaç km. uzaklıkta duruyorlar.

Türkiye’nin kendi topraklarından YPG mevzilerine bombalar yağdırması ve onların cevap vermesi, durumu daha da gerginleştirdi. Şayet Türkiye Suriye’deki Kürtler üzerine kara harekâtı başlatırsa bu bir kâbusa dönüşebilir. Çünkü bir müddet sonra bu olaya Ruslar da karışacaktır. Peki, bir NATO üyesinin askerleri Rus askerlerine ateş açarsa ne olur?

Rusya’da da savaş çığırtkanları propagandaya başladı.

Geçenlerde bir Rus televizyonunda açık oturuma çıkan Liberal Parti lideri Jirinovski “Türkleri bombalayın, yok edin” diye defalarca bağıra bağıra talepler savurdu. Dinleyiciler ona yüksek puan vermekle kalmadılar, bol bol da alkışladılar. Bunu Jirinovski Türkiye’de iken kötü muamele görmüş, bunun intikamını alıyor diye geçiştiremeyiz. Neticede o Duma’da temsil edilen bir siyasi parti lideridir.

Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı Birleşmiş Miletler Güvenlik Konseyinde Türkiye aleyhine bir soruşturma açtırmak istedi. Oylama 23 Şubat’ta olacak. Muhtemelen desteklenmeyecek.

 

Öte yandan Rusya askeri faaliyetlerine ısrarla devam ediyor.

Beşinci nesil savaş uçağı PAK FA (T50)’yi başarı ile denedi. Uçak bir saniyede 384 metre yükselme kabiliyetine sahip.

Ayrıca Rusya Deniz Komutanlığı Akdeniz’de devamlı nöbetleşe görev görecek iki korvet yolluyor. Bu korvetler 2 bin metre uzaklıktaki hedefleri vurabilecek füzelerle teçhiz edilecekler. Daha öncede Rusya Hazar denizinden fırlattığı füzelerle Suriye’de 600 kişinin ölümüne sebep olmuştu. Diğer yanda Akdeniz’deki bir savaş gemisinden attığı füze ile büyük tahribat yapmıştı. Kısacası Rusya her yerden ateş açma kabiliyetinin olduğunu sergileyip duruyor.

Bu arada Moskova, 13 Şubat’ta Ankara’da nerdeyse hepsi asker 28 kişinin ölümü ve 61 kişinin yaralanmasına neden olan terör saldırısını kınayarak, Türk halkına taziyesini bildirdi.

 

 

19-21 Mayıs 2016 tarihlerinde Tataristan’ın başkenti Kazan’da sekizinci Uluslararası ekonomi zirvesi “Rusya – İslam Dünyası: Kazan Summit 2016” düzenlenecek. Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Mariya Zaharova, “Türk tarafının Kazan’daki foruma katılmak gibi bir arzusu var ise biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız. Biz Türk iş sektörüne açığız” dedi.

Geçen hafta Suriye’nin geleceği üzerine yapılan toplantıda taraflar Suriye’de bir hafta sonra ateşkes yapmak üzere anlaşmışlardı. Ancak Esad’ın bu anlaşmaya uymayacağı gibi bilgiler alındı. Bunun üzerine Moskova Esad’a, ateşkesten yararlanarak bir takım yerleri ele geçirme teşebbüsünden vazgeçmesini bildirdi.

İşte en azından yukardaki bu iki resmi bildiri, Moskova’nın ateşkes konusunda onay vermesi ve Esad’ı uyarması, bizleri savaş çıkarmak isteyen bir ülkenin üslubunu yansıtmıyor şeklinde bir düşünceye de yönlendirebilir. Ancak savaş çığırtkanları, savaştan kendilerine kâr damıtacaklarını zannedenler de bir hayli gibi gözüküyor.

 

Neticede iki ülke arasına düşmanlık tohumları saçıldı.

Samimi arzumuz tabii ki savaştan yana olmamaktır. Fakat böyle bir tehlikenin mevcudiyetini de unutmamamız gerekiyor. Çünkü ateşkesi bozanlar her zaman oluyor.

Author: Nadir Devlet

Prof. Dr., Türk Dünyası tarihi ve uluslararası ilişkileri uzmanıdır. 20 ve 21. yüzyılda Rusya, Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk halklarının geçmişi, bugünü, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapıları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Share This